Ahmet Mithat Efendi-Filibeli Ahmet Hilmi-Ziya Gökalp-Hilmi Ziya Ülken
Ahmet Mithat Efendinin felsefe ile ilgili yazıları nelerdir?
Felsefeyle ilgili yazIlarI: Felsefe ve Feylosoflar, Felsefenin Sergüzeşt-i Ahvali, Hürriyetin Mahiyeti, Duvardan Bir Sada, İnsan, Schopenhauer’ın Yeni Hikmeti
(1887), Nevm ve Halat-ı Nevm (Uyku ve Haller), Voltaire Yirmi Yaşında ya da İlk Aşkı (1885), Ekonomi Politik (1879), bilimlerin tanıtılmasıyla ilgili Düğümlerin Çözümü (Hallu’l-Ukad) (1890), Paris’te otuz Bin Budist (1890), Ben Neyim? Materyalist Hikmete Müdafaa (1891),
Ahmet Mithat Efendi'ye göre felsefe nedir?
Ahmet Mithat Efendi’ye göre felsefe, yani hikmet, insan zihninin bir çeşit pusulasıdır ki, hangi konu ve meselede olursa olsun insanın ortaya koyacağı en doğru hüküm, felsefenin kılavuzluğuyla gerçekleşecektir.
Filibeli Ahmet İlmi'nin eserleri nelerdir?
Eserleri: Tarih-i islam, Allah’I inkar Mümkün müdür? İlm-i Ahvali Kur’an, Hangi Felsefi Ekolü Kabul Etmeliyiz? Üss-i İslam, Huzur-i Akl ü Fende Maddiyun Meslek-i Delaleti, Tasavvuf-i İslami ve Funun-ı Cedide ve Felsefe, Amak-ı Hayal, Türk Ruhu Nasıl Yapılır, Müslümanlar Dinleyiniz, Üç Feylosof, Ahval ür-Ruh, Yeni Akaid, Şeyh Bedrettin, Bektaşiler.
Filbeli Ahmet Hilmi hangi eserinde felsefeden ne anladığına ilişkin görüşlerini ortaya koymuştur?
Filibeli Ahmet Hilmi, Hangi Felsefe Ekolünü Seçmeliyiz? (1913) adlı yazısında felsefeden ne anladığına ilişkin görüşler ortaya koymuştur.
Ahmet Mithat Efendi bilim sınıflamasını neye göre yapmıştır?
Ahmet Mithat Efendi bilim sınıflamasını elde edilen bilgilerin güvenirliklerine göre yapmıştır.
Filibeli Ahmet Hilmi felsefeyi hangi temele oturtmaktadır?
Filibeli Ahmet Hilmi felsefeyi toplumsal sorunları çözmek temeline oturtmaktadır.
Filibeli’ Ahmet Hilmi'ye göre yöntem sorunu neden önemlidir?
Yöntem, her türlü bilginin güvenilirliğini sağladığından önemlidir.
Filibeli Ahmet Hilmi'nin bilim ve felsefe hakkındaki görüşleri nelerdir?
Filibeli’ye göre bilim, bir şeyin nasıl olduğunu incelerken, niçin öyle olduğunu inceleme görevi de felsefeye aittir. İlim olayı bilmektedir ve ikinci derecedeki sebepleri de görebilir, ancak en büyük sebebi, gayeyi, hikmeti göremez ve “niçin” sorusuna cevap veremez. Bu felsefenin işidir. Filibeli’ye göre bilim, olayın şekilleri ve görüntülerinde kalırken, felsefe, olayın içine ve sebeplerine iner.
Ahmet Mithat Efendi Bilimi nasıl sınıflamıştır?
Bilimleri kesin ve zanni olarak ikiye ayırmıştır. Matematik ve fizik kesin bilimler öbeğinde yer alırken, felsefe ile kültür bilimleri zanni alana dahildirler.
Ziya Gökalp eserlerini hangi amaçla yazmıştır?
