aofsorular.com
SOS304U

Tarımsal Sınıflar

3. Ünite 20 Soru
S

Uluslararası Kır Sosyoloji Birliği ne zaman kurumuştur?

Uluslararası Kır Sosyoloji Birliği 1962 yılında kurulmuştur.

S

Geleneksel ve güncel tarım çalışmaları arasındaki bağlantıları da kuracak şekilde kullanılan tasnif ölçütü Teodor Shanin tarafından “çağdaş köylülüğün analiz kategorileri” başlığı ile geliştirilmiştir. Shanin bu kategorileri hangi iki soruya verilen yanıtlar temelinde oluşturmuştur?

“köylülerin toplumsal gerçekliğin anlamlı ve ayırt edici bir olgusu” olarak görülüp görülmediğidir. İkincisi ise toplumsal gerçekliğin açıklanması bakımından köylülüğün anlamlı ve ayırt edici bir analitik kategori” olarak görülüp görülmediği.

S

Köy nüfusu ilk ne zaman kentlerde yaşayanların gerisinde kalmıştır?

2000li yıllarda

S

Tarımda kapitalizmin gelişmesi bakımından ilkel birikim mekanizmaları, hangi üç sonucun ortaya çıkmasını sağlamıştır?

İlk olarak toprak varlığı sermayeleşmiş ve kapitalist toprak mülkiyeti gelişmeye başlamıştır. Bu son derece önemli bir gelişmedir; zira kapitalist mülkiyette toprak artık metaya dönüşmüştür; toprak sahipliği, özel mülkiyet hakkı gereği, toprak varlığını satmaya, satın almaya ve kiralamaya açık hâle gelmiştir (Bernstein, 2011, s.42). İkinci olarak tarımda kapitalist çiftçiler ve topraksız emekçiler şeklinde sınıfsal bir kutuplaşma uç vermiştir; toprakların metalaşması ve kapitalist kiracı çiftçiler eliyle işlenmesi neticesinde, köylü topluluklarının hayvanlarını otlattığı meralar, yakacak topladığı ormanlık alanlar, balık tuttuğu dereler ortak kullanım alanları olmaktan çıkmaya başlamıştır. İngiltere sosyal tarihinde iki asırlık bir arka planla 18. yüzyılda tamamlanan bu süreç, çitleme hareketi (enclosure movement) adıyla anılır. Toprakta kapitalist özel mülkiyet ilişkileri yerleştikçe, geleneksel kır nüfusu kapitalist çiftçi ve topraksız köylü şeklinde farklılaşmaya başlamış ve nihayet Sosyoloji disiplininin köyden şehirlere göç olgusu olarak da incelediği işçileşme adı verilen süreç ivme kazanmıştır. Bu süreç işçilerin; feodal bağlardan kurtuldukları için özgür, fakat yaşamlarını ancak emek güçlerini ücret karşılığı satarak sürdürebildikleri için de bağımlı olan erkek ve kadınların tarih sahnesine çıkış sürecidir de. Geleneksel göç kuramlarında kır’ın itme – kent’in çekme etkisiyle açıklanan göç olgusunda, itenin de çekenin de kapitalist sermaye birikim dinamikleri olduğu açıktır. Nüfus hareketleri ile birlikte düşünüldüğünde tarımda kapitalizmin gelişmesi, maden ve imalat sanayi gibi hızla gelişen ve yüksek miktarda işçi istihdamı talep eden alanlar için, işgücü arzının ana kaynaklarından biri olmuştur. 

S

Yeni Uluslararası İşbölümü Yaklaşımının kurucusu olarak bilinen Fröbel’in (1980) konuyla ilgili beş önemli ampirik bulgusu hangileridir?

