Türkistan Hanlıkları
Türkistan neresidir? Tanımlayınız.
Tarihî süreçte ‘Türklerin yaşadığı yer’ anlamında, siyasi/coğrafi bir terim olarak kullanılan Türkistan, batıda Hazar Denizi’nden başlayıp doğuda bugün Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan Kumul (Hami) şehrine kadar uzanır. Kuzeyde Kazakistan ülkesini içine alan bölge, güneyde ise kuzey Afganistan ile kuzeydoğu İran’ı içerir. Tamamı 5.500.000 km2’lik bir alanı ihtiva eden Türkistan bölgesi, 16. yüzyılın başından itibaren, ‘han’ olarak isimlendirilen ve soyları Cengiz Kağan’a dayanan hükümdarlar tarafından yönetilen, halkının büyük bir kısmı ise Türklerden oluşan ve her biri ‘hanlık’ olarak isimlendirilen devletlere ev sahipliği yaptı.
Özbek Hanlıkları hangi hanlıklardan oluşur?
Halkının esas unsuru Özbeklerden oluştuğu için Özbek Hanlıkları olarak da isimlendirilen hanlıklar Batı Türkistan’da kurulmuş olup Buhara Hanlığı, Hive Hanlığı ve Hokand Hanlığı’ndan oluşmaktadır.
Türkistan Hanlıkları devlet yapılanması hangi hususlardan etkilenmiştir?
Türkistan Hanlıkları birer İslam devleti olmalarının yanı sıra kökenleri Cengiz Kağan’a
dayanan bir geleneğin de devamı olduklarından bu devletlerde devlet yapılanması bu iki
husustan da etkilenmiştir.
Yeni Cengizliler kimlere denir?
16. yüzyılın başından itibaren Muhammed Han Şibânî, Cengizli gelenekleri güçlendirmek için, din adamlarının da etkisini dikkate alarak yeni bir siyaset geliştirmiştir. Bu yeni anlayış çerçevesinde görev yapan hükümdarlar kaynaklarda ‘Yeni Cengizliler’ olarak isimlendirilmiştir.
Rus işgalinin etkileri neler olmuştur?
Rus işgalinden sonra ise Kazak ve Hokand hanlıkları tamamen bağımsızlıklarını kaybederken Buhara ve Hive hanlıkları Rusya’nın himayesinde yaşamaya devam etmişlerdir. Buhara ve Hive hanlıkları bu dönemde Rusya ile barışı muhafaza ettikleri ve ülkedeki Rusların, özellikle de tüccarların, çıkarlarını gözettiği sürece, içişlerinde bağımsız olmuşlardır. Her ne kadar Rus liberaller ile yerel yöneticiler hanlıkların himaye edilmeyip doğrudan işgalini talep etseler de, Rus merkezî yönetimi, mali açıdan bu ağır bürokratik külfeti üstlenmek istememiştir.
Hanlıklarda savaş düzeni nasıldır?
Hanlıklarda savaş düzeni ise şu şekildeydi Öncü kuvvet (manlay), sağ kanat (barangar), sol kanat (cavangar), merkez (kol) ve artçılar (çağdavul). Savaş zaferle sonuçlanırsa askerler yağmaya çıkarlardı. Eğer bir şehir fethedilmişse, yağma birkaç gün sürebilirdi. Yağmadan sonra bütün ganimet toplanır ve beşte biri hana ayrılırdı. Geriye kalan ise rütbelerine göre askerler arasında pay edilirdi.
Hanlıklarda ticari hayat nasıldır?
Hanlıklar İran, Rusya, Çin ve Hindistan’ı birbirine bağlayan ticaret yolları üzerinde kurulduğundan uluslararası ticaretin getirilerinden yararlanmışlardır. Bunun yanı sıra yerel üretim de ticarete önemli katkı sağlamıştır. Hanlıkların büyük şehirlerinde haftada iki gün daha küçük şehirlerinde ise bir gün pazarlar kurulur, hem yerleşikler, hem de göçebeler ürettikleri malları buralarda satarlardı. Bunun yanı sıra köle pazarları da hanlıklarda oldukça yaygındı. Özellikle Hive şehrinde kurulan bu pazar en büyüğüydü. Burada esirler/köleler yaşlarına, cinsiyetlerine, fiziki özelliklerine göre değişen fiyatlarda alınıp satılırdı. Hanlıklarda erken dönemde genel itibariyle para basımı görülmezken ilerleyen dönemlerde para basımı yaygınlaşmıştır.
Hanlıklarda eğitim hangi kurumlarda nasıl yapılırdı?
