Sovyetler Birliği Dönemi
NEP politikalarının hangi uygulaması köylüleri daha fazla üretim yapmaya teşvik etmiştir?
NEP politikaları kapsamında öncelikli olarak Savaş Komünizmi uygulamalarından en tepki çekeni olan, tarımsal ürün zoralımına son verildi. Köylülerin ürünlerini belirli bir kâr oranında pazarda satmalarına izin verildi. Köylüler artık fazla ürünlerini istedikleri gibi pazarda satabiliyor ve fazla ürün üretmek için çaba gösteriyordu. Tarımsal sektör, ağır sanayiden çok hızlı büyümekteydi. Fabrikalar dengeyi sağlayabilmek için imal edilen ürünleri daha yüksek fiyattan satmakta, köylüler ise bu tüketim ürünlerini satın alabilmek için daha fazla üretim yapmaktaydı.
Sovyetler Birliği tarihinde hakimiyeti en fazla elinde tutan kimdir?
Lenin’in ölümünden sonra Sovyetler Birliğinde liderlik mücadelesinde Stalin hakimiyeti kendi eline geçirmeyi başardı. O, Sovyetler Birliği tarihinde hakimiyette en fazla kalan şahıs oldu. İlk Sovyet lideri Lenin (1917-1922) dört yıldan biraz fazla iktidarda kalmışken, Stalin 31 yıldan fazla (1922-1953) iktidarı elinde tutan lider oldu.
Stalin’in 1928 yılında ortaya koyduğu Beş Yıllık Kalkınma Planı sosyolojik açıdan ne gibi sonuçlar doğurmuştur?
Sosyolojik açıdan bakıldığında ardı ardına beş yıllık plan, Rusların tarım toplumundan yarı endüstriyel topluma geçmesini sağlamıştı. Bu değişiklik beraberinde Sovyetler Birliği’nde ekonomik gruplar arasında farklı dengelerin kurulmasına vesile olmuştu. Kolektif tarıma geçişle birlikte, ufak çiftliklerini işleten köylüler, kolektif tarım çiftlikleri (Kolhoz) için çalışan köylüler ve devletin sahip olduğu çiftliklerde (Sovhoz) çalışan köylüler, farklı sınıflar olmaktan çıktı ve işçiler gibi tek vücuda dönüşerek yekpare yeni bir sınıf oluşturuldu.
Sovyetler birliğinin terör yıllarında ortaya çıkardığı “gulag” ne anlama gelmektedir?
Gulag:”Devlet Kampları Yüksek Yönetimi” anlamına gelir. SSCB’de milyonlarca insanın çok ağır şartlarda çalıştırıldığı kamplardır.
Gulag çalışma kamplarındaki yüksek ölüm oranının nedeni nedir?
Sovyetler Birliğindeki çalışma kamplarında geçirilen ilk aylarda görülen ve % 80lere varan yüksek ölüm oranının başlıca nedenleri, aşırı üretimin hedeflenmesi, açlık, acımasızlık ve zulümdür.
Gulag çalışma kamplarında günlük üretim kotasını dolduramayan şahıslar nasıl bir sonuçla karşı karşıya kalmıştır?
Kotayı tutturamamak hayati maddelerin eksiltilmesine yol açabilirdi.Bu kota daha yukarı çekilerek, mahkumlar gardiyanlarla iyi ilişkiler kurmaya, hilekarlığa, rüşvete, cinsel tacize sevk ediliyor, bunlar sayesinde yapılandan fazla iş yapılmış gibi gösterilebiliyordu.
Çalışma kampından salıverilen mahkumların sonraki durumu ne olmuştur?
Daha önce mahkum olmak, yeniden yargılanma olasılığını içinde barındırıyordu. Gizli polis teşkilatı açısından siyasi tutuklular, tahliye olduktan sonra izlenmesi gereken “baş belaları” haline geliyorlardı. Kamplardan tahliye edilenlerin büyük bir çoğunluğuna büyük şehirlere yerleşmek yasaklanmıştı.
Uzun yıllarını çalışma kampında geçirenler, eski mesleki becerilerini ve çevrelerini kaybetmiş olarak tahliye olurlardı. Bu sebepten nihai salıverilmenin ardından çoğu gönüllü olarak kampta kalmaya, yani “serbest yerleşimci” olmaya karar verirdi. Bu kararda nereye gitseler bir takım yasaklar ve engellerle karşılaşacaklarını bilmeleri de etkili olmuştur.