a. İlk olarak, potansiyel işgücü rezervi dünya ölçeğinde gelişmiş ve dünya çapında bir yedek sanayi ordusu oluşmuştur. Tarımda sınai yatırımların ivme kazanmasıyla kırsal alanlardan kentlere yığınlar halinde göç eden Asya, Afrika ve Latin Amerika emekçilerinin yerleştiği varoşlar, ‘özgür’ ücretli işgücü depoları haline gelmiştir. Dünya yedek sanayi ordusunun sergilediği temel özelliklere gelince; öncelikle bu işgücünün maliyeti sanayileşmiş geleneksel kapitalist ülkelerdeki işgücüne kıyasla daha düşüktür; ikame edici mekanizmaların varlığı sayesinde, ücretler sadece “emeğin fiili istihdam dönemindeki acil günlük yeniden üretim maliyetini” kapsar. b. İkinci olarak, bu emek rezervine sahip olan “düşük ücretli ülkelerde” çalışma süreleri, geleneksel sanayileşmiş ülkelere kıyasla kural olarak daha uzundur. Vardiyalı çalışma, gece ve Pazar mesaileri son derece yaygındır ve bu yolla sabit sermayenin ‘optimal’ kullanımı söz konusu olabilmektedir. c. Üçüncü olarak, bu ülkelerdeki emek verimliliği, mukayese edilebilir süreçler açısından genelde gelişmiş ülke düzeyine benzer orandadır. d. Dördüncü olarak, işgücünün giriş-çıkışları firma tercihlerine bağlı olarak gerçekleşebilmekte; yoğun emek istihdamı ile istihdamda hızla indirime gidebilme olanakları bir arada var olabilmektedir. e. Son olarak, geniş yedek sanayi ordusunun varlığı, spesifik amaçlara son derece uygun bir işgücünün (örneğin genç kadın işgücü) ‘optimal’ seçimini mümkün kılabilmektedir.

S

Kır nüfusu hangi ülkelerde dünya ortalamasının altındadır?

Üst ve orta üst gelirli ülkelerde

S

Özuğurlu'nun Türkiye kırsalında gerçekleştirdiği alan araştırmasında saptadığı farklılaşmış köylü hane tiplemelerinden fazlalık nüfusu nedir? 

Bu köylü hane tiplemesinin ayırt edici özelliği, köylü özellikleri ile temel bağlarını kopartmış olmalarıdır. Köylülükle, köyde ikamet ediyor olmak dışında bir bağ kalmamıştır. Hane, yaşamını köy dışı gelir(ler)le sürdürür; emekli maaşı ve düzenli akraba yardımı başlıca fon kaynağıdır. Bundan da yoksun olan haneler, köyde “düşkün” muamelesi yapılarak himaye edilir.

S

Özuğurlu'nun Türkiye kırsalında gerçekleştirdiği alan araştırmasında saptadığı farklılaşmış köylü hane tiplemelerinden Köy ayaklı proleterler nedir? 

Köy ayaklı proleterler adlandırması, tarım geliri olmayan ve yaşamlarını hane dışı işlerde, çoğunlukla da tarım dışı işlerde ücretli istihdam edilerek sürdüren haneleri tanımlamaktadır. İhracat işlem bölgelerindeki ya da Türkiye’de yaygın bilinen adıyla organize sanayi bölgelerindeki işletmeler, işgücü ihtiyacını genellikle çevre köylerdeki genç nüfustan karşılarlar. İşte, köy ayaklı proleterler, kente göç etmek yerine, köyünde işçi olarak yaşamayı sürdürenleri ifade etmektedir.

S

Özuğurlu'nun Türkiye kırsalında gerçekleştirdiği alan araştırmasında saptadığı farklılaşmış köylü hane tiplemelerinden Küçük Meta Üretimi: Geleneksel küçük köylülük nedir? 

Hane emek rezervini öncelikli olarak hane üretiminde istihdam etmek eğilimindedir. Sınırlı toprak büyüklüğü ile tarımsal faaliyet sürdüren geleneksel küçük köylü hanesinde, hane üretiminin gereksinim duyduğu emek miktarı ile ücretli işçi istihdam etme eğilimi arasında doğrusal bir ilişki vardır; hane emek gereksinimi düşük iken az sayıda, yüksek iken ise çok sayıda işçi tutulur. Geleneksel küçük köylü haneler girdileri pazardan temin etmeleri, pazar için üretim yapmaları ve üretimin belli aşamalarında ücretli emekçi istihdam etmeleri ile tipik bir küçük meta üreticisidir. Ayırt edici özellikleri ise, sömürülen bir kategori olarak sermaye nüfuzu ile bütünleşme eşiği ya da derecesinin düşük olmasıdır

S

Aşağıdaki isimlerden hangisi köylülüğü hem olgu olarak hem de analitik olarak önemsemektedir?

Chanyanov

S

Köylücü yaklaşımın önermeleri nelerdir?

Köylülük, toplumsal bir kategori olarak kendine özgüdür. Köylülük, varlığını idame ettirmeyi temel strateji olarak benimser. Köylülük, negatif hazza, kendi emeğini sömürmeye dayalı bir mantığa sahiptir. Köylülük, birey ve hane birimi temelinde varlığını sürdürür.

S

Yeni Uluslararası İşbölümü Kuramı denince hangi isim akla gelir?

Flöber

S

Küçük meta üreticileri kimlerdir?

