Ticaret Hukuku, Ticari İşletme, Ticari İş, Ticari Hüküm, Ticari Yargı
Ticaret hukuku nedir?
Ticaret hukuku ticari hayata ilişkin kuralların
oluşturduğu bütündür.
Hukuk sistemimizde ticaret hukuku kuralları hangi
kavramı temel alarak düzenlenmiştir?
Hukukumuzda ticaret hukuku kuralları, taciri
temel alan sübjektif (Alman Ticaret Hukuku) ve ticari işi
esas alan objektif sistemden (Fransız Ticaret Hukuku)
farklı olarak ticari işletme kavramı temel alarak
düzenlenmiş ve modern sistem kabul edilmiştir. Bu
sebeple TTK’da ticari işletme tanımlanmış ve özellikleri
ortaya konulmuştur. Ticari iş kavramı ve ticari hüküm
kavramları belirlenirken ticari işletme kavramından
yararlanılmıştır. Ticari yargı hakkında düzenlemeler
oluşturulurken benzer şekilde hareket edilmiştir.
Ekonomi bilimi açısından ticaret ne anlama gelir?
Ekonomi bilimi açısından ticaret, malların üretim
ve tüketim aşamaları arasındaki aracılık faaliyetlerini ifade
eder.
Özel hukuktaki irade özgürlüğü ilkesi ticaret hukukuna
nasıl yansımıştır, açıklayınız?
Ticaret hukukunda taraflar irade özgürlüğü
uyarınca sözleşme yapıp yapmama konusunda serbest
oldukları gibi girdikleri sözleşme ilişkisinin içerik ve
kapsamını belirlemede kural olarak serbesttirler ve taraflar
arasında bir denge vardır.
Ticaret hukukunda ilke bu olmakla birlikte, irade
özgürlüğü her açıdan mutlak ve sınırlanamaz değildir.
Özellikle son yıllarda gelişen küçük tasarruf sahiplerinin
ve yatırımcıların korunması; tasarrufların yatırımlara etkin
ve sağlıklı bir şekilde aktarılabilmesi; piyasaya güvenin
sağlanması ve istikrarın korunması; tüketicilerin
korunması ve rekabetin korunması gibi düşüncelerle; irade
özgürlüğü, kamu otoritelerince getirilen çeşitli
düzenlemelerle sınırlandırılmıştır.
Ekonomi hukuku nedir, amaçları nelerdir, açıklayınız?
Ekonomi hukuku, devletin ticari hayata kamu
yararı düşüncesiyle müdahalesi sonucu ortaya çıkan bir
karma hukuk dalıdır ve hedefinde tek tek bireylerin değil
kamunun yararı fikri vardır. Ekonomi hukuku bulunduğu
yer itibarıyla ticaret hukuku ile idare hukukunun kesiştiği
bir noktada bulunmaktadır. Bu hukuk dalı açısından ticari
hayata kamu otoritelerince en çok müdahale, özellikle
sermaye piyasası hukuku, banka ve sigorta hukuku,
rekabet ve marka hukuku gibi alanlarda
gerçekleşmektedir.
Ticaretin günümüzdeki uluslararası niteliğini
açıklayınız?
Küreselleşen dünyamızda ticari faaliyetler artık
eskisi gibi yalnızca belli bir ülke topraklarıyla sınırlı
kalmamakta ve mal ve hizmet değişimleri birçok kez ülke
sınırlarını aşmaktadır. Bu bağlamda ticaretin artık
uluslararası bir karaktere sahip olduğunu söylemek
mümkündür.
Ticaretin giderek daha uluslararası bir nitelik
kazanmasının Türkiye’nin ticaret hukukuna etkilerini
açıklayınız?
Ticaretin giderek uluslararası bir hal alması
bağlamında Türkiye’nin ticaret hukuku yaklaşımı da
önemli dönüşümler geçirmiştir. Avrupa Birliği ile
ilişkilerin gelişmesi çerçevesinde ülkemizde birçok ticari
mevzuat Avrupa Birliği normlarıyla uyumlu hale
getirilmiştir ve halen de getirilmeye devam etmektedir.
