aofsorular.com
SOS319U

Türkiye’de Kentleşme

2. Ünite 20 Soru
S

Köy ve kasaba kavramlarını açıklayınız.

Köy ve kasaba nüfus sayısının az olduğu yerlerdir. Temel geçim kaynağı genel olarak tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

S

Köy/ kasabanın sosyolojik açıdan özellikleri nelerdir?

Köy/ kasabanın sosyolojik olarak tanımlanabilecek belirli özellikleri vardır:
• Köylerde nüfus az olduğu için herkes birbirini tanır. Herkes birbirini tanıdığı için dayanışma unsuru da fazladır. Köyde bir hastalık durumunda, bir sorun yaşadığında çok sayıda insan o kişinin/ ailenin yardımına koşar. Bu bağlamda köylerde tanımaktan kaynaklanan dayanışma önemlidir.
• Köyler, kişi üzerinde toplumsal kontrolün çok güçlü olduğu yerleşim yerleridir. Köyler, küçük yerleşim yerleri oldukları için haberdar olma durumu yüksektir. Normlara uymayan davranışlar karşısında toplumsal baskı çok güçlüdür. Kişi üzerinde aile, grup, çevre baskısı büyüktür.
• Köylerde grup normlarına uyma büyük önem taşır. Bu bağlamda bireysellik, farklılık hoş görülmez.
• Köyler, hayatın daha statik, durağan yaşandığı yerlerdir. Bu bağlamda toplumsal değişme daha yavaş gerçekleşir.
• Köylerde, örgütlenme, farklılık, çeşitlilik zayıftır. Bu bağlamda köyler benzeşmeye, homojenliğe dayalı yapılardır.
• Köylerde, üretim genellikletarım ve hayvancılık üzerinden şekillenir. Bu bağlamda üretim anlamında bir çeşitlilik yaygın değildir.
• Köyler zamanın yavaş aktığı, kültürel ve sosyal faaliyetlerin sınırlı olduğu yapılardır.

S

Sanayileşmenin ilk döneminde kente göç eden insanların ortak özellikleri nelerdir?

Sanayileşmenin ilk döneminde kente göç eden insanların önemli ortak noktaları bulunmaktadır.
Bu özelliklerden bazıları şunlardır:
• Ekonomik açıdan son derece zor durumda, çoğu açlık sınırında bulunan, herhangi bir
birikimi olmayan kişilerden oluşmaktadır.
• Geniş kitleler ilk defa onbinlerce/ yüzbinlerce insanın yaşadığı yerleşim birimlerinde hayata tutunmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda kente yönelik ortak bir yaşam kültürü yoktur.
• Çoğunun herhangi bir mesleği yoktur.
• Geniş aileyle birlikte var olmaya çalışmaktadır

S

Sanayileşme süreci ve sonrasında kentlerde ortaya çıkan özellikler nelerdir?

Sanayileşme süreci ve sonrasında sanayileşmiş ülkelerde nüfusun büyük bir bölümü kentlerde yaşamaya başlar. Sanayileşme ile birlikte fabrikaların çevresinde oluşmuş bir kentleşme süreci söz konusudur. İlk aşamada düzensiz olarak başlayan kentleşme, sonraki süreçte son derece planlı ve rasyonel şekilde düzenlenir. Kentler ise değerler ve yaşama alışkanlıkları bakımından son derece farklı özelliklere sahip yerleşim birimleridir ve kentlerde:
• Hukuk,
• Rekabet,
• Örgütlenme,
• Zaman bilinci,
• Eğitim,
• Farklılık,
• Bireycilik,
• Eşitlikçi roller,
• Akılcılık önemli değerler olarak ön plana çıkar.

S

Toplumsal tabakalaşma açısından yöneten ve yönetilenlerin seçildiği kesimler nelerdir?

Toplumsal tabakalaşma açısından bakıldığında temel ayrım, yöneten yönetilen ayırımıdır. Yönetenler ve yönetilenler şu kesimlerden oluşmaktadır (Tabakoğlu, 2017: 28-30): Yönetenler:
• Saray Halkı: Padişah, eşrafı ve sarayda görevli değişik mesleklere sahip çalışanlardan oluşmaktaydı.
• İlmiye: Medrese eğitiminden geçmiş yönetim, yargı ve öğretimle görevli kişilerdir.
• Seyfiye: İmparatorluğun askerî kanadıdır. Düzenli askerleri oluşturan kapıkulu askerleri ve temel görevi tımarları korumak olan geçici askerleri oluşturan tımarlı sipahilerden oluşur.
• Kalemiye: İdari görevleri gerçekleştiren memurlardır.

