İslamiyet’ten Önce Türk Düşüncesi
Bozkır örgütlenme biçimi nasıldır?
Bozkır örgütlenme biçiminde aileden başlayarak, urug (küçük kabile), boy (bod, büyük kabile), bodun (halk, millet), nihayet en yüksek siyasal yapı “il”e ulaşılıyordu.
Hakanlık kavramı ne zaman kullanılmaya başlanmıştır?
En üst düzey teşkilatlanmanın karşılığı il, devlet, imparatorluk anlamlarına gelirdi. Ayrıca tarihi kaynaklarda Göktürk döneminden itibaren devlet başkanlığı makamını temsil etmek için kağanlık ya da hakanlık kavramının kullanıldığını görürüz. Bunun yanında han unvanı da yaygın bir şekilde kullanılmıştır.
En eski Türk siyası varlığına ne zaman rastlanır?
Her ne kadar tarihi derinliği MÖ 3 binlere kadar gitse de MÖ 221’den itibaren üst düzeyde
somut bir Türk siyasi teşekkülü görüyoruz. Bilindiği gibi bunun adı Büyük Hun İmparatorluğu idi.
Buna Asya Hun İmparatorluğu da deriz. Hun siyasi varlığı M 439’a kadar Orta Asya’nın doğusunda,
558’e kadar Afganistan ve Batı Türkistan, nihayet 469’a kadar Avrupa’da sürmüştür. Hunları Orta
Asya’nın doğusunda Tabgaç (386-557), Göktürk (552-745) ve Uygur (745-840) devletleri takip etti.
Üst düzeyde bir siyasi kuruluş oluşturamadan varlığını sürdüren boy hangisidir?
Doğu Avrupa’da ise Hunlardan sonra Avarlar uzun sayılabilecek bir kağanlık kurdular (558-805).
Ogurlar ile Hunların karışımından doğan Bulgarlar, Peçenekler, Uzlar, Hazarlar, nihayet Kumanlar
(Kıpçaklar) siyasi olarak varlıklarını sürdürdüler. Bunların içinde Peçenekler çok ilginç bir örnektir.
Üst düzeyde bir siyasi kuruluş oluşturamadan 860- 1090 yılları arasında var olabildiler. Boy sisteminin Eski Türk tarihinde oynadığı rolü göstermesi bakımından çok önemlidir. Herhangi bir devletleri
ortaya çıkmadı; ama boylar halinde yaşadılar ve Doğu Avrupa tarihinde çok etkili oldular
Bozkırdan çıkan ilk büyük devlet modeli nedir?
Bozkırların tarih sahnesine çıkardığı ilk büyük devlet modeli Asya Hun İmparatorluğudur. Aynı coğrafyada kurulup kendi modelini Kuzey Çin’e taşıyan Tabgaçlar, orada önce kendi kültürleriyle yaşadılarsa da bir süre sonra asimile olarak Çinlileştiler.
Türkçe yazılı kaynaklar ilk ne zaman ortaya çıkmıştır?
Göktürk döneminde Türkçe yazılı kaynaklar ortaya çıkınca Eski Türklerin sosyal, kültürel, idarî ve sair
yönlerini daha açık bir şekilde öğrenme imkânımız doğdu. Konumuz olan siyasi düşünceyi ve kavramlarını daha iyi çözebildik. Göktürk devlet sistemini bir şablon haline getirerek bozkırlarda kurulmuş bütün Türk siyasi kuruluşlarını analiz edebiliriz.
Eski bozkır Türk kültüründeki karakteristik özellikler nelerdir?
Genel bir bakışla eski bozkır Türk kültüründe dikkate alınması gereken iki önemli karakteristik
özellik ortaya çıkmaktadır. Bunlardan birincisi Türk göçleridir. Bununla kastedilen normal bir yaylak kışlak hayatı değil, çeşitli nedenlerle yaşadıkları bölgeyi kitleler hâlinde terk ederek çok uzun mesafeler kat etmek suretiyle bir başka alana gitmeleridir. Bu yüzden her yıl sürdürülen mevsime göre yer
değiştirme ile karıştırılmamalıdır. İkinci karakteristik özellik eski Türk toplumunun sosyal yapısıdır. Bu sosyal yapıyı aileden (oguş) başlayarak, urug-boy, bodun şeklinde birbirinin içine geçen halkalar şeklinde belirtmek mümkündür. Bozkırdaki Türk topluluklarını her zaman dinamik ve ayakta tutan bu sosyal sistem, en başta insanların birbirine olan ihtiyaçları (savunma, barınma, yiyecek elde etme) sonucunda doğmuştur
Türk boyları arasındaki siyasi birlikteliğe ilk örnek hangisidir?
