Türk Vergi Sistemine Genel Bakış, Gelir Vergisi: Tarihçe, Gelir Kavramı, Mükellefiyet, Ticari Kazançlar (Bilanço Esası)
Osmanlı İmparatorluğu’nda Örfi vergiler nedir?
Osmanlı İmparatorluğu’nda vergiler şer’i ve örfi vergilerden oluşmaktadır. Şer’i vergilerin kaynağı İslam hukukudur. Örfi vergiler ise savaş gibi olağanüstü harcamaları karşılamak üzere dinî esaslar dışında örf ve âdetlere, koşullara göre belirlenen geçici ve düzensiz vergilerdir.
Osmanlı İmparatorluğu’nda vergiler şer’i vergiler nelerdir?
Şer’i vergiler grubu içerisinde zekat, aşar, haraç ve cizye yer almaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu’nda örfi vergilerin örnekleri nelerdir?
Osmanlı İmparatorluğu’nda Örfi vergiler grubu içerisinde yer alan vergilere ise avarız vergileri, Gümrük vergileri, Ağnam vergisi, Ancemattin vergisi, Emlak vergisi (Emlak vergisi eksikliklerine rağmen Emlak vergisi Kanunu 1931 tarihli Arazi ve Bina Vergisi Kanun’a kadar yürürlükte kalmıştır), Musakkafat vergisi, Temettü vergisi, Bedel-i Asker, Bedel-i Nakdi, Bedel-i Tarik, Baş vergisi örnek
verilebilir.
Bir bakıma dünyadaki en eski katma değer vergisi (KDV) uygulamalarından birini teşkil eden vergi nedir?
1926 yılında 735 sayılı Umumi İstihlak Vergisi Kanunuyla uygulamaya konulan ve yine aynı yılda 737 sayılı Eğlence ve Hususi İstihlak Vergisi Kanunu ile tamamlanan yayılı muamele tipi vergi sistemi, bir bakıma dünyadaki en eski katma değer vergisi (KDV) uygulamalarından birini teşkil etmektedir.
Umumi istihlak vergisinin uygulanmasının başarısız olmasının nedenleri nelerdir?
Umumi istihlak vergisi iyi bir muhasebe ve kayıt sistemi ile etkin bir vergi idaresini gerektiriyordu. Verginin uygulandığı dönemde gerek bu alt yapının gereken düzeyde olmaması gerekse Türkiye ekonomisinin o günkü yapısı bu verginin başarılı biçimde uygulanmasına elverişli değildi.
1984 yılında yapılan ve harcamalar üzerinden alınan vergiler konusunda
beklenen reformun kapsamında nelere vardır?
1984 yılında kabul edilip 1985 yılında yürürlüğe giren 3065 sayılı KDV Kanunu ile 6802 Sayılı Gider Vergileri (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergileri hariç), İşletme Vergisi, Spor - Toto Vergisi, Şeker İstihlak Vergisi yürürlükten kaldırılmıştır.
Ağustos 2002’de yürürlüğe giren, 4760 sayılı Yasa ile kabul edilen, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) Kanunu ne sistemde ne tür değişiklikler yapmıştır?
Yapılan bu değişiklikle vergi sistemimizde yer alan 16 çeşit vergi, harç,
fon ve pay (akaryakıt tüketim vergisi, Taşıt alım vergisi, trafik tescil harçları, Tütün mamullerinden ve alkollü-alkolsüz içeceklerden KDV Kanunu’ na bağlı olarak eklenen Ek Vergiler, tütün mamulleri ile alkollü ve alkolsüz içeceklerden alınan eğitim, sağlık hizmetleri vergisi) yürürlükten kaldırılmış bunların yerine özel tüketim vergisi uygulanmaya başlanmıştır.
Türk vergi sistemini oluşturan gelir üzerinden alınan vergiler nelerdir?
Gelir vergisi ve kurumlar vergisi
Türk vergi sistemini oluşturan harcamalar üzerinden alınan vergiler nelerdir?
Katma değer vergisi, özel tüketim vergisi, gümrük vergisi, şans oyunları vergisi, özel iletişim vergisi, damga vergisi, değerli kağıtlar vergisi, harçlar ve banka ve sigorta muameleleri vergisi.