Yaşadığı şartların bir sonucu olarak bütün eserlerini, çöküş halinde olan bir toplumun eski değer sistemleriyle yeni değer sistemlerini sentezleyerek nasıl ayağa kalkacağı sorununu temellendirmek için yazmıştır.
Ziya Gökalp eserlerinde hangi konuları ele almıştır?
Makalelerinde hemen hemen her konuya değinmiştir. Ancak asıl konuları toplumun kurtuluşunu sağlayacak değerler, kurumlar ve düşünceler üzerinde olmuştur.
Ziya Gökalp'in önemli sayılan kitapları nelerdir?
Ziya Gökalp'in önemli sayılan kitapları şunlardır: Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak; Türk Töresi; Türkçülüğün Esasları; Türk Medeniyeti Tarihi'dir.
Ziya Gökalp'in Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak adlı eserinin özellikleri nelerdir?
Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak (1918) adlı kitap, 1912-1913 yıllarında Türk Yurdu dergisinde yayınlanan makalelerden oluşmuştur. Kitabın temel konusu başlıkta geçen unsurların tarihsel olarak nasıl ortaya çıktıkları ve ne türden anlamlar yüklenildiğinin tartışılmasıdır. Adı geçen kitap şu bölümlerden oluşmaktadır: Üç Cereyan, Lisan, Anane ve Kaide, Hars Zümresi Medeniyet Zümresi, Türklüğün Başına Gelenler, Terbiye, Mefkure, Türk Milleti ve Turan, Millet ve Vatan, Milliyet Mefkuresi, Milliyet ve İslamiyet. Bölüm başlıklarından da anlaşıldığı gibi, varoluş sorunu yaşayan toplumun yeniden biçimlendirilmesi için değer sistemlerinin tarihsel ve teorik tartışmaları yapılmaktadır.
Ziya Gökalp'in Türkçülüğün Esasları adlı eserinin özellikleri nelerdir?
Türkçülüğün Esasları (1923) adlı kitap, Ziya Gökalp’ın temel kitabı sayılabilir. Çeşitli konulardaki düşüncelerini Türkçülük çerçevesinde sistemleştirmiştir. Kitabın bölüm başlıkları işlenen konuları ortaya koymaktadır. Türkçülük tarihi, Türkçülüğün tanımı, Turancılık, hars ve medeniyet, maddecilik, mefkurecilik, milli vicdan, dil, sanat, ahlak, hukuk, din, iktisat, siyaset ve felsefe gibi başlıklar Türkçülük çerçevesinde bütünlüklü bir yapı olarak ortaya konmuştur.
Türkçülük kavramını açıklayınız.
Türkçülük 19.yüzyıl sonrasında Osmanlı Devleti’nin yıkılışını önlemek için geliştirilen, İslamcılık, Batıcılık gibi siyasal öğretilerden biridir.
Türkçülüğün en önemli temsilcisi olan Ziya Gökalp’in amacı, Türklerin geliştirdiği değer ve kurumlar ile Batıda oluşmuş modern değer ve kurumların sentezleyerek geliştirilecek modelle ülkeyi kurtarmak ve İngiltere, Almanya gibi devletler gibi her alanda güçlü bir yapıya ulaşmaktır.
Ziya Gökalp'in mefkure anlayışı nedir?
Mefkure, Gökalp’in geliştirdiği bir anlayıştır. Toplumsal bir gaye doğrultusunda birlikte hareket etmek, sorunların üstesinden gelmek temeline dayanmaktadır. Belirlenen gaye yönünde ilerlerken ortaya çıkan değerler ile kurumlar gibi kültürel ürünler kültürel yapıyı zenginleştirmektedir.
Ziya Gökalp'in ahlak hakkındaki görüşleri nelerdir?
Ahlak: Gökalp’a göre, insana normali gösteren ilim, orijinali gösteren deha olduğu gibi, ideali mefkureyi tanıtan da ahlaktır Ailenin esası olan velayeti hassa ile devletin temeli olan velayeti amme kuvvetlerini ahlaktan alırlar Bu görüşler, onun ahlakı en temel unsurlardan biri olarak gördüğünü ortaya koymaktadır.