S

Türkiye'de kentleşmenin özellikleri nelerdir?

Türkiye’de kentleşme değil metropolleşme söz konusudur. Örneğin; insanlar Artvin’in bir köyünden Artvin’in ilçesine ya da merkezine değil, Kars’ın bir köyünden Kars’ın ilçesine ya da merkezine göç etmemişlerdir. Yakın yerlerdeki şehirlerin ilçesine ya da merkezine de göç çok yaygın değildir. İnsanlar Artvin’in, Kars’ın, Çankırı’nın, Kahramanmaraş’ın bir köyünden/ ilçesinden/merkezinden doğrudan Türkiye’nin en büyük kentleri olan İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana gibi kentlere göç etmişlerdir. Bu bağlamda Türkiye’de kentleşme değil, metropolleşme söz konusudur.

Türkiye’de kentleşmenin önemli bir özelliği akılcı bir şekilde gerçekleşmemesidir. Yani, kişiler kentte iş bulup, ailesi için uygun ev bakıp, çocukların okul durumlarını belirleme gibi konuları dikkate almadan, “önce bir gidelim/ sonra başımızın çaresine bakarız” olarak tanımlanabilecek bir anlayışla kentlere göç etmektedir. Özellikle Türkiye’de açık ara en yoğun göçü alan şehir olan İstanbul’a göçün arkasında “İstanbul’un taşı toprağı altın” düşüncesinin ve “milyonlarca insan nasıl başının çaresine bakıyorsa biz de bakarız” yaklaşımının önemli etkisi bulunmaktadır. Kentleşme çoğu zaman önce bir akrabasının/ köylüsünün/ hemşerisinin/ asker arkadaşının yanına bir süreliğine taşınma ile gerçekleşmekteydi. 

Türkiye’de kitlesel şekilde yapılan göçler de söz konusu oldu. Özellikle ekonomik, güvenlik ya da baraj yapılması vb. nedenlerle köylerin boşaltılıp köylerde yaşayanların toplu olarak büyük şehirlere göç etmesi de sıklıkla görülen bir durumdu.

S

Türkiye'de Kentleşmenin nedenleri nelerdir?

Türkiye’de kentleşmenin farklı alanlardan kaynaklanan çok sayıda nedeni bulmaktadır. En temel olarak, köyde/ kırsalda iyi bir yaşam umudu kalmamış insanlar için kent geleceğe yönelik bir umudu temsil etmektedir. Köyden kente göç edenlerin çok büyük bir bölümünün eğitimi, yeteneği, mesleği bulunmamaktadır. Kent, kendisi için değilse bile gelecekte çocukları için çok daha iyi bir gelecek elde edebilecekleri, daha üst statüde yer almalarına olanak sağlayacak imkânları vadeden bir umudu barındırmaktadır. Türkiye’de kentleşmenin çok sayıda nedeni bulunmaktadır. Bu nedenleri belirli başlıklar altında toplamak mümkündür.

  • İtici Nedenler 
  • Tarımda Makineleşme
  • Hızlı Nüfus Artışı ve Toprakların Bölünmesi
  • Toprakların Büyük Sermaye Sahiplerinin Elinde Toplanması
  • Yatırım, Güvenlik vb. Nedenlerle Köylerin Boşaltılması
  • Çekici Nedenler
  • Daha Fazla İş Olanakları Sağlaması
  • Yoksulluğu Kırma İmkânları Sağlaması
  • İyi Eğitim Fırsatlarına Ulaşma
  • Daha Zengin Kültürel ve Sportif İmkânlar
  • Daha İyi Sağlık Olanaklarına Sahip Olma
  • İletici Nedenler
  • Ulaşım Alanındaki Gelişmeler
  • Haberleşme ve İletişim Alanında Yaşanan Gelişmeler
  • Sosyo-psikolojik Nedenler
  • Dış Nedenler
S

Türkiye'de köylerden kentlere göçün nedenlerinden itici nedenler nelerdir?

İtici nedenler, köyden kaynaklanmaktadır. Köy, artık insanlara yeterli bir yaşama imkânı sunamamaktadır. Köyde yoksulluğu kıracak imkânlar azalmakta, köyde ekonomik açıdan kötü durumda bulunan kişiler, o durumu aşacak imkânları köyde bulamamaktadır. Köy, içinde yaşayan insanları kente doğru itmektedir. İtici nedenleri birkaç başlık altında toplamak mümkündür. 