Çalışma kamplarında siyasi tutuklulardan başka mahkum edilen gruplar kimlerdir?
Çalışma kampına mahkum edilen siyasi tutuklular dışında savaş esirleri, savaş sonrası mahkumları, kolektifleştirme sırasında sürülen kulak’lar (varlıklı köylüler) da vardı. 1939’dan sonra yurtlarından sürülen Polonyalılar, Baltık halkları ile Volga boyu Almanları, savaş sonrasında sürülen Volga boyundan Moğol asıllı Kalmuklar, Kırım’dan Tatarlar, Ermeniler ve Yunanlılar, Kuzey Kafkasya’dan Çeçen, İnguş, Karaçay, Balkarlar ve Gürcistan’dan Ahıska Türkleri bu mahkumiyet kervanının mensupları oldular.
Sovyetler birliği döneminde yapılan toplu sürgünler nelerdir?
İkinci Dünya Savaşı patlak verir vermez 1941 yılında Volga (İdil) boyunda yaşayan bir milyon 220 bin Alman Sibirya ve Orta Asya cumhuriyetlerine sürgün edildiler. Volga boyundan sürülen ikinci halk ise Moğol kökenli Budist Kalmuklar oldu.1944 yılında ise gene aynı suçlamayla Kuzey Kafkasya halklarından Çeçen (310 bin), İnguş, Türk kökenli Karaçay, Balkar ve bazı diğerleri toplam 500 bin kişi Orta Asya ve Sibirya’nın çeşitli yerlerine sürüldüler.İkinci olarak 1941-1944 yılları arasında Alman ordusunun işgali altında kalan Kırım’daki sakinler sürgüne tabii tutuldu.
23 Ağustos 1939’da imzalanan Sovyet-Alman Saldırmazlık Paktı’nda yer alan gizli ek protokolde belirtilen sınırın değiştirilmesi nasıl olmuştur?
Gizli ek protokole göre, Batı Belorusya, Batı Ukrayna, Letonya, Estonya ve Finlandiya Sovyetler Birliği’nin hakimiyet alanı içinde kabul ediliyordu. Ayrıca Almanya, Sovyetler Birliği’nin Besarabya’daki haklarını tanıyordu. Bu gizli anlaşmadan sonra Almanya 1 Eylül 1939’da Polonya’yı işgal etti. Kızıl Ordu birlikleri de 17 Eylül 1939’da Polonya sınırından içeri girdi ve iki ülke arasında sınır olarak kabul edilen Vistül Irmağı’nın batı akımı boyunca ilerledi. 28 Eylülde Alman-Sovyet sınırında yeni bir anlaşma yapıldı. Buna göre, ilk anlaşmada bahsi edilmeyen Baltık ülkesi Litvanya da Sovyet etki alanına bırakıldı. Buna karşılık Sovyetler iki ülke arasındaki yeni sınır olarak Vistül yerine Batı Bug Irmağını kabul ettiler.
Nazizim nedir?
Nazizim: 1930’lu yıllarda Adolf Hitler ve arkadaşlarının ortaya attığı milliyetçi sosyalizm (Natsionalsosializmus) sözcüklerinin ilk hecelerinden oluşan bir ideolojidir. Buna göre Almanlar Ari ırka mensuptur. En büyük düşmanı da Yahudilerdir. İtalya’da Mussolini tarafından ortaya atılan Faşizm’in değişik bir şeklidir. Bu ideoloji nedeniyle Germen ırkından gelmeyenler daha aşağı topluluklardır. Dünyada yüksek (Übermensch) ve aşağı (Untermensch) insanlar vardır. Bu nedenden dolayı milyonlarca Yahudi, Roman(Çingene), akıl hastası, homoseksüel ve diğer insanlar gaz odalarında veya kurşuna dizilerek öldürülmüştür.
Nazi Almanya’sının sonunu getiren olaylar nelerdir?