Hilmi Ziya Ülken hangi konularda yayın yapmıştır?
Türkiye’de en çok yayın yapan akademisyenlerden biri olan Ülken, ağırlıklı olarak, sosyoloji, felsefe ve İslam felsefesi konularında yayın yapmıştır.
Hilmi Ziya Ülkenin Felsefe alanındaki eserleri nelerdir?
Aşk Ahlakı: (1931) adlı kitap, ahlak sorunlarını çeşitli yönleriyle ele almaktadır.Bu bağlamda, metafizik ahlak, formalist ahlak, epistemolojik ahlak, normatif ahlak, kişilik, değer ve hüküm konuları incelenmiştir.
Türk Tefekkürü Tarihi (1933-1934) alanında yazılan ilk kitaplardan biri kabul edilmektedir. Hilmi Ziya Ülken’in Türk Tefekkürü Tarihi (1933-1934) adlı çalışması, düşünce tarihi başlığıyla yayınlanan nadir kitaplardan biri olduğu gibi, belki de ilk ve tek kitaptır. Ülken, Türk Tarih Cemiyeti tarafından Türk Hikmet ve Türk Mistisizmi’ni yazmakla görevlendirilmiş ve bu çalışma ortaya çıkmıştır. Ayrıca Türk Tefekkür tarihini yazmasını iki nedeni olduğunu bildirmiştir: 1-Liselerde Türk Edebiyatı dersi yanında Türk düşünürlerini tanıtan bir çalışma yapmanın gerekli olduğu düşüncesi. 2-Türk tarihinde, garp mütefekkirleriyle kıyas edilebilecek orijinal büyük bir filozof yoktur ve filozof ismiyle tanınanların da tercüman ve şerhçidirler. Bununla birlikte felsefe dışındaki birçok konuda çok daha orijinal ve kıymetli fikir hareketlerinin olması, sistemli tefekkür cereyanları yerine -alelumum-tefekkürün tarihini vücuda getirmeye sevk etmiştir. Çalışmasını bir deneme olarak tanımlamıştır.
İnsani Vatanseverlik (1936) adlı çalışma, ahlak temelli bir içeriğe sahiptir. İnsani vatanseverlik, karşılıklı etki teorisi, şahsiyetçilik, vatan ve demokrasi, tarihte büyük insanlar başlıklı bölümlerden oluşmuştur.
İslam Düşüncesi (1946) adlı kitabın alt başlığı Türk Düşüncesi Tarihi Araştırmalarına Giriş olarak belirtilmiştir. Alt başlık çalışmalarının yönünü göstermesi açısından önemlidir. Söz konusu kitap esas olarak İslam düşüncesinin temel değerlerini konu edinmiştir. Kitap, İslam dininin temelleri, kelam, Allah meselesi, fıkıh, rafizi doktrinler, tasavvuf, felsefe, Endülüs mektebi, İşraki mektebi, müstakil filozoflar, kati ilimler (matematik, fizik), Tıp ve tabii ilimler gibi bölüm başlıklarını içermektedir.
Felsefeye Giriş I (1957) adlı kitap, felsefeyi ve felsefenin temel sorunlarını tanıtmaya yöneliktir. Kitap, düşünce ve hakikat, felsefi düşüncenin türleri, felsefenin konusu, felsefe konusunda ilk araştırmalar, mantık problemleri, matematik ilimler, fizik ilimler, biyolojik ilimler bölümlerinden oluşmaktadır.
Felsefeye Giriş II (1958) adlı kitap, Felsefeye Giriş I’in devamıdır. İnsan ilimleri, tarih, içtimai ilimler ve sosyoloji, psikoloji ve ruhi ilimler, tabiat, makine ve gayelilik, insan ve çevresi, sanat, ahlak, din gibi bölümlerden oluşmuştur.
