aofsorular.com
FEL405U

Felsefeci Olmayan Düşünürler

5. Ünite 21 Soru
S

Felsefe yayınları yapan ya da yayınlarında felsefi bir tutum sergileyen bazı düşünürler ve ilgilendikleri konulara örnek veriniz.

Felsefe yayınları yapan ya da yayınlarında felsefi bir tutum sergileyen bazı düşünürler ve ilgilendikleri konular şöyle sıralanabilir: Zeki Velidi Togan’ın (1890-1970) Tarihte Usul adlı çalışması yöntem, genel olarak tarih felsefesi, özel olarak analitik tarih felsefesi açısından değerli bir çalışmadır. Z. Fahri Fındıkoğlu’nun (1901-1974) İçitmaiat: Metodoloji Nazariyeleri, Felsefede yöntem üzerine çalışan önde gelen filozofları tanıtmaktadır. Sadri Maksudi Arsal (1879-1957), hukuk tarihi ve hukuk felsefe çalışmalarıyla dikkati çekmiştir. Yavuz Abadan (1905-1967) hukuk ve devlet felsefeleri hakkındaki yayınlarıyla bu alanda önde gelen düşünürleri tanıtmış ve tartışmıştır. Ali Fuat Başgil (1893-1967) demokrasi ve laiklik konularındaki çalışmalarla siyaset felsefe alanında kaynak eser bırakmıştır. Ömer Lütfi Barkan (1902-1979) iktisat alanında özellikle iktisat tarihinde önemli başarılar kaydetmiştir.

S

Adnan Adıvar'ın temel iki eseri hakkında kısaca bilgi veriniz.

Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde iİim ve Tarih Boyunca İlim ve Din olmak
üzere iki temel eser ortaya koymuştur.Osmanlı Türklerinde İlim adlı eser, ilkin 1939 yılında Paris’te Fransızca olarak (Adıvar 1970, 204), sonra da 1943 yılında kendisi tarafından Türkçeye çevrilmiş ve basılmıştır (Adıvar 1970, 7). Kitabın amacı olarak, ilim denilen ilmin mirasçı olan Türklerin beşyüz yıl bu konuda ne yaptıklarını kısaca belirlemek olduğunu (Adıvar 1970, 5) bildirmiştir. Konulan amaç ve ele alınan konu, Türklerin düşünce yapısıyla bir hesaplaşmayı içermektedir. Kitabın adını ve konusunu Osmanlı Türkleriyle sınırlaması, bilimsel çalışma anlayışı çerçevesinde temkinlilik ve nesnellik
göstergesidir.Tarih Boyunca ilim ve Din adlı çalışma ilkin 1944 yılında yayınlanmıştır. Din ve ilme ilişkin sorunların çok eski ve aynı zamanda güncel olduğu vurgulanmıştır (Adıvar 1969, 29). Özellikle 18. yüzyılda yoğunlaşan ve 19 yüzyılda derinleşip genişleyen ve 20. yüzyılda da netleşmeye başlayan bilim - din ilişkileri 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türkiye’de de yoğun olarak tartışılmıştır. Adnan Adıvar, söz konusu tartışmanın Türkiye’de daha iyi yapılması için ilkçağlardan başlayarak, felsefe, bilim ve dini merkeze alan Türkiye’de hala aşılamayan, dünya çapında bir düşünce tarihi ortaya koymuştur.

S

Adnan Adıvar'ın Tarih Boyunca İlim ve Din eseri hangi bölüm başlıklarını içermektedir?