Ayrıca, gelişen dış ticaretimiz nedeniyle Türkiye ticari
alandaki birçok uluslararası anlaşmalara katılarak ticaret
hukukunu uluslararası ticaretin gereksinimlerine uygun
hale getirmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun gerekçesinde, bir
taraftan Avrupa Birliğinin kurulması ve küresel bir güç
haline gelmesi ve ortak bir hukuk sistemi yaratma
çabasına girişmesi ile bu birlik ve Türkiye ilişkilerin
“müzakere eden ülke” konumuna yükselmesi, diğer
taraftan Dünya Ticaret Örgütü tarafından uluslararası
nitelik kazanması amacıyla önerilen ve küreselleşen
dünyada geçerli hukuk sistemi yaratma çabasını taşıyan
hazırlıkları, Türk Ticaret Kanunu’nda değişiklik
yapılmasını zorunlu kılan nedenler arasında
gösterilmektedir. Yeni kanuni düzenleme, ticaret
hukukunun uluslararası niteliğinden etkilenmiştir.
Uluslararası niteliğine bağlı olarak ticaret hukukunun tüm
ülkelerde benzer kurallara bağlamasını amaçlayan ve bu
yönde çalışmalar gerçekleştiren birçok kurum da
bulunmaktadır.
İlk ticaret kanunumuzun adı nedir?
İlk ticaret kanunumuz 1850 tarihli Kanunname-i
Ticaret’tir.
İlk ticaret kanunumuz hangi kanunun etkisinde
kalınarak yazılmıştır?
İlk ticaret kanunumuz Fransız Ticaret Kanunu
etkisinde kalınarak yazılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nu genel hatlarıyla
tanıtınız?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu
tarafından 13.01.2011 tarihinde kabul edilen 6102 sayılı
Türk Ticaret Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe
girmiştir.
6102 sayılı kanun Prof. Dr. Ünal Tekinalp başkanlığında
bir komisyon tarafından hazırlanmıştır. Kanun ticaret
hukukunun uluslararası niteliğini dikkate alan ve birçok
uluslararası kabul görmüş uygulamayı iç hukukumuza
taşıyan düzenlemeler içermektedir.
Bu yeni Kanun’da 1957 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun
genel sistematiğinin genel olarak korunduğu kabul
edilebilir. Eski kanunda beş ayrı kitap halinde
gerçekleştirilen bölümleme, bu kanunda altı kitap halinde
gerçekleştirilmiştir. Başlangıç ve son hükümler dışında
kanundaki altı kitap şunlardır:
“Ticari İşletme” başlığını taşıyan ilk kitap, md.11 ve 123
arasında düzenlenmiş ve ticari işletme, tacir, ticaret sicili,
ticaret unvanı ve işletme adı, haksız rekabet, ticari
defterler, cari hesap ve acentelik hakkında hükümleri
içermektedir. Eski kanundan farklı olarak “Ticaret İşleri
Tellalı’na ilişkin hükümler kanunda yer almamaktadır.
“Ticaret Şirketleri” başlıklı ikinci kitapta (md. 124-644),
ticaret şirketlerine ilişkin genel hükümlerin ardından,
kolektif, komandit, sermayesi paylara bölünmüş komandit,
anonim ve limited şirketler düzenleme altına alınmıştır.
“Kıymetli Evrak” başlıklı üçüncü kitap (md. 645-849),
genel hükümler, nama, hamile yazılı senetler, kambiyo
senetleri, kambiyo senetlerine benzeyen senetler ve diğer
emre yazılı senetlerle, makbuz senedi ve varanta ilişkin
hükümler içermektedir.
“Taşıma İşleri” başlığını taşıyan dördüncü kitap (md. 850-
930), eski düzenlemede kıymetli evrak başlıklı kitap
içinde yar alırken ayrılarak bağımsız bir kitap haline
gelmiştir. Bu kitapta eşya taşıması, taşınma eşyası taşınası,
değişik tür araçlarla taşıma, yolcu taşıma ve taşıma işleri
komisyonculuğuna ilişkin hükümler yer almaktadır.
“Deniz Ticareti” başlıklı beşinci kitap (md. 931-1400),
gemi, donatan, ve donatma iştiraki, kaptan, deniz ticareti
sözleşmeleri, deniz yoluyla yolcu taşıma sözleşmesi, deniz
kazaları, gemi alacakları, deniz alacakları, petrol kirliliği
ve cebri icraya ilişkin hükümler içermektedir.