1 Ocak ile 11 Mayıs 1945 Nazi Almanyası’nın sonunu getiren savaşlara sahne oldu. Batıdan Amerikalılar, İngilizler ve Fransızlar, doğudan ise Sovyetler Almanya’yı kıskaca aldılar. Sovyet Orduları, Doğu Prusya’yı işgal ederek Dresden şehrine dayandı, buradan Çekoslovakya ve Avusturya’yı ele geçirdi. 1 Mayıs 1945’te Hitler Berlin’deki sığınağında intihar etti. 7 Mayıs 1945’te de Almanya müttefiklere kayıtsız şartsız teslim oldu.
Savaş sonrası Sovyet orduları nasıl bir yol belirlemişlerdir?
Savaş sonrasında Sovyet orduları işgal ettikleri bölgelerde kalarak buralarda Komünist rejimlerin oluşmasını sağladılar. Bunlar sırasıyla Doğu veya Alman Demokratik Cumhuriyeti, Çekoslovakya, Polonya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan idi. Josef Bros Tito liderliğindeki Yugoslavya, sosyalist rejimi beğendiyse de 1948’de alakasını kesmişti. Sovyetler Birliği Avusturya’da da aynı stratejiyi uygulamaya çalıştıysa da müttefiklerinin ısrarı üzerine burada bir plebisit, yani referandum yapılmasına imkan vermiş, Avusturya halkı da Sovyet blokuna katılmayı reddetmişti. Arnavutluk ise uzun yıllar Moskova’nın yandaşı olarak kaldı.
Nikita Hruşçov başa geldiğinde Stalin’in uygulamalarına karşı tavrı ne olmuştur?
Hruşçov Stalin’in şahıs kültünü yıktı ve onun özel olarak azınlıklara karşı suçlarını ortaya çıkardı. Milyonlarca azınlık haksız suçlamalarla sürüldüler diyerek Türki topluluklardan Kırım Tatar, Karaçay, Balkar, Ahıska Türkü ile Volga boyu Almanları, Kalmuklar Kuzey Kafkasya halkları Çeçen ve İnguşların adlarını saydı.
Sovyetler-Afgan ilişkileri ne yönde ilerlemiştir?
Brejnev ekonomik kalkınma politikasının yürümediğini görerek bu sefer Afganistan Marksist-Leninist Demokratik Afganistan Cumhuriyetine yardım bahanesi ile 24 Aralık 1979’da ordusunu soktu. Bu hükümete karşı Afgan mücahitleri duruyordu. Daha sonraları bu mücahitler Amerika’dan yardımlar da aldılar. Sovyetler Birliği Afganistan’da bir çıkmaza girdi. 10 yıl süren savaş Gorbaçov zamanında sona erdi.
Perestroyka ve Glasnost nedir?
1985’lerden sonra Sovyetler Birliği’nde yürütülen Glasnost (şeffaflık) ve Perestroyka (yeniden yapılanma) politikaları esasta ülkeyi ekonomik yönden canlandırmayı ve rejimi sarsıntıdan kurtarmayı göz önünde tutmakta idi. Bu politika bilhassa Sovyet aydınlarının desteğini almıştı.
Komünist partisinin milli yapısı nasıldır?
Komünist Partisi’nin milli yapısına baktığımızda yine başta Slavların (Rus, Ukrain ve Belarus) %79,6 gibi bir çoğunluğa sahip olduklarını görüyoruz. Komünist Partisinde Gürcü, Ermeni ve Yahudi üyeleri oldukça mühim bir yer tutmakla birlikte, Türkler de Slavlardan kalan %20’lik üyelikte oldukça mühim yer işgal ederlerdi. Fakat Komünist Partisi üyesi olan Türklerin oranı Rusların yanında çok ehemmiyetsiz kalmaktaydı.
Sovyetler birliği komünist partisinin teşkilatları nelerdir?
- Genel Kurul
- Merkezi Komite
- MK Revizyon Komitesi
- MK Siyasi Bürosu
- Mk Sekreterliği
Sovyet hakimiyetinin en yüksek organları nelerdir?
- Yüksek Sovyet: Teoride devlet hakimiyetinin en yüksek organı Yüksek Sovyet idi.
- Yüksek Sovyet Prezidyumu: Yüksek Sovyet Prezidyumu (Yönetim Kurulu) her iki Sovyet’in (İttifak ve Milletler) ortak toplantısında seçilirdi ve 37 kişiden müteşekkildi. Yüksek Sovyet Prezidyumu Başkanının dışında 15 yardımcısı (her cumhuriyetten bir tane), bir sekreteri ve 20 üyesi bulunurdu.