Tarih Boyunca İlim ve Din şu bölüm başlıklarını içermektedir: Yunandan Önce, İlk Yunan İlmine Bir Bakış, Sokrates,Eflatun ve Aristo, Aristoteles’ten Sonra, Hıristiyanlıktan Önce ve Sonra İlim, Hıristiyanlık ve Karanlık Devir, İslam ve Ortaçağ, İslam Dini İlim ve Felsefe, Batıda Ortaçağ, Tıp ve Dallarıyla Din, Rönesans’ta İlim ve Din İlişkileri, İlim Rönesans’ı, Büyük Yüzyıl: Galile, Büyük Yüzyıl: Descarets, Pascal, Spinoza, Büyük Yüzyıl: Newton, Büyük Yüzyıla Kadar Tabiat Araştırmaları, Dil ve Din, Dinin Tabiyesi, 18. Yüzyıla Girerken, 18. Yüzyılda İlim, İngiltere’de 18. Yüzyıl, Fransa’da 18. Yüzyıl, Almanya’da 18. Yüzyıl, 19. Yüzyılın İlim Noktasından Genel Nitelikleri, 19. Yüzyılda Fizik ve Kimyaya Genel Bir Bakış, 19. Yüzyılda Biyolojiye Kısa Bir Bakış, Darwinden Önce, Darwin ve Evrim Teorisi: Evolution, Psikoloji Tarihine Kısa Bir Bakış, Almanya’da 19. Yüzyılda İlmi Düşünce, 19. Yüzyılda Fransa’da Düşünce: Pozitivizm, Fransa’da Düşünce Akımları, Comte’tan Sonra, İngiltere’de Düşünce Hareketleri, 19. Yüzyılda Din ve Evrim Teorisi, 19.Yüzyılda Din ve Öteki İlimler, Dinde Eleştirme Usulü ve Değişmeler, Türkiye’deki Tartışmalar Afgani, 20. Yüzyıl Modern Fizik: Bağıntılılık Teorisi, Genel Görelilik Teorisi, Atom, Quanta ve Dalgalar Mekaniği, Yeni Fizikte Nedensellik Prensibi ve Belirsizlik, Yeni Fiziğin Düşünce Alanındaki Etkileri, Yeni Atom Fiziği ve Determinizm, İlim ve Din.

S

Adnan Adıvar'ın din ve bilim anlayışı hakkında kısaca bilgi veriniz.

Adıvar’a göre, felsefeyi doğuran nedenlerden biri de, dinin ne demek olduğunu, neden ibadet ihtiyacı duydukları üzerine insanların düşünmeye başlamalarıdır (Adıvar 1969, 29). Felsefe, daha doğrusu Metafiziğin (felsefe) ortaya çıkmasıyla birlikte hemen tabiatüstü bir kuvvetin, Tanrı fikrinin eleştirel bir şekilde düşünülmesi yolu açılmıştır. Bu düşünüş eski Yunan felsefesinin insan beynini karıştırmaya başladığı zamandan beri, insanoğlunun hayatı üzerindeki etkiden bir an geri kalmamıştır. İnsanlığın tarihi hakkında bilgilerimiz genişledikçe, insanların çeşitli iman, itikat ve dini kuruluşları mukayeseli bir yolla incelendikçe dinin -şekli, ismi, düzeni ne olursa olsun- aslında bir bütün, tümel bir kavram olduğu açıkça meydana çıkmıştır. Din adı altında varolan bu tümel kavram, her halde teker teker dinlerin itikat, ibadet ve muamelata dair meselelerinden daha muazzam bir sorun teşkil eder (Adıvar 1969, 29-30).

S

Buisson dinin tarifini üç esasa ayırmıştır. Bunlar nelerdir?

Buisson, dinin tarifini üç esasa ayırır: 1- Zihni bakımdan gerek tarihi ve gerek nazari bir takım iman ve akidelerden, 2- Hissi bakımdan ibadet, vecit, delilsiz ve ispatsız inanma dua gibi heyecandan, 3- Ameli bakımdan da ferdin, ailenin, toplumun maddi ve manevi yönetimine uygulanabilen birtakım kurallardan ibaret olduğunu söylüyor (Adıvar 1969, 33). Buisson’un, din, sonsuzluğa karşı açılmış bir pencere, gerçi bizi sonsuzluğa sahip kılamaz; fakat ne de olsa, bizi sonlunun hapsinden kurtarır, görüşünü benimsemektedir.

S

Adnan Adıvar'a göre Doğu'da ilim kelimesi ne tür anlamlar taşımaktadır?

Adıvar’a göre Doğu’da ilim kelimesi, bütün beşeri bilgileri, hiç ayırt etmeksizin içine alan çok geniş bir anlam taşır (Adıvar 1970, 5). İlim terimi, kelamdan rüya tabirine kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir (Adıvar 1970, 5-6). İlme verilen bu geniş anlam, Türkiye’nin karanlık kalan fikir göklerini modern ilmin ilk ışıkları aydınlatıncaya kadar, yani 19.yüzyıla kadar baki kalmıştır. Bütün bu ilimler medreselerde okutulurlardı. (Adıvar 1970, 6). Adıvar, ilim anlayışın, içerik ve yöntem açısından Yunan düşüncesinin kazandığı niteliklerin farklılaşarak Doğu’da kavranışını yansıttığını ve Türklerin de ilim terimini eksik bazen de yanlış anladıklarını belirtmektedir (Adıvar 1970, 7). Bu düşüncesiyle bilim anlayışının Yunan kökenli olduğu ve yapısının değiştirildiğine işaret etmektedir.