Türk vergi sistemini oluşturan servetler üzerinden alınan vergiler nelerdir?
Veraset ve İntikal vergisi, motorlu taşıtlar vergisi ve emlak vergisidir.
Kaynak Teorisi olarak adlandırılan veya dar Anlamda Gelir nasıl belirlenmektedir?
Bu teoriyi ortaya atan maliyeciler Gustav Cann, Adolph Vagner, Friedrich von Herman, Neumann, Philippovich, ve Schaffle’dir. Kaynak teorisine göre gelir, kişilerin sahip oldukları üretim faktörlerinin üretim faaliyetlerinde kullanılması sonucu düzenli olarak elde edilen ekonomik değerlerdir. Örneğin; emek sahiplerinin elde ettikleri ücretler, teşebbüs sahiplerinin ticari faaliyetlerinden sağladıkları karlar gibi. Bu teoriye göre, üretim faktörü sunulmaksızın elde edilen menfaat ya da kazançlar gelir sayılmamaktadır. Örneğin; miras, piyango ikramiyesi, bağış gibi.
Safi Artış Teorisi veya diğer adıyla geniş anlamda gelir nasıl hesaplanmaktadır?
Safi artış teorisine göre gelir, kaynak teorisine göre açık- lanan gelir kavramını da içine alacak biçimde, bir kişinin belirli bir dönem sonundaki tüm varlıklarının değerinde, aynı dönemin başındaki varlık değerine göre meydana gelen net artıştan ibarettir. Bu artışa, kişinin dönem içinde kendi mal varlığından yapmış olduğu çeşitli tüketim harcamaları da dahil edilmektedir. Schanz-Haig- Simons’a atfedilen bu teoriye göre gelir, tüketim tutarı artı net servetteki artış olarak da tanımlanabilmektedir.
Gelir = Dönem Tüketimi – (Dönem sonu servet – Dönem başı servet)
Sedüler gelir vergisinde gerçek kişilerin gelirleri nasıl hesaplanır?
Sedüler gelir vergisinde gerçek kişilerin çeşitli kaynaklardan elde ettikleri gelirler ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Örneğin; bir vergi mükellefi aynı vergilendirme döneminde ticari kazanç, zirai kazanç ve faiz geliri (menkul sermaye iradı) olmak üzere üç ayrı gelir elde etmiş olsun. Burada mükellefin çeşitli kaynaklardan elde ettiği üç gelir birleştirilmeden ve birbirleriyle ilişkilendirlmeden ayrı ayrı vergiye tabi tutulur.
Üniter gelir vergisinde, gerçek kişilerin gelirleri nasıl belirlenmektedir?
Üniter gelir vergisinde, gerçek kişilerin çeşitli kaynaklardan elde ettiği gelirler toplanmakta varsa zararların mahsubu yapıldıktan sonra bulunan safi tutara artan oranlı tarife uygulanmak suretiyle vergi borcu hesaplanmaktadır. Üniter gelir vergisi tek veya çift elemanlı olabilir. Çift elemanlı üniter gelir vergisinde, çeşitli kaynaklardan sağlanan kazanç ve iratlar toplamı önce tek oranlı bir tarifeye tabi tutulmakta, sonra geriye kalan miktarlar belli tutarları aşarsa artan oranlı tarife uygulanarak yeni bir vergi daha alınmaktadır.
Ülkemizde de uygulanan tek elemanlı üniter gelir vergisinde gelir nasıl belirlenmektedir?
Ülkemizde tek elemanlı üniter gelir vergisi uygulanmakta, yani çeşitli kaynaklardan elde edilen gelirler toplanmakta, zararlar düşüldükten sonra kalan tutara artan oranlı vergi tarifesi uygulanmaktadır.
Gelir vergisinde tam mükellef olanların gelirleri nasıl belirlenmektedir?
Gelir vergisinde tam ve dar mükellef olmak üzere iki türlü mükellefiyet söz konusudur. Tam mükellefiyete tabi olanlar Türkiye içinde ve dışında elde ettikleri kazanç ve iratların tamamı üzerinden Türkiye’de vergilendirilirler.