Mektep ve medrese gibi eğitim kurumları oldukça yaygındı. Mektepler daha
çok bir caminin yanında yer alan temel eğitim kurumlarıydı. Buralarda Kuran öğretiminin yanı sıra temel düzeyde matematik, edebiyat ve dil dersleri verilirdi. Hanlıklarda Müslümanların yanı sıra gayrimüslimlere ait okullar da vardı. Mesela Hokand Hanlığı’nda Yahudilere ait altı okul ve 220 öğrenci vardı. Medreseler ise bugünün üniversite düzeyindeki eğitim kurumlarıydı. Başkentlerin yanı sıra hanlıkların önemli şehirlerinde de bulunmaktaydı. Hokand şehrinde 15.000 öğrencinin eğitim gördüğü 600 mektep ve 15 medrese vardı. Yarkend Hanlığı’nda ise Sultan Abdurreşid Han döneminde Kaşgar şehrinde360 hücreli ve iki katlı Reşidiye Medresesi ve Hanlık Medresesi, Yarkend’de ise Yeşil Medrese ile Aksu ve Hoten gibi hanlığın diğer şehirlerinde de çok sayıda medrese inşa edilmiştir. Buhara Hanlığı’nda ise Abdülaziz Han Medresesi, Kukeldaş Medresesi, Nadir Divan Bey Medresesi inşa edilen medreselerden bazılarıdır.
Hanlıklarda başta ilahiyat alanı olmak üzere pek çok alanda bilim insanı yetişmiş, değerli eserler ortaya çıkmıştır. Bunlar nelerdir?
Hanlar ilmi faaliyetlerin gelişmesi için büyük gayretler sarf etmişlerdir. Böylece hanlıklarda başta ilahiyat alanı olmak üzere pek çok alanda bilim insanı yetişmiş, değerli eserler ortaya çıkmıştır. Bu eserlerden bir kısmı da alanımız itibariyle tarihe hasredilmiştir. Buhara Hanlığı’nda Fazlullah Ruzbehan Huncî’nin Mihmanname-yi Buhara, Mevlana Abdullah bin Ali Belhî’nin Zübdetü’l-Âsâr, Zeynüddin Mahmud Bin Abdulcelil Vasifi’nin Bedâyiu’l-Vekayi, Hafız Taniş’in Şeref-Name-yi Şahî (Abdullah-Name), Mahmud b. Emîr Veli’nin Bahru’l-Esrar Fî Menâkibu’l-Ahyar, Hoca Muhammed Tirmizî’nin Destûru’l-Mülûk, Muhammed Yusuf Münşi’nin Tezkire-i Mukim-Hanî, Kadı Vefa’nın Tuhfetu’l-Hanî, Muhammed Yakup Buharî’nin Gülşen-i Mülûk, Mirza Muhammed Abdulazim Sami’nin Tuhfe-i Şâhi; Hive Hanlığı’nda Ötemiş Hacı’nın Tarih-i Dost Sultan, Ebu’l-Gazi Bahadır Han’ın Şecere-i Türk ve Şecere-i Terakime, Munis ve Agehi’nin Firdevsu’l-İkbal, Agehi’nin Riyazu’d-Devle, Zübdetu’t-Tevârih, Câmiu’l-Vâkiât-i Sultânî, Gülşen-i Devlet, Şâhid-i İkbal; Hokand Hanlığı’nda Abdulkerim Namanganî’nin Ömer-Name, Mirza Kalender Müşerref İsferagî’nin Şahname-yi Ömer-Hani, ayrıca Vakiat-ı Muhammed Ali Han, Müntehabu’t- Tevarih, Tarih-i Şahruhî, Yarkend Hanlığı’nda Mirza Haydar Duğlat’ın Tarih-i Reşidi, Şah Mahmud b. Mirza Fazıl Çuras’ın Tarih, Tarih-i Kaşgar ve Enîsü’t-Tâlîbîn isimli eserleri sayılabilir.
Hanlıklarda eyalet bürokrasisi nasıldı?
Hanlıklarda merkezî bürokrasinin yanı sıra güçlü bir eyalet bürokrasisi de vardı. Her
bir şehir ‘hâkim’ unvanlı valiler tarafından yönetilmiştir. Mirab başta olmak üzere pek çok yerel bürokratın unvanı merkezî bürokratlarınki ile aynıydı. Köyler ise aksakallar aracılığı ile yönetilmekteydi.
Hanlıklarda merkezi bürakrasi nasıldır?