S

Adnan Adıvar ilim kelimesini kısaca nasıl tanımlamıştır?

Adıvar, ilmi, en basit manasıyla, olayların birbiri arkası sıra tekrarlanışına dikkat edilerek çıkarılacak bir takım kavramların tümü gibi telakki edilmesi olarak görür. Ona göre bu sürecin kaostan kozmos haline geçiş şeklinde açıklanması ve olayların tekrarlanmasından dolayı, tekrarlanan olayların gelecekteki hallerini bilebilme çıkarımı, bilimin temelini oluşturmaktadır. Başka bir deyişle, olayların önceden biliniş tarzlarına ve olaylar hakkındaki görüşlere ilim dendiğini belirtmiştir.

S

Fuad Köprülü'nün hayatı hakkında kısaca bilgi veriniz.

Fuat Köprülü, (1890-1976), İstanbul’da doğmuştur. Mercan İdadisini bitirmiş, 1907- 1910 yılları arasında Mekteb-i Hukuk’a (hukuk fakültesi) devam etmiştir. Hocalarını beğenmediği için okulu bırakıp lise öğretmenliği yapmıştır. 1913 yılında Halit Ziya Uşaklıgil’den boşalan İstanbul Darülfünunu (Üniversitesi) Türk Edebiyatı Tarihi kürsüsüne 23 yaşında müderris (profesör) tayin edilmiştir. 1924 yılında sekiz ay Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarlığı yapmıştır. 1925 yılında Türkiyat Enstitüsü müdürlüğüne atanmıştır. 1934 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi dekanlığı yaparken Atatürk’ün isteği doğrultusunda Kars’tan milletvekili seçilmiştir. Ankara Üniversitesi DTCF’de Orta Zaman Türk Tarihi ve Müesseseler Tarihi dersleri vermiştir. 1941 yılından itibaren hocalık görevlerini bırakmış milletvekili olarak siyasi işlerle uğraşmıştır. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti hükümetinde Dışişleri bakanlığı yapmıştır (Orhan Köprülü 2006, 1-6).

S

Fuad Köprülü'nün eserleri nelerdir?

Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, Osmanlı’nın Etnik Kökeni. Ayrıca, Türk Edebiyatı Tarihi, Divan Edebiyatı Antolojisi, Saz Şairleri önden kalan kitap çalışmalarıdır. Ayrıca Türk tarihçiliğinde çığır açan çok sayıda makale yayınlamıştır. Kitap, makale, bildiriler de dahil olmak üzere toplam yayının 1500 civarındadır.

S

Tarih felsefesi nedir?

Tarih felsefesi, tarih sorunlarını felsefi bağlamda incelenmesidir. Esas gelişme seyri, tarih bilgisinin güvenilirliğini artırmak için ne türden yöntemler geliştirilebilir sorunlarıyla ilgili olarak gerçekleşmiştir. Tarih felsefesinin bilgi sorunlarını inceleyen kısmına analitik tarih felsefesi, tarihte, anlam, yasa, gaye ve ilerlemenin olup olmadığın tartışan kısmına da tarih metafiziği denmektedir.

S

Fuad Köprülü'nün dönemin bilim anlayışını yakından takip etmesinin sebepleri nelerdir?

Köprülü, döneminin bilim anlayışını yakından takip etmesinin iki nedeni vardır: İlki, Osmanlı Devleti’nin son döneminde kurtuluşun en iyi yolunun bilim olduğu anlayışı eğitimli çevrelerde baskın hale gelmesi. İkincisi, kişisel kaygıları ve meraklarıdır. Adı geçen metindeki asıl kaygısı, edebiyat tarihi araştırmalarında takip edilecek yöntemi ortaya koymak olduğundan, ağırlıklı olarak bu konu üzerinde durmuştur.

S

Fuad Köprülü tarih felsefesi sorunlarını nasıl ele almıştır?