- Bakanlar Sovyet’i (Şurası): Anayasanın 132. maddesine göre; SSCB’ndeki en yüksek icra organı olarak Bakanlar Sovyet’i (Şurası) kabul edilirdi.
Federal Almanya Cumhuriyeti ile Sovyet sistemi benzerlik taşır mı?
Federal Almanya Cumhuriyeti de bu Sovyet sistemine benzemez. Çünkü Almanya’da federal cumhuriyetlerde yaşayanların hepsi birer etnik birlik teşkil ederler. Eski Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti de Sovyet sistemine gerçek örnek olamazdı. Çünkü orada da Arnavutların (Kosova) dışında hepsi akraba halklar olan Güney Slavlarının cumhuriyetleri bulunmaktaydı.
Sovyetler birliğinde ordu ve politik sistemin özellikleri nelerdir?
Ordu ve politik sistem: Eski Sovyetler Birliği ekonomide, teknolojide veya kültür sahasında süper güç olamamışsa da, askeri sahada bu güce erişmiştir. Sovyetler Birliğinde askeri işler tamamen profesyonellerin elinde idi. II. Dünya Savaşından sonra Savunma Bakanı ekseri bir general olmuştu. Savunma Bakanlığının iç işlerine müdahalesi yok denecek kadar azdı. Yüksek Sovyet’in veya Merkezi Komitenin askeri ve milli güvenlik meseleleri ile ilgilenen herhangi bir alt komisyonu veya komitesi yoktu. Genelkurmay Başkanı, Savunma Bakanından sonra ikinci durumdaydı. Buna rağmen Sovyet rejimi silahlı kuvvetler üzerinde prensipte bir sivil kontrol koymuştu. Bu kontrol mekanizmasının adı Savunma Şurası (Sovyet Oboronı) idi. Bu şuranın Yüksek Sovyet Prezidyumu tarafından seçildiği ve Genel Sekreterin de şura başkanı olduğu bilinmekteydi. Bunun dışındaki görevleri hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır.
Sovyetlerin sosyal yapılanmasında sorun yaratan alkol problemine karşı neler yapılmıştır?
Alkol problemi: Sovyet cemiyetinin en önemli problemlerinden birini alkolizm teşkil etmektedir. Alkolizm başta sağlığa zararlı olduğu (ölüm oranını arttırdığı) için mühim bir problem olmaktadır. Alkolizm aynı zamanda ülkede üretimin düşük olmasına da sebep olmaktaydı. Gündüzleri, öğle paydoslarında bile içki satan dükkanlar tıka basa doluydu. Hükümet gelirinin önemli kaynaklarından birini de tekelin sattığı içkilerden elde ettiği için alkol tüketiminin azaltılmasıyla pek ilgilenmemekte idi. Teoride alkol üretimi düşürülebilirdi, Gorbaçov bunu denemişti. Ancak evlerde yapılan samagon (kendin damıt) adı verilen içki üretimin kontrolü oldukça zordu. Son 25 yılda kişi başına alkol tüketimi %7,2 artmıştı. Genelde Müslümanların yaşadığı bölgelerde bu oran çok düşüktü.
SSCB’de 10 yıllık orta eğitimi tamamlayamayanlar ne gibi imkanlara sahipti?
Bu eğitimi bitiremeyenler ise bilgilerini geliştirmek için üç imkana sahiplerdi.
- Teknik Okullar: Bu okullar yarı profesyoneller ve teknisyenler yetiştirmekte idi. Genelde ilk ve orta eğitimin 8 yıllık dönemini tamamlayanlar teknik okullara girerek bu okullarda iki veya üç yıllık eğitim görürdü. Teknik okullardan mezun olanlar kütüphaneci, hemşire, matbaacı, muhasebeci veya bilgisayar uzmanı gibi meslekler elde ederlerdi.
- Meslek Okulları (PTU): Bu okullar az bir eğitimle belli bir mesleğe vasıflı işçiler hazırlarlardı.
- Gençlik İşçi Okulları: Bu okullar, tahsilini terk etmiş olup çalışan gençlere eğitimlerini tamamlama imkanı sağlamak için genelde gece eğitim veren müesseselerdi.