Küçük Meta Üretimi: Geleneksel ve yeni küçük meta üreticileri: Geleneksel küçük meta üreticisi köylülerde hâkim emek kullanma stratejisi, hane işletmesinin gereksinimlerine yöneliktir. Toprağın ve üretim araçlarının sahibi olmakla birlikte, üretim girdileri venihai ürün bakımından çoğunlukla tüccara bağımlıdırlar. Yeni küçük meta üreticilerini “yeni” kılan özellik, köylülüğe özgü olan ve hane emek rezervini öncelikli olarak hanenin üretim gereksinimlerine sevk eden yöneliminden kopmuş olmasıdır. Hane üretiminin emek gereksinimini düşürme eğilimi hem dışarıdan ücretli işçi istihdamına duyulan gereksinimi azaltmak hem de hane emek rezervini gelir getirici hane dışı işlere sevk etmek şeklindeki iki yönelime sahiptir.

S

Girişimci üreticiler kimlerdir?

Girişimci çiftçi, kendisi işinin başında bulunsa da, hane emek rezervini tarımsal üretime bilfiil dâhil etmez; özellikle çocuklarını tarımsal işletmenin gereksinim duyduğu beşeri ve kültürel sermayeyi edinmesi doğrultusunda yönlendirir. Dünya borsalarında ürün fiyatlarını günlük olarak izlemek, üretimdeki yeniliklerle (inovasyon) bağlantı kurmak, bu hane kategorisinin kanıksanan davranışlarındandır.

S

Merkantilist- Endüstriyel Gıda Rejimi nedir?

İkinci Gıda Rejimi ABD’nin hegemonyası altında 1947-1972 yıllarında hüküm sürmüştür; Friedman’ın adlandırmasıyla Merkantilist- Endüstriyel Gıda Rejimi altında endüstriyel tarım küresel bir olgu halini almış, yüksek verimlilik artışları yaşanmıştır. Arz fazlaları nedeniyle tarımsal ürün fiyatlarının düşük seyretmesi, tarım ürünleri ihracatına yaslanan azgelişmiş ülke ekonomilerini önemli finansal zorluklara sürüklemiştir

S

Gıda Egemenliği talebini ilk dile getiren uluslararası kuruluş hangisidir?

Via Campesina

S

Organik Enternasyonal Eylem Grubu organik tarımı nasıl tanımlamaktadır?

toprakların, ekosistemlerin ve insanların sağlığını koruyan bir üretim sistemi olarak tanımlamaktadır.

S

İlkel sermaye birikiminin  bileşkesini oluşturan dört sürec hangileridir? 

yoksullaşma ve mülksüzleşme; üretim ve geçim araçlarının sermayeleşmesi ve özel mülkiyet temelinde yoğunlaşmasıdır

S

İlkel sermaye birikimi nedir?

İlkel sermaye birikimi kavramı köken bakımından klasik politik iktisadın bir kavramıdır. Adam Smith’te “daha önceki birikim” terimi ile karşılanan kavramının İngilizce ve Almanca arasında gidip gelen bir dil serüveni mevcuttur: Marx, İngilizce ‘previous’ (önceki) terimini Almanca’ya ‘ursprunglich’ şeklinde çevirmiş; Marx’ın İngilizce’ye tercümesinde ise bu Almanca terim ‘primitive’ (ilkel) terimiyle karşılanmıştır. Klasik politik iktisatta ilkel birikim terimi, işbölümünden (ki bu kapitalizmdir) önce oluşan servet stokuna göndermede bulunur: Buna göre, ticari mekanizmalarla servet birikmiş, bu stok temelinde kapitalist işbölümü yerleşmiş ve işlemeye başlamıştır. Özetle, ilkel birikim kapitalizmin tarih öncesidir. Oysa Marx’a göre, ilkel birikime kapitalizmin tarih-öncesi şeklinde yaklaşmakla kavrama bir nevi “teolojideki ilk günahın oynadığı rol” atfedilmiş olmaktadır.

S

Küçük köylülüğün varlığını sürdürmek bakımından başvurduğu temel strateji nedir?

küçük köylülüğün varlığını sürdürmek bakımından başvurduğu temel strateji, tarihsel belleğine de uygun olarak, emeğin üretim ve yeniden üretim maliyetlerini alt sınırlarına çekmek ve hane emek rezervini çok yoğun bir şekilde hane ve hane dışı üretim faaliyetine seferber etmek yönündedir. Bu strateji gereği örneğin, pamuk gibi emek ve zaman yoğun bir ürün bırakılıp her iki ölçütten kayda değer tasarruf sağlayan nar gibi bir ürüne geçilebilmektedir.