“Sigorta Hukuku” başlıklı altıncı kitapta ise (md. 1401-
1520), genel hükümler ve sigorta türlerine ilişkin özel
hükümlerin yer aldığı görülmektedir.
Son hükümler içerisinde (md. 1521-1522), küçük ve orta
işletme sınırları, elektronik işlemler ve bilgi toplumu
hizmetleri, kurumsal yönetim ilkeleri, yasaklanmış
işlemler ve hizmet mal tedarikinin geç ödenmesinin
sonuçları gibi farklı hususlar incelenmektedir.
Sermaye piyasası alanı hangi kanunla
düzenlenmektedir?
Sermaye piyasası alanı Sermaye Piyasası Kanunu
ile düzenlenmektedir.
Rekabet alanı hangi kanun ile düzenlenmektedir?
Rekabet alanı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun ile düzenlenmektedir.
Faiz işleri hangi kanun ile düzenlenmektedir?
Faiz işleri, Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine
İlişkin Kanun ile düzenlenmektedir
Çek ile ilgili alan hangi kanun veya kanunlar ile
düzenlenmektedir?
Çek ile ilgili alan önce Çekle Ödemelerin
Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında
Kanun ile ardından yürürlüğe giren Çek Kanunu ile
düzenlenmektedir.
TTK’da ticari işletme nasıl tanımlanmaktadır?
TTK’da ticari işletme şu şekilde
tanımlanmaktadır: “Ticari işletme, esnaf işletmesi için
öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan
faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü
işletmedir” (TTK md. 12).
Ticari işletmenin özellikleri nelerdir?
TTK’da yer alan tanımdan hareket edersek ticari
işletmenin dört özelliği olduğundan bahsedebiliriz. Bunlar
şöyle sıralanabilir:
• Gelir sağlamayı hedefleme
• Devamlılık
• Bağımsızlık
• Esnaf faaliyeti sınırlarını aşma
Ticari işletmenin özelliklerinden gelir sağlamayı
hedeflemeyi açıklayınız?
Bir ticari işletmeden söz edebilmek içi ortada
kazanç sağlama hedefinin olması gerekmektedir; fakat
kazancın fiilen sağlanması şart değildir. Önemli olan
böyle bir amacın varlığıdır. Dolayısıyla bir ticari işletme
fiilen kazanç sağlayamasa yani zarar etse bile bu koşulu
karşılayabilecektir.
Ticari işletmenin özelliklerinden devamlılığı
açıklayınız?
Devamlılıktan kast edilen ticari faaliyetin daimi
sürekliliği değildir. Burada kast edilen faaliyet dönemi
içinde sürekliliktir; kesintiye uğratmamaktır; zamansal
düzensizlikler veya kesintiler yapmamaktır. Bir başka
ifadeyle, faaliyetin yürütülmesinde keyfi olarak birkaç gün
veya hafta ara vermek, daha sonra geri başlamak ve daha
sonra belli bir süre faaliyeti yeniden kesintiye uğratmak
devamlılık unsurunun varlığını ortadan kaldırır. Şu halde
kesintisizlik ve düzenlilik ticari işletmede devamlılık
unsuru için şarttır.
Faaliyetin mevsimlik olması veya hastalık gibi zorunlu
sebepler ticari işletme nitelendirmesine engel değildir.
Örneğin plaj ve kayak işletmeciliği gibi bazı faaliyetler
tabiatı gereği mevsimseldir. Önemli olan dönemi içindeki
kesintisiz ve düzenli çalıştırmadır.
Ticari işletmenin özelliklerinden olan bağımsızlığı
açıklayınız?
Bağımsızlık, bir işletmenin ticari işletme
sayılabilmesi için bir başka işletmeye bağlı olarak faaliyet
yürütmemesi anlamına gelir. Şubelerin ticari işletme
sayılmaması buna bir örnek olarak verilebilecektir.
Ticari işletmenin özelliklerinden esnaf faaliyeti
sınırlarını aşmayı açıklayınız?