Köprülü, ilkin, tarih felsefesi bağlamında tarihin bir bilim olarak nasıl ele alındığı üzerinde durmuştur. Ona göre, Vico ve Montesquieu ile başlayan tarihin ilmi telakkisi, bir yandan tarihçilerin müşahede usulünün tatbiki, diğer yandan tarih felsefesi nazariyecilerinin içtimai tetkikleri sayesinde 19.yüzyılda ciddi terakki etmiştir (Köprülü 1986/1, 6). Bu gelişmelerin ışığında bugünkü tarih, toplumların devamlı inkişaflarını, şimdiye kadar olduğu gibi, yalnız büyük adamların -hükümdarların, vezirlerin, kumandanların, alim ve mütefekkirlerin, mucitlerin-şahsiyetlerinde değil, müşterek izleri geçmişin kalıntıları üzerinde henüz hissedilen ve görülen halk kitlesinde de aramaktadır. Böylelikle asırlardır süren bir hatadan kurtulmuştur (Köprülü 1986/1, 6). Köprülü, hem tarihin büyük adamlar bağlamında alınmasına hem de onları tamamen dışarıda tutarak incelenmesine karşıdır. Ona göre, çok uzun süredir devam eden birinci anlayış, halkı sürü yerine koyduğu gibi, insanlığın ilerlemesini de sadece seçkin bir öbeğe bağlanması saçmadır

S

Stuart Mill’e göre kanun nedir?

Stuart Mill’e göre kanun, hadiseleri birbirine bağlayan daimi benzerlikler ve hepsini tevhit eden teâkublardan (birbirini takip eden) ibarettir. Tarihin kanunlarını ilmi bir surette zapt ve tespit için eski tasvir usulü yerine istatistiğe dayanan bir usul konması gerekmiştir.

S

Doğa bilimleri bilgisi ve kültür bilimleri bilgisi arasındaki fark nedir?

Doğa bilimleri ortaya çıktıktan sonra bilgi türleri esas olarak doğa bilimleri bilgisi ve kültür bilimleri bilgisi şeklinde ayrılmıştır. Doğa bilimleri bilgisi kesinlik ve güvenilirlik açısından yüksek değerlere sahipken, kültür bilimlerinde ne kesinlik ne de güvenilirlik olmadığı genel bir tartışma konusudur.

S

Fuad Köprülü Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu adlı kitabının önsözünde tarih felsefesine ilişkin ne demiştir?

Görülen o ki, Köprülü, tarih felsefesini tarih araştırmalarında pek faydalı bulmamıştır. Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu adlı kitabının önsözünde tarih felsefesine ilişkin olumsuz görüşünü ortaya koymuştur. Ona göre, tarih hadiselerini sosyolojik bir anlayışla çalıştıklarını zannederek, tek taraflı basit izahlarla her şeyi hallettiklerine inananlar, hakiki bir tarih anlayışına ne kadar yabancı iseler, Tarih Felsefesi ismi altında insanlık hayatının umumi tekamülünü tasvir ve izah ettikleri hayaline kapılan küçük bir filozof zümresi de, hiçbir zaman tarihçi sayılmazlar ve insanlık tarihi hakkındaki bilgilerimizi zenginleştirecek, onu ilerletecek yerde, tamamıyla öznel ve hayali hükümler vermek, indi tasnifler ve mukayeseler yapmak suretiyle, birtakım mütefekkirleri ve araştırıcıları yanlış, hatta ters yollara sevk ederler. Toynbee gibi kıymetli mütefekkirlere tesadüf edilse bile, bunları hakiki tarihçilerle asla karıştırmamak lazımdır. L.Febvre’nin tarih felsefecileri hakkında muhtelif vesilelerle yaptığı ve kuvvetli tenkitlere tamamen iştirak ettiğini de belirtmiştir

S

Fuad Köprülü'nün tarih felsefesine karşı çıkmasının nedenleri nelerdir?