Hanlıklar kalabalık bir bürokrasi ağı ile yönetilmişlerdir. Hanlıklar aynı kökten beslendikleri için bürokratların sahip oldukları unvanların isimleri çoğu zaman aynı olmuştur. Bunlardan Buhara’da atalık, Hive’de ise inak hanın danışmanı, koşbegi ordu komutanı, pervaneci hükümdarın çıkardığı ferman ve yarlıklarından sorumlu kişi, mirab su işleri bakanı, yasavul hanın emirlerini duyurma görevlisi, mirahur saray atları ve ahırı sorumlusu, bekavul sarayda hükümdarın yemek servisi ve güvenliğinden sorumlu kişi, mihmanhuday toplantıları düzenleyen kişi idi. Yarkend Hanlığı’nda ise handan sonraki en üst düzey rütbe ulusbeyi idi. Ancak ilerleyen dönemde bu makam ortadan kaldırılmıştır. Bunun yanı sıra dinî bürokrasi de hanlıklarda önemli bir yere sahipti. En yüksek dinî bürokrat şeyhülislam iken, hoca-yı kelan, halife, alem, şeyh, ahund, sudur diğer dinî bürokratlardı. Tasavvuf ehli de hanlıklarda önemli bir yere sahip olup hükümdarlardan pek çoğunun bağlı olduğu bir tarikat ve mürşidi vardı.
Türkistan Hanlıklarında ilk kez Cengiz Kağan soyundan olmayıp da bir hanedan
kuranlar kimlerdir? Bu girişimin sonuçları neler olmuştur?
Türkistan Hanlıklarında ilk kez Cengiz Kağan soyundan olmayıp da bir hanedan
kuran ve ‘han’ unvanı alan kişi Mangıt Kabilesi’nin reisi Muhammed Rahim’dir. Onunla
birlikte Buhara Hanlığı’nda Mangıtlar dönemi başlamıştır. Hive Hanlığı’nda ise Kongrat
kabilesinin başkanı İltüzer İnak 1804 yılında kendisini han ilan ederek bu uygulamayı
kendi hanlığında yürürlüğe koymuştur. 1709 yılında kurulan Hokand Hanlığı’nda ise hükümdarlar kendilerini Alim Han döneminden itibaren han ilan etmişlerdir. Hanlıkların yönetimindeki bu değişim girişimi sert şekilde tepki görünce hanlık iddiasında
bulunanlardan; Buhara’daki Mangıt kabilesinin reisleri Cengiz Kağan soyuna damat
olmuşlar, Hive Hanlığı’nda Kongrat kabilesinin reisleri, Cengiz Kağan’ın eşi Börte’nin
üyesi olduğu Onggrat kabilesi ile bağlantılar kurmaya çalışmışlardır. Hokand Hanlığı’nda
ise ‘Altın Beşik Efsanesi’ ortaya atılmıştır.
Hanlıkların Osmanlı Devleti'ne karşı tutumları nasıl olmuştur?
16. yüzyılın başından itibaren Türkistan sahasında birbiri ardı sıra kurulan hanlıklar Osmanlı Devleti’ne karşı her zaman hürmetkâr olmuş, 16. ve 17. yüzyıllarda Şii Safevî Devleti, müteakiben de Rusya’nın varlığı Osmanlı Devleti ile Türkistan Hanlıkları arasındaki ilişkilerin gelişiminde temel rol oynamıştır. Hem Safevî Devleti’nin hem de Rusya’nın hücumlarını durdurma adına taraflar elçi teatisinde bulunmuşlar, bu arada hediyeleşmişler ve aynı zamanda birbirlerini daha yakından tanıma fırsatı bulmuşlardır. İkili ilişkilerde bir diğer önemli husus hac meselesi olmuştur. Türkistanlı hacılar için Mekke ve Medine’ye gitmeden İstanbul’u ziyaret etmek bir genel kabul halini almıştır.
Hanlıklarla Osmanlılrın ilişkileri nası gelişme göstermiştir?