Gelir vergisinde dar mükellef olanların gelirleri nasıl belirlenmektedir?
Dar mükellefiyete tabi olanların ise sadece Türkiye içinde elde ettikleri kazanç ve iratlar Türkiye’de vergiye tabi iken, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar Türkiye’de vergiye tabi tutulmamaktadır.
Gelir vergisinde tam mükellefiyetin kriterleri nelerdir?
Birincisi yerleşme, ikincisi ise vatandaşlıktır. Buna göre Türkiye’de yerleşmiş veya yerleşmiş sayılan kişiler ile Türk vatandaşları tam mükellef olarak gelir vergisine tabi tutulurlar.
Türkiye’de yerleşmiş veya yerleşmiş sayılanlar;
- İkametgâhı Türkiye’de Medeni Kanun’da yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer olarak tanımlanmaktadır (madde 19). Buna göre sürekli kalma niyetiyle Türkiye’de oturanlar Türkiye’ye yerleşmiş sayılırlar.
- Bir takvim yılı içinde Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanlar. Geçici ayrılmalar Türkiye’de oturma süresini kesmemektedir.
Dar mükelleflerin Türkiye’de kazanç ve iradları elde etme şartları nelerdir?
Dar mükelleflerin Türkiye’de kazanç ve iradları elde etme şartları GVK’nin 7. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde gereği dar mükelleflerin kazanç ve iradı Türkiye’de elde etme şartları aşağıdaki gibidir:
- Ticari kazançlarda: Kazanç sahibinin Türkiye’de iş yerinin olması veya daimi temsilci bulundurması ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla sağlanması. Bu şartları taşımış olsalar dahi iş merkezi Türkiye’de bulunmayanlardan, ihraç edilmek üzere Türkiye’de satın aldıkları veya imal ettikleri malları Türkiye’de satmaksızın yabancı memleketlere gönderenlerin bu işlerden doğan kazançları Türkiye’de elde edilmiş sayılmaz.
Türkiye’de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının veya her ikisinin Türkiye’de olması veya satış aktinin Türkiye’de yapılmış olmasıdır. İş merkezinden maksat ise iş bakımından muamelelerin bilfiil toplandığı ve idare edildiği merkezdir.
- Zirai kazançlarda, zirai faaliyetlerin Türkiye’de icra
- Ücretlerde, hizmetin Türkiye’de ifa edilmiş veya edilmekte olması veya Türkiye’de değerlendirilmesi ile Türkiye’de kain müesseselerin idare meclisi başkan ve üyelerine, denetçilerine, tasfiye memurlarına ait huzur hakkı, aidat, ikramiye ve benzerlerinin Türkiye’de değerlendirilmesi.
- Serbest meslek kazançlarında, serbest meslek faaliyetlerinin Türkiye’de icra edilmesi veya Türkiye’de değerlendirilmesi.
- Gayrimenkul sermaye iratlarında, gayrimenkulün Türkiye’de bulunması ve bu mahiyetteki mal ve hakların Türkiye’de kullanılması veya Türkiye’de değerlendirilmesi.
- Menkul sermaye iratlarında, sermayenin Türkiye’de yatırılmış olması.
7. Diğer kazanç ve iratlarda, bu kazanç veya iratları doğuran işin veya muamelenin Türkiye’de ifa edilmesi veya Türkiye’de değerlendirilmesi.
Gerçek kişilerin sahip oldukları üretim faktörlerini üretim sürecine sokmaları karşılığında elde ettikleri gelir vergisine tabi kazanç ve iratlar nelerdir?
Gerçek kişilerin sahip oldukları üretim faktörlerini üretim sürecine sokmaları karşılığında kazanç ve irat şeklinde elde etmiş oldukları gelirler GVK 2. maddesinde yedi başlık altında sıralanmıştır. Bunlar;
- Ticari kazançlar,
- Zirai kazançlar,
- Ücretler,
- Serbest meslek kazançları,
- Gayrimenkul sermaye iratları,
- Menkul sermaye iratları,
- Diğer kazanç ve iratlar