Ticari işletmeden bahsedebilmek için ortada
esnaf işletmesinin boyutlarını aşan bir işletme var
olmalıdır. Bu bağlam ticari işletmenin ekonomik faaliyeti
işletme sahibinin bedeni çalışmasından çok gelire
dayanmalı gelir Bakanlar Kurulunca çıkartılacak ilgili
kararnamedeki sınırı aşmamalıdır. Dolayısıyla esnaf
faaliyetinin sınırını belirlemede son kertede Bakanlar
Kurulu’nun çıkaracağı ilgili kararnameye bakılacak ve
geliri kararnamede belirtilen sınır veya sınırları aşan
işletmeler ticari işletme sayılacaktır.
Ticari işletmenin unsurlarını sayınız?
Ticari işletmenin unsurları şunlardır:
• Şahısvarlığı unsurları
• Malvarlığı unsurları
o Maddi malvarlığı unsurları
o Maddi olmayan malvarlığı unsurları.
Ticari işletmenin merkezi kavramını açıklayınız?
Ticari işletmenin merkezi, ticari işletmenin ticari,
hukuki ve idari faaliyetlerinin toplandığı ve işlemlerinin
yürütüldüğü yerdir. Ticari işletmenin birimlerinin dağınık
vaziyette bulunduğu durumlarda idari ve hukuki işlerin
yürütüldüğü yer merkez olarak nitelendirilecektir. Gerçek
kişi tacirlerde işletme merkezi tacirin ikametgâhı
olabilecektir. Tüzel kişi tacirlerde ise işletme merkezi esas
sözleşmede gösterilmek zorundadır.
Şube kavramını açıklayınız?
Şube, ticari işletme işleteni adına ve hesabına
işlemlerde bulunmak üzere, iç ilişkide bağımlı ve dış
ilişkide kendisine tanınmış yetkiler ölçüsünde bağımsız bir
işyerinde kurulur. Kurulan bu şube, merkezin ticaret
unvanı altında ve merkezle aynı alanda ve aynı tacire ait
olmak üzere faaliyette bulunan, ancak ticari işletmeden
ayrı bir hukuki kişiliği bulunmayan bir örgütlenme
biçimidir.
Ticari işletmelerin devrini açıklayınız?
Ticari işletmenin devri TBK md.202’de
düzenlenmiştir. TBK md.203’te ise bir işletmenin diğer bir
işletmeyle birleşmesi düzenlenmektedir. İşletmenin devri
ile birleşmesi aynı hukuki sonuca tabi işlemlerdir. Bu
işlemlerde işletmenin sahipliği değişir.
Devir kural olarak işletmenin bütün unsurlarını kapsar
fakat bu her zaman şart değildir. Önemli olan devredilen
unsurlarla bir işletmenin varlığından ve bunu işletebilme
imkanından söz edilebilmesidir.
Ticari işletmenin devri tüm aktif ve pasifleri kapsar. Fakat
borcun nakli durumunda alacaklının rızası aranmaz.
Ticari işletmenin devrinin yazılı yapılması, ticaret siciline
tescil ve ilan edilmesi gerekmektedir. Bu işlemlerin
yapılması tüm unsurlar bakımından ayrı ayrı tasarruf
işlemi yapılmaksızın işletmenin devralana geçmesi
sonucunu doğuracaktır.
Özel kanunlarda başkaca şartların öngörülmesi durumunda
bunların da sağlanması gerekmektedir.
Devrin üçüncü kişiler nezdinde hüküm ifade etmesi ve
devralanın işletme borçlarından sorumluluğunun
başlayabilmesi için devrin alacaklılara ihbar veya Türkiye
Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilmesi gerekmektedir.
Ticari işletmesini devreden (gerçek kişi) tacir, devirden
dolayı ticareti bırakmış olacağından tacir sıfatını kaybeder.
Ancak İİK md. 44 uyarınca ticaretin terkinin ilan
edilmesinden itibaren bu kişi bir yıl daha borçlardan iflas
yoluyla takip edilebilir. Bu hüküm tasfiye edilen ticaret
şirketleri bakımından uygulanmaz (TTK md. 545 f. 2).
Devirle birlikte ticari işletmenin unsurları devralana geçer.