Bilgi ve Değer (1965) adlı çalışma, bilgi ve değer temelli bir çalışmadır. Bilginin ortaya çıkış şartları ile ilgili kavramların nasıl temellendirildikleri, farklı düşünürlere başvurularak incelenmiştir.. Değer konusu, başta değerin yapısı olmak üzere, değerle ilgili kavramsal yapı ve sorunlar tartışılmıştır.
Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi (1966), adlı çalışmasıyla, Türk Tefekkür Tarihi kitabında bölümlediği Türk tefekkürünün üçüncü ve son bölümünü ele almıştır. İkinci çalışma, birinciden çok daha iyi incelenmiştir. Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, Tanzimat, I. Meşrutiyet, II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri olmak üzere dört bölüm halinde incelenmiştir. Her bölümde, o dönemde ürün veren kişiler ve düşünceleri üzerinde durulmuştur.
İslam Felsefesi Kaynakları ve Felsefesi (1967) adlı İslam filozofları bağlamında İslam felsefesinin seyrini ele almaktadır. Kitap, İslam felsefesinin kaynakları, Yunan’dan İslam’a geçiş, tabiat felsefesi, İlamda atomculuk, akılcı din felsefesi, Endülüs’te Meşşai felsefesi, İslam dünyasında Yahudi filozoflar, İşrakilik, bağımsız filozoflar, tasavvufi felsefe, İslam aleminde müsbet ilimler, İslam ilim ve felsefesinin Batı’ya tesiri gibi bölümlerden oluşmuştur.
Varlık ve Oluş (1968) adlı kitap, adından anlaşılacağı gibi varlık konularını içermektedir. Önsözde bildirdiğine göre, söz konusu kitabı okuyanlar, tabiat bilimleri verilerine dayanan bir evrim teorisi, bir bakıma ontolojik felsefe ile karşılaşacaklar
Kitapta, başka yollardan geçerek, bütün doktrin çalışmalarına rağmen felsefenin ilerleyen ortak bir temele dayandığını, bundan dolayı mantıkta, ontolojide, axiolojide, insan düşüncesinin bel kemiğini teşkil ettiğini ileri sürülmüştür
Varlık ve Oluş kitabı, çağdaş fizikteki tamamlayıcılık fikri, Eflatun’un Dyade (ikilem) fikri ve Husserll fenomenolojisi dayanak olarak alınarak geliştirilmiştir (Ülken 1968, 2).
İlim Felsefesi (1969), bilim felsefesinin çeşitli sorunlarını inceleyen bir çalışmadır. Kitap, ilim teorisi, ilim teorileri arasındaki tartışmalar, ilim teorisinin temellendirilmesi, bilen varlık olarak insan, kategorileşme, akılyürütme şekilleri gibi bölümlerden oluşmaktadır.
Genel Felsefe Dersleri (1972) adlı kitabın önsözünde Genel Felsefe Dersleri’ni, 1928’den beri yazdıklarının bir özeti olarak sunulmuştur.
Metafizik (1928), Felsefeye Giriş 1 (1957), Felsefeye Giriş 2 (1958), Bilgi ve Değer (1965), Varlık ve Oluş (1968) adlı kitaplarında felsefe hakkındaki görüşlerini anlattığını bildirmiştir. Kitap, mantı, bilgi teorisi, varlık teorisi, ontoloji bölümlerinden oluşmuştur.
Hilmi Ziya Ülken'in Felsefe anlayışı nasıldır?
Ülken’e göre, insan kendisi ve alemin ötesi hakkında düşünmeye başlayalı beri felsefe vardır. Bu düşüncenin varlık derecelerinden her birinde ayrı metot ve ölçülerle derinleşmesi, pratik ihtiyaçlarımıza kadar inmesi ilimleri doğurduğu için, felsefe ve ilimler birbirlerinin gelişmesine karşılıklı yardım etmişlerdir. Bu anlayış, düşünce üretiminin köklerini ortaya koymasının yanında, felsefenin nasıl bir yapıya sahip olduğunun da ipuçlarını vermektedir.