Böyle bir sistemle zaman (derinlik) ve mekân (genişlik) denkleminde Türk boyları Avrasya bozkırlarında kendilerini gösterme fırsatı buldular. Özellikle elverişli alanlarda hayvancılıkla uğraşarak (bozkır
ekonomisi) hayatlarını sürdürürken kendi aralarında siyasi birlikler oluşturdular. Bu siyasi birliklerin bazıları imparatorluk seviyesine yükseldiler. Asya Hun İmparatorluğu bu alanda ilk örnektir.
Eski Türklerde "töre" ne demektir?
Bağımsızlığın, ülkenin ve halkın mevcut olduğu Göktürk ülkesinde mutlaka insan hayatını düzenleyen bir kanunlar sisteminin de bulunması gerekmektedir. Orhun kitabelerinde bildirildiği üzere, Göktürk Devleti’ndeki kanunlar bütününe töre deniyordu. Kitabelerde töre kelimesi 11 yerde geçmekte, bunun altısında il (devlet) deyimiyle birlikte kullanılmaktadır.
Törenin değişemeyen hükümleri nelerdir?
Töre hükümleri değişik şartlar altında etkinliğini sürdürebilmek için değişebilirdi. Ancak törenin bazı
hükümleri kesinlikle değişmez idi: Bunlar könilik (adalet), uzluk (iyilik, faydalılık), tüzlük (eşitlik), kişilik (insanlık) idi.
Göktürk Devleti’ni yerleşik ve kabilevi devletlerden ayıran başlıca özellikler nelerdir?
Diğer eski Türk devletlerinde olduğu gibi, Göktürk Devleti’ni de yerleşik ve kabilevi devletlerden ayıran başlıca özellikler şunlar idi: Velayet-i amme, özel mülkiyet, serbest çalışma, imtiyazsızlık, hükümranlığın karizmatik oluşu, birleştiricilik, askerî karakter, dinî tolerans, imperium telakkisi, töre (kanunilik),
besicilik-çobanlık. Fakat, özellikle vurgulanması gereken nokta ise, Göktürk Devleti’nin kamu hukukuna sahip olmasıdır. Bu, onları diğer kabilevi devletlerden ayıran en önemli özelliktir.
Devlet yapısı Eski Türklerde nasıldı?
Eski Türklerde en yüksek siyasi teşekkülün il (devlet) olduğu, Çin tarihleri ve Türkçe Orhun Yazıtlarının verdiği bilgiler sayesinde gayet açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Yani bugünkü anlamda devletin karşılığı olan il, aileden (oguş) başlayıp sırasıyla, aileler birliği (uruğ), boy (kabileler) birliği halkalarının en
gelişmiş ve son şekli olarak belirtilmektedir. Bir başka ifade ile en üst siyasi kuruluş il’dir; günümüzdeki
karşılığı ise devlettir.
İlk Türk devleti ne zaman ve nasıl ortaya çıkmıştır?
Göktürk tarihinin başlangıcında devletin kuruluşunu anlatan Çince tarihî kaynakta (Chou Shu 50. bölüm), lider Bumın’ın, o sırada tâbi olduğu Juan-juanları (Moğolları) bozguna uğrattıktan sonra, devlet karşılığı olan il ile hükümdarlık unvanı kağanı birlikte aldığını kaydetmektedir. İl Kağan, devletin hükümdarı demektir. Başka bir ifade ile artık bağımsız hâle gelinmiş, yani il (devlet) seviyesine yükselmiştir. 552 yılında gerçekleşen bu olaydan sonra ortada bir Türk devleti söz konusudur. Göktürk kağanlığı, bu tarihte Türk adını taşıyan ilk devlettir.
Göktürkler ilk defa ne zaman siyasi bir varlık olarak kabul edilmiştir?
Bumın Kağan, Çin ile münasebet tesis etmek istemişti. Bunu karşılıksız bırakmak istemeyen Çin’deki Batı Wei imparatoru 545 yılında bir elçiyi Göktürk merkezine göndermişti. Kaynağın ifadesine göre, elçi vardığında Göktürkler sevinmişler ve birbirlerini tebrik ederek; şimdi büyük ülkenin elçisi geldi, bundan dolayı bizim ülkemiz gelecekte yükselecektir, demişlerdi. Göktürklerin bu olaya sevinmesinin esas sebebi tarihlerinde ilk defa siyasi varlık olarak tanınmalarıdır.
Göktürklerde Hürriyetin önemi nedir?
Bizans kaynağı Tactica da Göktürklerin hür insanlar olduğundan bahsetmektedir. Özel mülkiyet kişi hak ve hürriyetlerinin teminatı olduğundan, insan ona sahip olup kullandığı ölçüde hür olabilmektedir. Yaşanan olaylara göre Göktürkler’de hürriyetin ne kadar önemli ve fazla olduğunu göz önüne alırsak, bu devletin çağdaşlarına göre insan hakları yönünden epey ileride olduğunu anlamış oluruz.