Köprülü’nün tarih felsefesine karşı çıkışının iki nedeni olduğu akla gelmektedir. İlki, kendisinin ip uçlarını verdiği, tarih metafiziği (spekülatif tarih felsefesi) yapanların tutumlarıdır. Bu konuda belli ölçüde haklı olduğunu kabul etmek gerekir. İkincisi, 19.yüzyılın ikinci yarısında ağırlık kazanan ve 20 yüzyılın ilk çeyreğinde de büyük ölçüde devam eden, bilimlerin yöntemleri, sınıflandırılması tartışmaları çerçevesinde ortaya çıkan felsefe temelli yaklaşımdır. Söz konusu tartışmalar çerçevesinde tarihçiliğin nasıl yapılması gerektiği hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüş, tarihin (kültür ya da sosyal bilimlerin) doğa bilimleri türünden bilim olup olmadığı, tarihte öndeyinin yeri türünden sorunlar ele alınmıştır.

S

Alaeddin Şenel'in çalışmalarına örnekler veriniz.

İlkel Topluluktan Uygar Topluma, Siyasal Düşünceler Tarihi, Irk ve Irkçılık Düşüncesi, Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi adlı çalışmaları vardır.

S

Alaeddin Şenel eşitlik ve eşitsizlik kavramlarını nasıl ele almıştır?

Eski Yunanda Eşitlik ve Eşitsizlik Üstüne (1970) adlı çalışmayı Şenel’e göre, çağımızın siyasal kavramlarının içerikleri iyi kavrayabilmek için, kavramların ilk kullanılıp açıklandığı kaynaklara geri gitmek ve oradaki anlamlarını bilmek gerekir (Şenel 1970, V). Çağımızda da çok etkili olan eşitlik ve eşitsizlik de köklerinin tarihte aranması gereken kavramlardır. Şenel’e göre, eşitlik ve eşitsizlik inanç ve isteği, siyasal düşüncelerin üzerlerine kurulan temel kavramlarıdırlar. Bu yüzden, siyasal teorilere bu kavramlarla yaklaşmak ve onların yapılarını en doğru şekilde kavranılmalarını sağlayacaktır. Çalışmada amaç, bu varsayımın geçerliliğini, Eski Yunan’da ortaya çıkan siyasal teorileri alanında test etmektir.

S

Alaeddin Şenel'in İlkel Toplumdan Uygar Topluma adlı çalışmasının amacı nedir?

İlkel Topluluktan Uygar Topluma (1985) başlıklı çalışmanın amacı şöyle açıklanmıştır: 19. ve 20. yy kadar öne sürülen insanlığı tarihsel bütünlüğü içinde ele alan, ancak, onu bilimsel verilere değil düşünsel kurgulara dayandıran eski kurmaları ve toplum bilimi düşüncel kurgulardan kurtarıp bilimsel verilere dayandırayım derken onu tarihsel eğiliminden koparma çabasında olanlara karşı eleştirel bir tavrı ortaya kaymaktır. Ayrıca, olumsuz yargılardan kurtulup, yeni bir yaklaşımın mümkün olduğunu göstermektir. Bu ise, ekonomi ideoloji etkileşimi örneğinde ve özellikle toplumsal yapı - siyasal düşünüş ilişkisi üzerinde durularak yapılmaya çalışılmıştır.

S

Alaeddin Şenel Siyasal Düşünceler Tarihi aslı çalışmasında hangi konulardan bahsetmiştir?

Siyasal Düşünceler Tarihi (1986) adlı çalışmada, A. Şenel, ilkel topluluklardan başlayarak tarihsel süreçte temel insan teşkilatlanmasını ve medeniyetlere dönüşümlerini, temel kurumlar ve değerler üzerinden ele almaktadır. Temele aldığı İlkel toplumların yaşayış tarzları, inançları, beslenme tarzlarını incelemiş ve düşünce tarzları üzerinde durmuştur. İlkel toplumdan medeni topluma geçiş, tarıma bağ- lı olarak yerleşik hayata geçiş ve iş bölümü olmak üzere iki temel çerçevede ele alınmıştır. Uygarlığın yayılma şartları, ticaret, savaş teknikleri ile üretim tekniklerin üzerinden açıklanmıştır. Yunan öncesi varolan Sümer, Mısır, Babil, Akad, Hitit gibi medeniyetlerin toplumsal, siyasal, dinsel yapılarını incelemiştir. Yunan dönemine denk gelen İran, Hint, Çin, İbraniler ağırlıklı olarak toplumsal yapı, düşünüş ve siyasi yapıları açılarından konu edinilmişlerdir. Eski Yunan ve Roma medeniyetlerini malzeme bolluğu nedeniyle daha ayrıntılı incelenmiştir. Hem toplumsal, siyasal, dinsel yapılar incelenirken hem de söz konusu medeniyetlerin yetiştirdiği düşünürlerin ele alınan konular hakkındaki görüşleri detaylı bir şekilde verilmiştir. Ortaçağda baskın karakter olan feodal yapı üzerinde durulmuş, Hıristiyanlığın Latin dünyasında ortaya çıkardığı siyasal düşünüş çeşitli yönleriyle tartışılmıştır. Ayrıca Bizans düşüncesindeki gelişmeler üzerinde de durulmuştur. Yeniçağın ortaya çıkışında belirleyici kurum ve değerlerin açıklanması, siyasal yapıların neler oldukları, incelenmiştir. Machievelli, Bodin, Hobbes, Locke, Montesquieu, Rousseau gibi dönemin önde gelen düşünürlerinin siyasal görüşleri değerlendirilmiştir.