Başlangıçta Osmanlı Devleti hem en eski, hem de en büyük hanlık olarak Buhara
Hanlığı’nı muhatap almış, diğerlerini göz ardı etmiştir. Ancak ilerleyen süreçte diğerleriyle de mümkün olduğunca ilişkilerini canlı tutmuştur. İlerleyen süreçte hanlıklarda hanedan değişip Cengiz Kağan soyundan olmayan hükümdarlar tahta geçtikçe hanlıklar için Osmanlı Devleti ve onun halife olan sultanı daha çok önem kazanmıştır. Halifeden alınacak bir ferman hem hanlık içindeki kabileler nezdinde, hem de diğer hanlıklara üstünlük sağlamada onların elini güçlendirebilecekti. Bunun yanı sıra hanların Osmanlı Devleti’ne tabiiyet bildirme ve kendilerini yönetmeleri için bir şehzade veya beylerbeyi istedikleri de olmuştur. İki taraf arasındaki yazışmalar incelendiğinde dikkati çeken bir diğer husus da askerî uzman, cephane ve kitap talepleridir. Türkistan Hanlıklarının hükümdarları diğer hanlıklara üstünlük sağlamak ve Rusya ile Çin ilerleyişini durdurmak adına zaman zaman Osmanlı Devleti’nden askerî uzman ve silah talebinde bulunmuş, Buhara Hanlığı hükümdarı Emîr Haydar örneğinde olduğu gibi de medreselerde okutulacak kitap kalmaması gerekçe gösterilerek Osmanlı sultanından kitap talebinde bulunulmuştur. Osmanlı Devletide her bir talebi dikkatlice inceleyip mümkün olduğunca her isteği yerine getirmeye çalışmıştır.
Buhara Hanlığı, Buhara Özbek Hanlığı, Mâverâünnehr Özbek Hanlığı veya Mâverâünnehr Özbekleri gibi isimlerle anılan bu siyasi yapıda birbiri ardı sıra üç hanedan işbaşına gelmiştir. Bunlar nelerdir?
Kaynaklarda Buhara Hanlığı, Buhara Özbek Hanlığı, Mâverâünnehr Özbek Hanlığı veya Mâverâünnehr Özbekleri gibi isimlerle anılan bu siyasi yapıda birbiri ardı sıra üç hanedan işbaşına gelmiştir: Ebu’l-Hayrlılar (Şibanîler), Astrahanîler (Aştarhanîler, Tukay-Timurlular, Canıoğulları) ve Mangıtlar.
Ebu’l-Hayrlılar Hanedanı Dönemi (1500-1598)nde II. Abdullah Dönemini açıklayınız.
II. Abdullah’ın (1583-1598) kontrolü ele almasıyla değişmiştir. O, 1561 yılında babası İskender’i Buhara’da tahta çıkarmasına rağmen, gerçek yönetici kendisi olmuştur. 1557’de Buhara, 1573’te Belh, 1574’te Hisar, 1578’de Semerkand, 1582’de Taşkent, 1583’te Fergana ona tabi olmuştur. Bütün bu başarılarının arkasında şahsi karizması ve kabiliyetinin yanı sıra Cuybarî Hocalarının desteği önemlidir. Yine 1583 yılında tahta çıkışında bu hocaların o dönemdeki şeyhleri Hoca Ebubekir Sa’d Cuybarî önemli bir rol oynamıştır. Han olduktan sonra da fetihlerine devam eden II. Abdullah, 1584’te Bedehşan, 1588’de Herat, 1589’da Meşhed gibi pek çok şehir ve bölgeyi fethetmiştir. Bunun yanı sıra 1583, 1593 ve 1595 yıllarında Harezm, yine 1595 yılında Yarkend Hanlığı’nı işgal etse de, bu işgaller kalıcı olmamıştır. II. Abdullah 8 Şubat 1598’de vefat etmiştir. II. Abdullah Han dönemi, Muhammed Han Şibanî’den sonra hanlığın en güçlü olduğu dönemdir. Bu husus sadece yapılan fetihlerle değil, imar ve iskân faaliyetleri ile de kendisini gösterir. Bu dönemde başta medrese ve camiler olmak üzere pek çok yapının inşa edilmesinin yanı sıra, sulama sisteminin, ticaretin ve yolların geliştirilmesi için önemli adımlar atılmıştır.
Türkistan Hanlıkları içinde Özbeklerin kurduğu ikinci devlet hangisidir? Nerede kurulmuştur?
Türkistan Hanlıkları içinde Özbeklerin kurduğu ikinci devlet olan Hive Hanlığı Harezm’de
ortaya çıkmıştır. Harezm, Aral Gölü’nün hemen güneyinde, Amu-Derya (Ceyhun, Oxus)
Nehri’nin aşağı mecrası boyunca uzanan bölgenin adıdır. Etrafını çeviren Karakum ve
Kızılkum Çölleri bölgeyi dış istilalara karşı koruyan doğal bir bariyer vazifesi görmüştür.
Bu çöllerin ortasında verimli bir araziye sahip olan bölge tarihinde sadece bir kez büyük
bir imparatorluğa (Harezmşahlar İmparatorluğu, 1097-1231) merkezlik yapmış, diğer zamanlarda buranın yöneticileri daha çok Horasan ve Mâveraünnehr’den atanmıştır.