Bu unsurlar arasında devredene ait olmayan ancak onun
emin sıfatıyla zilyetliğinde bulunan taşınırların mülkiyeti,
iyiniyetli olduğu takdirde devralana geçecektir (İyiniyeti
ortadan kaldıran bir hüküm için bk. 6361 sayılı Finansal
Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu, 13
Aralık 2012, RG. 28496, md. 22, 26)
Devralan kişi işletmeyi devraldığını üçüncü şahıslara
ilanen bildirdiği veya alacaklılara ihbar ettiği andan
itibaren işletmenin daha önceki borçlarından sorumludur.
Devralan varlığını bilmediği borçlardan da mesuldür.
Devreden devrin ilan veya ihbarına kadar doğan
borçlardan dolayı devralanla birlikte iki yıl süreyle
müteselsilen sorumludur. Bu süre vadeye bağlanmış
(müeccel) borçlarda muacceliyet tarihinden; muaccel
borçlarda ise devrin ilanı veya ihbar yoluyla bildiriminden
itibaren işlemeye başlayacaktır. İşletmenin devri halinde
tacir yardımcılarının temsil yetkilerine ilişkin değişiklikler
de gerçekleşmektedir.
Ticari işletmenin kiralanan bir alanda faaliyet göstermesi
halinde, kira ilişkisinin geçmesi için kiralayanın onayı
gerekir. TBK md. 323 gereği, işletmenin devri sırasında
kiralayan ancak haklı sebep varsa onay vermekten
kaçınabilir. Kiralayan onay verirse, devreden işleyen
kiralardan iki yıl süreyle müteselsil olarak sorumlu olur.
Bu sorumluluk devredenin devir sonrası borçlardan
sorumlu olduğu istisnai bir sorumluluktur.
Ticari işletmenin rehni hangi kanun ile
düzenlenmiştir?
Ticari işletmenin rehni 2016 tarih 29871 sayılı
Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu ile
düzenlenmiştir.
Ticari işletmeler rehin ilişkisini kim veya kimlerle
kurabilirler?
Ticari işletmeler kredi kuruluşları (bankalar) ile
rehin ilişkisi kurabileceklerdir. Bunun yanında tacir ve
tacir ile tacir ve esnaf arasında rehin ilişkisi kurulması da
mümkündür.
Ticari işletmenin rehni ilişkisi nasıl kurulur?
Ticari işletmenin rehin ilişkisi rehin
sözleşmesinin Rehinli Taşınır Sicili’ne tescil edilmesiyle
kurulur.
Rehin hakkının kapsamında neler vardır?
Rehin hakkının kapsamında şunlar vardır
• Alacaklar
• Çok yıllık ürün veren ağaçlar
• Fikri ve sınai mülkiyete konu haklar
• Hammadde
• Hayvan
• Her türlü kazanç ve iratlar
• Başka bir sicile kaydı öngörülmeyen ve idari izin
belgesi niteliğinde olmaya her türlü lisans ve
ruhsatlar
• Kira gelirleri
• Kiracılık hakkı
• Makine ve teçhizat, araç, ekipman, alet, iş
makinaları, elektronik haberleşme cihazları dahil
her türlü elektronik cihaz gibi menkul işletme
tesisatı
• Sarf malzemesi
• Stoklar
• Tarımsal ürün
• Ticaret unvanı ve/veya işletme adı
• Ticari işletme veya esnaf işletmesi
• Ticari plaka ve ticari hat
• Ticari proje
• Vagon
• Yukarıda sayılanlardan üçüncü kişiler
zilyetliğindeki taşınır varlık, hak ve paylı
mülkiyet hakları.
Rehin borçlusunun yükümlülükleri nelerdir?
Rehin borçlusu, rehinli taşınırın değerini
koruyacak gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Rehin
veren, rehin konusu taşınır varlıkların değerini rehin
alacaklısı aleyhine azaltan tasarruflarından doğan zararları
tazmin etmekle yükümlüdür. Rehin veren, rehinli taşınır
varlığın devri ile alacağın devrini Sicile tescil ettirmekle
yükümlüdür.
Rehin borçlusunun temerrüdü halinde birinci derece
alacaklıya hangi hak veya haklar tanınmıştır.