S

Alaeddin Şenel'in 10 kesim ve 30 bölümden oluşan Kemirgenlerden Sömürgenlere İnsanlık Tarihi adlı eserindeki kesimler nelerdir?

Kitap 10 kesim 30 bölümden oluşmaktadır. Kesimler ve kesimlerde yer alan çeşitli bölümlerin adını bildirerek, İnsanlık Tarihi’nin nasıl bir plan üzerine kurulduğunun bir örneğini tanıtmak istiyorum. I. Kesim: Antropogenesis: İnsanın Oluşumu, Cansız Maddenin Evrimi, Büyük Patlamadan Büyük Sıçramaya, Canlıların Evrimi, İnsanın Evrimi, Organik ve Kültürel Evrimler. II. Kesim: İlkel Topluluklar, İlkel Toplulukların Yapısı, İnsan-İnsan ve İnsan-Doğa İlişkileri, İlkel Topluluğun Evreleri, İlkel Topluluğun Durağan Yapısı, Paleolitik Kültürler, İlkel Düşünüşün Rekonstrüksiyonu. III. Kesim: İlkel Topluluktan Uygar Topluluğa Geçiş. Mezolitik Kültür, Maddesel Kültürde Gelişmeler, Tinsel Kültürde Gerileme Savları, Mezolitikte Geçim Biçimleri, Neolitik Devrim, Neolitik Devrim Olgusu, Tarım Biçimleri, Toprağa Yerleşme, Neolitik Zanaatlar, Neolitiğin Eski Dünyaya Yayılışı, Yeni Dünya Neolitiği. IV. Kesim: Uygar Toplum. Uygarlığa ve Devlete Geçiş Kuramları, İlk Uygar Topluma Geçişin on Koşulu, Sümer’de Uygarlığa Geçiş, Kültürel Evrimde Devrimci Gelişmeler, Mezopotamya Örneğinde Uygar Toplumun Yapısı, Uygar Toplumun Kurumlarının Gelişmesi, Mezopotamya Uygar Toplumunun Katmanları, Tarımcı Uygar Toplumun Dinsel Düşünüş Biçimi, Mitoslarda Yansıtılan Dinsel İdeoloji, Uygarlığın Batı Asya’dan Eski Dünyaya Yayılası, Uygarlığın Yayılmacı Güçleri, Yayılmanın Getirdiği Düşünsel Gelişmeler, V. Kesim: Eski Dünya Eskiçağ Uygarlıkları. Mısır Uygarlığı, Hint Uygarlığı, Çin Uygarlığı. VI. Kesim: Uygar Toplum-Barbar Topluluk Etkileşimi. Uygar Dünyaya Barbar Akınları, Kara Uygarlıklarından Deniz Uygarlıklarına, Uygarlığın Anadolu’ya Girişi, Anadolu Uygarlığı Örneği Hititler, Deniz uygarlığı Örneği Girit, Kent Devletlerinden Eski Dünya İmparatorluğuna, Kenttanrıcılıktan Tektanrıcılığa, Zoroastercilik (Zerdüştlü), Musacılık. VII. Kesim: Eski Dünya Klasik Uygarlıkları: Yunan, Roma, Bizans.VIII. Kesim: Ortaçağ Hıristiyan ve İslam Uygarlıkları. IX. Kesim: Yeni Dünya (Amerika Kıtaları) Uygarlıkları. X. Kesim: Eski Dünya’da Endüstri Uygarlığına Geçiş ve Yeni Dünya’da Dünyanın Sonu.