Hokand Hanlığı hangi yıllar arasında nerede kurulmuştur?
Hokand Hanlığı (1709-1876) Hokand Hanlığı’nın kurulduğu coğrafya olan Fergana, bugünkü Özbekistan’ın güneydoğu ucunda, Kazakistan, Tacikistan ve Kırgızistan’ın birbirine yaklaştığı yerdedir. Bölgenin kuzeyinde Kurama dağları, doğusunda Fergana dağları, güneyinde Alay dağları, batısında ise Mâverâünnehr bölgesi uzanır. Bir yandan İpek Yolu’nun Doğu Türkistan’dan sonra dünyaya açılan kapısı olmasından, bir yandan Müslüman Türkistan Hanlıkları, Hıristiyan Rusya İmparatorluğu ile Budist Çin’in Mançu İmparatorluğu’ndan oluşan medeniyetlerin kesiştiği bir noktada yer almasından, bir yandan da verimli arazilere sahip olmasından dolayı çok eski zamanlardan beri stratejik önemini korumuş ve bir yaşam merkezi olmuştur.
Aktaban Şubırındı (Büyük Felaket) olarak adlandırılan olay nedir?
Rus işgal sürecine geçmeden Kazak Hanlığı’nı ve halkını etkileyen başka bir husustan
söz etmek gerekir. 16. yüzyılın ortalarından itibaren Kazak hanlarının akınlar düzenlediği Kalmuklarla (Oyratlar) Tevke Han zamanında önemli savaşlar yapılmıştır. 1718 yılında Tevke Han’ın ölümü ile 1722 yılı sonunda Çin imparatoru Kansi’nin ölümü Kalmukları harekete geçirmiştir. O güne kadar aralarında büyük mücadeleler olan Çinliler ile barış anlaşması yapan Kalmuklar, bütün güçlerini Kazaklara yönelterek 1723 yılının Şubat- Mart aylarında hücuma geçmişler ve onlara ağır zayiat verdirmişlerdir.Kalmuklar saldırıya geçerek Yedisu ve Irtış bölgesindeki Kazak toprakları ile Sır-Derya vadisindeki şehirleri yağmalamışlardır. Büyük Orda ve Orta Orda Kazakları Semerkand, Hocend ve Taşkent bölgesine kaçarken, Küçük Orda Kazakları da Buhara ve Hive’ye gitmişlerdir. Kazaklara insan, mal ve toprak kayıpları yaşatan bu son Moğol istilası kayıtlara Aktaban Şubırındı (Büyük Felaket) olarak geçmiş ve bu hadise çok uzun süre Kazakların hafızasında yer etmiştir. Bu hadise Kazak Hanlığı’nın cüzlere ayrılmasını kesinleştirdiği gibi başka bir önemli gelişmenin de temelini oluşturmuştur: Kazak topraklarının Ruslar tarafından işgali.
Yarkend Hanlığı (1514-1696)nda hocalar mücadelesi nasıl olmuştur?
Abdullah Han (1636-1667) hanlığın son muktedir hükümdarı olsa da, o tahta çıkışını
Karadağlı Hocalar Cemaati’nin desteğine büyük oranda borçlu olduğu için bu
cemaat onun devrinde daha da güçlenmiştir. Bunun yanı sıra, 17. yüzyılın başından
itibaren Hoca Muhammed İshak Veli’nin ağabeyi Hoca Muhammed Emin (İşan-ı Kelan)
soyundan olan Muhammed Yusuf Hoca hanlığa gelerek o da çalışmalara başlamış
ve kısa sürede onun da mürit kitlesi önemli bir yekûna ulaşmıştır. Bu cemaat ise Akdağlı Hocalar Cemaati olarak anılmıştır. Ne var ki, kısa süre içinde Akdağlı Hocalar ile Karadağlı Hocalar Cemaati arasındaki rekabet hanlık otoritesini sarsan bir düzeye ulaşmıştır. Tahta çıkan hanlardan biri bir cemaatin üyesi iken diğeri diğer cemaatin müridi olmuştur. Kendi tarafında yer almayan han iktidara çıktığında o cemaat üyeleri ağır takibat ve zulme uğramıştır. İki cemaat arasındaki bu anlaşmazlık hanlığı büyük zarara uğratmıştır. Bunun yanı sıra, hanlıktaki kabilelerin de birbirleriyle rekabeti ve iktidara yakın olma mücadeleleri ile bir yandan Kırgızların bir yandan da Cungarların hanlığa yönelik seferleri, hanlığın gücünü günden güne tüketmiştir.