  • Tarımda Makineleşme
  • Hızlı Nüfus Artışı ve Toprakların Bölünmesi
  • Toprakların Büyük Sermaye Sahiplerinin Elinde Toplanması
  • Yatırım, Güvenlik vb. Nedenlerle Köylerin Boşaltılması
S

Kentleşme sürecinde kente çeken nedenler nelerdir?

Kentleşme sürecinde insanları kentlere çeken nedenler;

  • Daha Fazla İş Olanakları Sağlaması
  • Yoksulluğu Kırma İmkânları Sağlaması
  • İyi Eğitim Fırsatlarına Ulaşma
  • Daha Zengin Kültürel ve Sportif İmkânlar
  • Daha İyi Sağlık Olanaklarına Sahip Olma şeklinde sıralanabilir.
S

Kentleşme sürecinde kentleşme nedenlerinden iletici nedenler neler olabilir? Açıklayınız.

Kentleşmenin iletici nedenleri, köyün iticiliğinden ya da kentin çekiciliğinden kaynaklanmayan ama kentleşmeyi de arttıran nedenlerdir. Tarihsel süreç içerisinde değerlendirildiğinde temel olarak iki faktör bu konuda öne çıkmaktadır:

  • Ulaşım Alanındaki Gelişmeler
  • Haberleşme ve İletişim Alanında Yaşanan Gelişmeler
S

Tarımda makineleşmenin kentleşme sürecine etkileri nelerdir?

Tarımda makineleşmenin ise önemli etkileri olacaktır. Bu etkilerin bazıları şunlardır:
• Tarımda insan gücüne duyulan ihtiyacın azalması ve işsizliğin artması,
• İşsiz kalan insanların geçinmek için kentlere göç etmesi,
• Kentlere yaşanan iç göç ile birlikte kentlerde önemli toplumsal sorunların ortaya çıkması, çarpık kentleşmenin hız kazanması,
• Kentlerdeki yerel yönetimlerin kaynaklarını üretken yatırımlar yerine, kente göç eden kitlelerin eğitim, sağlık, altyapı hizmetlerine harcaması,
• Tarımda işlenen alanların ve verimliliğin artması ile birlikte köylerde zenginleşen bir kesimin ortaya çıkması.

S

Kültürel ve sportif anlamda  büyük kentlerde öne çıkan fırsatlar nelerdir?

Kültürel ve sportif anlamda kentte, özellikle büyük kentlerde öne çıkan bazı fırsatlar şu şekilde belirtilebilir:
• Kentlerde çok daha fazla sinema salonu bulunmaktadır ve çok farklı filmlere ulaşmak mümkündür.
• Tiyatro severler açısından farklı alternatiflere ulaşmak mümkündür.
• Kitap fuarları, konserler, festivaller açısından zengin imkânlar sunmaktadır.
• Spor yapma anlamında, çok daha geniş sportif alanlara sahiptir. Futboldan tenise, jimnastikten voleybola, basketboldan güreşe kadar çok farklı branşlarda çocukluktan itibaren uzman kişilerden eğitim alma imkânı bulunmaktadır.
• Sportif anlamda büyük organizasyonları izlemek mümkündür.
• Kültür ve sanatın her alanında söyleşi, imza günleri, eğitim atölyeleri, kurslara ulaşma/ katılma imkânı bulunmaktadır. 

S

Tarihsel süreçte kentleşmeyi arttıran haberleşme ve iletişim araçları nelerdir?

Tarihsel süreçte kentleşmeyi arttıran haberleşme ve iletişim araçları şunlardır:

  • Gazeteler:Cumhuriyetin kuruluşundan sonraki süreçte gazeteler, modern Türkiye’nin yaratılmasında yaratılmak istenen insan prototipinin duyurulmasında oldukça önemli işlev görmüşlerdir. Gazeteler en ücra köylere, köylerdeki ortak mekânlara kadar ulaşan iletişim aracıdır.
  • Dergiler:Cumhuriyetten sonraki süreçte dergilerin de kültür aktarımında önemli işlevleri bulunmaktadır. Özellikle 1960 ve 1970’li yıllar Türkiye’de magazin dergiciliğinin de öne çıktığı yıllardır. Dergilerde ekonomik olarak üst gelir grubunun, sanatçıların, film yıldızlarının gösterişli hayatları yansıtılmakta, bu durum kentli yaşam tarzına yönelik cazibeyi arttırmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren ise magazinden modaya, spordan televizyona kadar dergi çeşitliliği büyük artış göstermiş, yabancı kökenli birçok derginin yerli versiyonları yayına başlamıştır.
    • Televizyonlar: Türkiye’de 1970’li yıllarda televizyonlar gündelik hayata girmeye başlasa da 70’li yıllar köylerde çok az insanın televizyon sahibi olduğu ve televizyon sahibi olmanın sahibine önemli bir prestij sağladığı yıllardır. 
S

Kentleşmenin nedenlerinden dış kaynaklı nedenleri açıklayınız.