Rehin alacaklısı şayet birinci dereceden alacaklı
ise icra dairesinden İİK md. 24 uyarınca rehinli taşınırın
mülkiyetinin devrini talep edebilir. Bu halde icra dairesi,
bu devri Sicile bildirir. Rehinli taşınırın, Kanunun 13 üncü
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenen değerinin,
birinci derece alacaklının toplam alacağından fazla olması
durumunda, aradaki fark miktarından, diğer derecelerdeki
alacaklılara karşı, birinci derece alacaklı ile rehin veren
müteselsilen sorumludur.
Bir ticaret şirketinin malvarlığını dağıtmadan ticari
işletme halini alması hangi koşullar altında mümkündür?
Bir ticaret şirketinin malvarlığını dağıtmadan
ticari işletme halini alması için söz konusu ticaret
şirketinin paylarının tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi
veya kişiler tarafından devralınmalı ve ticari işletme bu
kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan
edilmelidir.
Ticari işletmenin ölüm olayı nedeniyle mirasçılara
geçmesi durumu söz konusu olduğunda hangi hukuki
düzenlemelere başvurulmalıdır?
Bu durum TMK’nın mirasa ilişkin genel
hükümlerine göre çözülecektir. Dolayısıyla TMK’ya
başvurulmalıdır.
Bir işin ticari iş olup olmadığının nitelendirilmesinde
hangi ölçütler kullanılır?
Bir işin ticari iş olup olmadığının
nitelendirilmesinde şu ölçütler kullanılır:
• TTK’da düzenlenen işler
• Bir ticari işletmeyi ilgilendiren işler
• Ticari iş karinesi
• Bir taraf için ticari olan sözleşmeler
Ticari işlerde teselsül karinesini açıklayınız?
İki veya daha fazla kimse içlerinden yalnız biri
veya hepsi için ticari iş niteliğindeki bir iş için diğer bir
kimseye karşı müştereken borç altına girerlerse
müteselsilen sorumlu olurlar. Burada müteselsil borç
kanundan doğmaktadır. Teselsül karinesi sadece
borçlanma halinde değil ticari bir borca kefalette de söz
konusudur.
Ticari işlerde taraflar faizin ne zaman işleyeceğini
kararlaştırmadıkları takdirde faiz ne zaman işlemeye
başlar.
Ticari işlerde taraflar faizin ne zaman
işleyeceğini kararlaştırmamış iseler faiz, vade tarihinden
itibaren işlemeye başlar; fakat belirli bir vade yoksa faiz
ihtar tarihinden itibaren işleyecektir. (TTK md.10)
Bu konuda bir başka düzenleme TTK md.1530’dur. Bu
hükümde ticari işletmeler arasında mal ve hizmet
tedarikine ilişkin bir sözleşme yapılmış ve mal ve hizmet
tedarikini üstlenen taraf kendi yükümlülüğünü yerine
getirmişse, para borcu üstlenen tarafın temerrüdü hüküm
altına alınmaktadır. Buna göre taraflar vade
kararlaştırmışlarsa, söz konusu vade tarihinin gelmesi ile
temerrüt ortaya çıkacaktır ve ayrıca ihtara gerek
bulunmamaktadır. Buna karşılık bir süre
kararlaştırılmamışsa, otuz günlük bir süre öngörülmüş ve
mal veya hizmetin ifası ile fatura veya benzeri belgenin
düzenlenerek karşı tarafa verilmesi otuz günlük sürenin
başlangıcı olarak ortaya konulmuştur. Bu sürenin geçmesi
temerrüt faizinin kendiliğinden işlemesi sonucunu
vermektedir.
Taraflarca önceden faizin kararlaştırılmamış olduğu
durumda ticari iş dolayısıyla hak kazanılan faiz, hangi
orana göre hesaplanır?
Böyle bir durumda geçerli olacak olan faiz
kanuni faizdir. Dolayısıyla faiz hesaplanırken kanuni faiz
oranı kullanılacaktır.
Bileşik faiz yasağının TTK’daki istisnaları nelerdir?
Bileşik faiz yasağının TTK md.8, f.2’deki
istisnaları şunlardır:
• Her iki tarafı da tacir olmak kaydıyla cari hesap
sözleşmeleri
• Her iki tarafı da tacir olmak kaydıyla her iki taraf
bakımından ticari iş niteliğindeki ödünç
sözleşmeleri
Ticari iş niteliğindeki bir sözleşmede, kararlaştırılan
edimler hakkında kanun veya yetkili makamlar tarafından
getirilen sınırlamaların aşılması hâlinde ne olur?