Eski Türklerde Kağan' ın görevi nedir?
Kağanı konumuz açısından ele aldığımızda göze çarpan en önemli nokta, despotizm ile yönetilen eski bazı kültürlerde olduğu gibi milletin görevi ona bakmak değil, bilakis kağanın görevi millete
bakıp gözetmek, doyurmak, boyları bir arada tutmak ve düşmanlara karşı korumaktır.
Bir Türk’ün başarılı bir kağan olabilmesi için gerekenler nelerdir?
Bir Türk’ün başarılı bir kağan olabilmesi için Tanrı tarafından verilmiş üç özelliği kendinde toplaması
gerekiyordu: yarlığ, kut ve ülüg (kısmet). Yarlıg, Tanrı adına verilen emir iken, sonraları değişerek Tanrının bağışlaması anlamına gelmekte idi: “Tanrı yarlığ verdiği için 14 yaşında Tarduş milleti üzerine şad olarak oturdum. Amcam kağan ile birlikte Gök Irmak’a ve Şan-tung ovasına kadar akın yaptık”. İl (devlet) gibi kağanlık da millete ait bir kurum idi: “Türk milleti illediği ilini elinden çıkarmış, kağanladığı kağanını kaybedivermiş...” “İllileri ilsiz kılmış, kağanlıları kağansız kılmış.” Diğer taraftan, Tanrı’nın verdiği kut, yarlıg ve ülüg ile dünyanın bütün ülkelerini idare etmekle görevli Göktürk kağanları üniversal (cihanşümul) devlet anlayışına sahip idiler (Kül Tegin Yazıtı, I, doğu, 29; Bilge Kağan, I, doğu, 23). Böyle bir devlet ve hükümdar anlayışı dünya hukuk tarihinde önemli yer tutmaktadır.
Eski Türk düşüncesinde meclis kavramı nasıldır?
Demokrasinin önemli göstergesi meclisin eski Türk devletinde var olduğunu, Çin kaynaklarından ve Orhun Yazıtlarından çok açık bir şekilde anlamaktayız. Yasama kurulu niteliğini taşıyan bu meclis aslında milattan önceki devirlerden beri devam eden bir kurum olarak görünmektedir. Göktürklerde
meclis kelimesinin karşılığı “toy” idi. Bütün diğer Türk lehçelerinde ve Türkçeden geçtiği bütün yabancı dillerde de meclis, toplantı anlamına gelmektedir. Bu meclisin üyelerine Toygun denirdi. Oğuz Destanında da “Toy”dan bahsedilir.
Eski Türklerde hukuk düşüncesi deyince ne anlıyoruz?
Göktürk Devletinde yüksek devlet mahkemesine yargu denirdi. Yine kaynaklar araştırıldığında,
Göktürklerde bir könilik (adliye) müessesesi olduğunu anlıyoruz. Yarguların vazifeleri töreyi ve örfi
hukuku uygulamak idi. Ünlü Göktürk devlet adamı Tonyukuk, mahkeme başkanlığı, yani yarganlık
yapmıştı. Hükümdarlar da yarganlık yaparlardı. Kaynaklardan anlaşıldığına göre Türk ülkesinde
geçerli cezai hükümler şunlardı: Zina yapan evlilerin, adam öldürmenin, soygun yapanın, bağlı at çalanın cezası idamdı. Genç kızları aldatanlar, ağır bir şekilde mal ile tazminat ödemek zorunda bırakılır,
sonra o kızla mutlaka evlendirilirdi. Adam yaralayanlar, yaranın derecesine göre mal mülk ödemek
suretiyle suçlarını tazmin ederlerdi. At ve koyun çalanlar on katından fazlasını ödemeye mahkûm
edilirdi. Diğer hafif suçlar on günü geçmemek üzere cezalandırılırdı. Vatana ihanet edenler, ordudan
kaçanlar ise ölüme mahkûm edilirdi. Ceza işlemleri herkese hiçbir fark gözetmeksizin uygulanırdı.
Eski Türklerde inanç sistemi nasıldır?
Bozkırlarda gelişen Eski Türk inanç sistemi çok karmaşık bir yapıya sahip değildir. Ayrıca tarihin
ilk devirlerinden itibaren Avrasya bozkırlarının hayat şartlarının izlerini taşır. İslam Öncesi dönemde
Türkler yaşadıkları doğal ortam gereği inançlarını üç ana temel üzerine oturtmuşlardır:
1. Doğa ve doğaüstü güçlere saygı göstermek,
2. Ataların ruhlarına saygı duymak ve kurban sunmak,
3. Gök Tanrı’ya inanmak.
Eski Türklerde ruha “tın” dendiği anlaşılır. Tın,
1. Canlı cansız her şeyin ruhu,
2. Türklerin ruhu,
3. Bireysel ruh olmak üzere üçe ayrılır