Dış nedenler, uluslararası konjonktürün etkisiyle kentleşmeyi etkileyen nedenleri kapsamaktadır. Bu nedenlerin etkisi, 1948 yılında Marshall yardımıyla başlayan ve 1950’li yıllar ve sonrasında yabancı ülkelerle/ kurumlarla etkileşimin artması sürecinde alınan dış borçlar/ kredileri kapsamaktadır. Türkiye bu borçlanma sürecinde, borç alınan ülkelerin yönlendirmelerine maruz kalmıştır. Borç veren ülkeler, bu borçların hangi alanlarda kullanılıp, kullanılmayacağı noktalarında da dayatmalarda bulunmuş ve bu dayatmalar Türkiye’de sanayi ve ekonominin şekillenmesinde önemli etkilerde bulunmuştur. Dış yardımlar ekseninde kentleşme sürecini etkileyen birkaç boyut şunlardır: Alınan yardımların sanayide kullanılmaması, tarımda makineleşmeye ve gelişmeye ağırlık verecek alanlarda kullanılmasının dayatılması nedeniyle 1950’li yıllar sonrasında tarımda traktör sayısındaki artış ve işsiz kalan geniş kitlelerin geçim için kente göç etmesi söz konusudur. Alınan dış borçların/ yardımların otoyolların yapımında kullanılmasının dayatılması, Türkiye’de demiryolları yapımının ve havacılık sektörüne yapılan yatırımların iptal edilmesini beraberinde getirdi. Sanayileşme sürecinde 1800’lü yılların ikinci yarısında Avrupa’da sanayileşmiş birçok ülke arasında demiryolu iletişimi sağlanmışken, günümüzde Türkiye’nin birçok şehrinde demiryolu bulunmamaktadır. Otoyolların gelişmesi iletici nedenlerde de belirtildiği şekilde kırsaldan kente göçü kolaylaştırıp hızlandırmıştır.

S

Türkiye’de kentleşme sürecinde yaşanan sorunlar nelerdir?

Türkiye’de kentleşme sürecinde öne çıkan bazı temel sorunlar aşağıda belirtilmektedir;

  • Konut ve Arsa Sorunu
  • Kayıt Dışı Ekonominin/Çalışmanın Artışı
  • Ulaşım ve alt yapı sorunu
  • Kentte ama Kentli Değil: Kenti Yaşayamama, Kentle Bütünleşememe Sorunu
  • Gecekondu Sorunu
S

Kentleşme sürecinde trafik sorununun önemli hâle gelmesinde etkili olan faktörler nelerdir?

Trafik sorununun önemli hâle gelmesinde birkaç faktör etkili olmuştur:
• Yaşanan hızlı iç göçler sonrasında büyük şehirlerde araç sayısı büyük oranlarda artmıştır.

• Araç sayısındaki artışa rağmen, çarpık ve plansız kentleşme nedeniyle trafiğin sorunlu olduğu birçok yerde yol genişletilmesi yapılamamaktadır. Bu durum trafik tıkanıklığını arttırmaktadır.

• Günümüzde trafikte yol yapımı çalışmaları, kentlerde aylarca trafik tıkanıklığını önemli bir sorun olarak ortaya çıkarmaktadır.

• Çarpık kentleşme ve yerleşim alanlarının plansızlığı nedeniyle trafiği rahatlatabilecek metro vb. araçların yapılması ve belirli hatlara ulaşması oldukça fazla  zaman almaktadır

• Birçok gelişmiş ülkedetrafiği rahatlama aracı olarak özellikle şehir içi alanlarda bisiklet/ mobilet kullanımı teşvik edilmekte, bisiklet yolları yapılmakta ve bu araçlardan yaygın olarak faydalanılmaktadır. Türkiye’de ise araç yoğunluğu olan yerlerde trafik kültürü eksikliği nedeniyle bisikletle trafiğe çıkma, önemli kaza riskini/ can güvenliği sorununu da beraberinde getirmektedir.

S

Türkiye’de gecekondulaşma tarihi kaç döneme ayrılır? Bunlar nelerdir? Açıklayınız.