Ticari iş niteliğindeki bir sözleşmede
kararlaştırılan edimler hakkında kanun veya yetkili
makamlar tarafından sınırlama getirilmiş ve söz konusu
sınırlamalar aşılmak suretiyle sözleşme
gerçekleştirilmişse, sözleşmenin en yüksek sınır üzerinden
yapıldığı kabul edilir ve bu sınırdan fazla edimler
(ödemeler) hata ile yapılmış olmasa dahi geri alınır.
Ticari kurallardan yazılı hükümler hangi esaslara
göre belirlenir?
Ticari kurallardan yazılı hükümler aşağıdaki
esaslara göre belirlenir:
• TTK’da yer alan bütün kurallar ticaridir.
• Bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün kurallar
ticaridir.
Ticari örf ve adet kurallarını tanımlayınız?
Ticari örf ve adet kuralları yazılı olmamakla
beraber çok uzun süredir istikrarlı bir şekilde uygulanan
ve uyulma zorunluluğu bakımından ticari hayatta yaygın
bir inancın var olduğu davranış kurallarıdır. Ticari örf ve
adet kurallarında genel örf ve adet kurallarında olduğu
gibi süreklilik, yaygınlık ve uyma zorunluluğu unsurları
mevcuttur.
Ticari hükümler, ticari işlere hangi sıra ile uygulanır?
Öncelikle emredici hükümler, ticari hüküm olup
olmadıklarına bakılmaksızın uygulanırlar. Emredici
hükümlerin ardından sözleşme hükümleri gelir. Tarafların
emredici hükümlere aykırı olmamak kaydıyla
sözleşmelerde ortaya koydukları hükümler ikinci sırada
uygulanır. Şayet söz konusu olaya uygulanabilecek bir
emredici hüküm ya da sözleşme hükmü yok ise o zaman
kanunun tamamlayıcı veya yorumlayıcı ticari hükümleri
uygulanır. Bir olaya uygulanacak ticari bir hükmün
bulunmaması halinde uygulanma sırası ticari örf ve adet
kurallarıdır. Buna karşın ticari örf adet kuralları, ticari
olmayan hükümlere göre öncelikle uygulanacaktır. Ticari
işlerle ilgili hukuki uyuşmazlıklar çözümlenirken o
konuda ticari örf ve adet de yoksa uyuşmazlık genel
hükümlere göre çözümlenecektir.
TTK md.4’e göre ticari davalar kaça ayrılır?
TTK md.4’e göre ticari davalar ikiye ayrılır
bunlar:
• Mutlak ticari davalar
• Nispi ticari davalar
Olarak sıralanabilir.
Nispi ticari davaları nelerdir, açıklayınız?
Nispi ticari davalar iki şekilde sınıflandırılabilir.
İlk olarak, bir taraftan uyuşmazlığın her iki tarafının tacir
olması diğer taraftan uyuşmazlığın tarafların ticari
işletmeleri ile ilgili bir husustan kaynaklanması halinde,
uyuşmazlığın çözümü ticari davayı gerektirir. İkinci olarak
havale, vedia ve telif hakkına ilişkin davaların ticari dava
sayılması için bir ticari işletmeyle ilgili olması yeterli
kabul edilmiştir.
Ticari davalarda hani usul kuralları geçerlidir?
Ticari davalarda deliller ve bunların ileri
sürülmesinde genel usul kuralları (HMK) geçerlidir (TTK
md.4, f.2). Ancak ticari davalarda diğer davalara nazaran
bazı usul farklılıkları da mevcuttur. Özellikle
uyuşmazlığın çabuk sonuçlandırılması için basit yargılama
denilen bir usul yöntemi ticari davalarda çoğunlukla
uygulanmaktadır.
Ayrıca tacirler arasındaki ilişkilerde ticari defterlerin ispat
aracı olarak kullanılması, itiraz edilmeyen fatura ve teyit
mektubuna ispat amacıyla dayanılması gibi hususlar, ticari
uyuşmazlıklara özgü hususlardır. Bunlar aşağıda farklı
başlıklar altında değerlendirilmiştir.