Keleş, Türkiye’de gecekondulaşma tarihinin birkaç döneme ayrılabileceğini belirtmektedir:
• Birinci dönem, 1960’ a gelinceye kadarki dönemi kapsamaktadır. Bu dönemde gecekondular yoksul ailelerin barınma gereksinimlerinin kendi imkânlarıyla, ufak yardımlarla karşılamaya çaba gösterdikleri dönemdir. Aileler yaptıkları gecekondularda kendileri oturur, gecekondu kiralanmasına ender rastlanır.
• İkinci dönem, 1960-1970 arasıdır. Bu dönemde gecekondular genellikle sahibinin emeğinden yapılmaktadır, ancak gecekonduların kiraya verilme oranı yükselmektedir. Gecekonducu, birçok gecekondu yapmakta, ihtiyacından fazlasını kiraya vermektedir.
• 1970 ve 1980’lerden sonraki üçüncü dönemde ise, gecekondu yapım süreci tümüyle ticarileşmiş, yoksul kitle için arsa sağlayıp yapı ve gereçlerini bulan ve gecekondu yapısını yaparak bunları satışa çıkaran “gecekondu firmaları” türemiştir.
• 2000’li yıllarda ise gecekondu, özellikle büyük kentlerin doğal karşılanan bir parçası durumuna gelmiş gibidir. Gecekondu sahipleri, gecekondularından en yüksek kârı elde etme çabasındadır (arazi fiyatları değerlenmiştir). Devlet ve belediyeler ise, kentsel dönüşüm adı altında gecekondu alanlarında yaratılan rantın paylaşımına öncülük etmeye çalışmaktadır. Gecekondu alanlarına çok yüksek apartman blokları yapılmaktadır.

S

Türkiye'de ortaya konulan  “köykent projesi” ile amaçlanan hedefler nelerdir? Açıklayınız.

Türkiye’de 1950’li yıllardan itibaren köylerden büyük kentlere yoğun iç göç yaşanmıştır. Belirli dönemlerde hükümetler göçün kaynaklandığı yerler olarak köylerin şartlarının ekonomik/ sportif/ kültürel olarak geliştirilmesini hedeflemişlerdir. Bu yaklaşımlardan en öne çıkanı Bülent Ecevit tarafından ortaya konulan “köykent projesi”dir. Bu proje ile kentlerdeki çekici imkânların köylerde de oluşturulması hedeflenmiştir. Bu proje ile
• Kooperatifler kurularak köylülerin dayanışma içinde ürünlerini değerlendirmeleri ve pazarlamaları amaçlanmıştır. Devlet, kooperatifçiliği desteklemiştir.
• Köylere sportif alanların kurulması amaçlanmıştır
• Köylerin kentlerle bağlantısı karayollarıyla geliştirilerek, üretilen ürünlerin kent pazarlarında satılması amaçlanmıştır.

S

Türkiye’de tarihsel süreçte hızlı kentleşmeye yönelik öne çıkan yaklaşımlar nelerdir?

Türkiye’de tarihsel süreçte hızlı kentleşmeye yönelik öne çıkan üç temel yaklaşım bulunmaktadır;

  • Köylerin/ Kırsalın Şartlarının Düzenlenmesi
  • Kentlerin İmkânlarının Geliştirilmesi
  • Yerel Yönetimlere Daha Fazla Yetki Verilmesi
S

Kayıt dışı ekonominin/çalışmanın artışı kentleşmeyi nasıl etkilemiştir?

1950’li yıllardan itibaren kentlere göç eden kitlelerin önemli bir özelliği, herhangi bir mesleğe, beceriye, vasfa sahip olmamalarıdır. Göç edenlerin önemli bir bölümü resmi işlerde, sigortalı olarak çalışabilecek beceriye sahip değildir. Göç edenlerin, geçimlerini sağlayabilecekleri alan olarak informel, kayıt dışı işler öne çıkmaktadır. Tarihsel süreçte kentleşmenin her aşamasında, kente göç edenler arasında kayıt dışı çalışma yaygındır. Kayıt dışı çalışma, düzenliliği olmayan işlerde, çoğu zaman çok kötü çalışma koşullarında düşük ücretlerle çalışmayı da beraberinde getirmektedir. Erkeğin çalışması çoğu zaman aile geçindirmeye yetmemektedir. Bunun yanında kentlerde çok fazla işsiz olması nedeniyle, kayıt dışı da olsa uzun süreli iş bulmak mümkün olamamaktadır. Bu durum aile geçimine yardımcı olma adına herhangi bir vasfı olmayan kadınların da kayıt dışı işlerde bazen temizlik, bazen çamaşır yıkama, kaçak bir tekstil firmasında düşük ücretle çalışmasını da beraberinde getirmektedir. Yine kentleşme sürecinde aile bütçesine katkı sağlamak için küçük yaşlardan itibaren çocukların da kaçak olarak çalıştıkları bilinen bir gerçektir.