aofsorular.com
HUK203U

Devlet Memurlarının Özgürlükleri

4. Ünite 20 Soru
S

Devlet memurların ikametgah seçimlerine ilişkin sınırlamalar var mıdır?

DMK ek madde 20’de, “Devlet memurlarının görev yaptıkları kurum ve hizmet birimlerinin bulunduğu yerleşme merkezlerinde (mücavir alanları dahil belediye ve köy hudutları içerisinde) ikamet etmeleri esastır. Devlet memurlarının görevini aksatmamak kayıt ve şartıyla birinci fıkrada belirlenen hudutlar dışında ikamet etmelerine mensup oldukları kurumun yetkili amirince izin verilebilir. Devlet memurları, ikamet ettikleri il hudutlarını tatillerde ancak yetkili amirin izniyle terkedebilirler.” hükmü yer almaktaydı.  Bu hüküm, 13.02.2011 tarih ve 6111 sayılı Kanun’un 117’nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Dolayısı ile Devlet memurları açısından görev mahallinde ikamet etme mecburiyeti bulunmamaktadır. Fransız Hukukunda ise, devlet memurlarının görev yerinde ikamet etme zorunluluğu tüm memurlar için değil, büyükelçi, vali, asker ve yargıçlar için öngörülmüştür.

S

Devlet memurları yabancılarla evlenebilir mi?

788 sayılı önceki Memurin Kanununa göre, memurlar yabancılarla evlenemezlerdi. Yabancı ile evli olmak memur statüsüne girmeye engel olduğu gibi, memur iken yabancılarla evlenenler de müstafi sayılıyordu. Anayasa Mahkemesi, hizmete alınmada ödevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayrım gözetilmeyeceği gerekçesiyle anılan düzenlemeyi 1961 Anayasası’ nın 58. maddesine aykırı bularak oy birliği ile iptal etmiştir. Buna karşın, aynı kararda Memurin Kanunu’ nun 4. maddesinin “Z” fıkrasındaki “bu kanunun neşrinden evvel teehhül etmiş memurin, hariciye, müdafaa, milliye ve bahriye vekaletlerinde istihdam edilemezler” hükmünün Anayasa Mahkemesinin bazı üyelerinin ayrışık oyuna rağmen Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna varmıştır. Yani, dış işleri ve askerlik hizmetinde çalışanlar için yasağın devamına karar verilmiştir. DMK bu hususta hiçbir hüküm ihtiva etmemektedir.

S

Devlet memurları sosyal yaşantılarında hangi hususlara dikkat etmelidir?

Memur vakarı denilen anlayış ve kurallar bütünü, memuriyet statüsünde olanları giyinişinden davranışlarına kadar birtakım sosyal sınırlamalara tabi tutar. Memuriyet vakar ve prestijini koruma her memurun temel ödevlerindendir. Memurlar, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını davranışlarıyla göstermekle, iş birliği içinde çalışmakla, yurt dışında devletin itibarını veya görev haysiyetini zedelememekle ödevlidirler. Memurlar özel hayatlarında vakur olmalıdırlar ve kamu görevinde çalışanların, vatandaşlar üzerinde sahip olduğu iyi izlenime zarar vermemelidirler. Fransa’da memurun iyi ahlak ve memur vakarına uygun davranışları konusunda, idari hiyerarşideki konumuna göre değişik düzenlemeler getirilmiş ve özellikle polis ve yargıçlarla ilgili sıkı kurallar öngörülmüştür.

S

Devlet memurları siyasi partilere üye olabilir mi?

DMK md.7’de devlet memurlarının tarafsızlıkları düzenlenmektedir. Memurlar, bir siyasi partiye üye olamayacakları gibi herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta da bulunamazlar. Görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç din ve mezhep gibi ayrım yapamazlar. Hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyan ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar. Yükseköğretim elemanları açısından ise 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 59. maddesinde düzenleme bulunmaktadır. Düzenlemenin başlığı siyasi partilere üyelik ve görev almadır. Söz konusu düzenlemeye göre, yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları, siyasi partilere üye olabilirler. Yükseköğretim kurumlarındaki görevlerini aksatmamak ve bir ay içinde kurumlarına bildirmek kaydıyla, siyasi partilerin merkez organları ile onlara bağlı araştırma ve danışma birimlerinde görev alabilirler. Bu durumdaki öğretim elemanları Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu üyesi, rektör, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürü ve bölüm başkanı olamazlar, onların yardımcılıklarına seçilemezler. Siyasi partilere üye olan öğretim elemanları ve öğrenciler, yükseköğretim kurumları içinde parti faaliyetinde bulunamaz ve parti propagandası yapamazlar. 

S

Kamu görevlilerinin sendikal haklarına ilişkin görüş ve yaklaşımlar nasıl bir gelişim izlemiştir?

Memurların sendika kurma ve toplu iş sözleşmeleri yapmaları giderek kabul edilen bir görüş olsa da bu haklar uzun süre çok ciddi itirazlarla karşılaşmıştır. Uzun yıllar hiç kimsenin veya hiçbir örgütün kamu hizmeti gören ve bu hizmetin sürekliliğinden sorumlu olan devlete, memurların nasıl çalıştırılacağı ve aylıklarının nasıl ödeneceğine ilişkin koşul ileri süremeyeceği görüşü kabul edilmiştir. Örgütlenme hakkına karşı çıkanlar genelde benzeri görüşleri ileri sürmüşlerdir. Bunları kısaca belirtecek olursak; a-Memur, devlet tüzel kişiliğini temsil eder. Memurların örgütlenme hakkına dayanarak kamu otoritesi karşısına dikilmeleri, bir bakıma devletin kendi kendisinin karşısına dikilmesi gibi bir sonuç doğurur. b-Memuriyet mesleğinin temelinde hiyerarşi ilişkisi vardır. Örgütlenme hakkının kabul edildiği bir düzende memur, bir kamu görevlisi olarak yapmaktan çekindiği hareketleri, memur örgütünün bir üyesi olarak yapmak olanağı bulur. c- Devlet memurları, genel yararı temsil eder. Memur sendikaları ise özel yararın peşinde olup her iki yarar çoğu kez birbiriyle çelişebilir. d-Bir diğer gerekçe de, memurların zaten işçilere oranla ayrıcalıklı bir konumda oldukları iddiasıdır. Devlet hizmetini “ayrıcalık” sayan görüşün bir uzantısı olan bu gerekçeye göre memurlar, yeterlik temeline dayalı yükselme, keyfi görevden uzaklaştırma işlemlerine karşı özel hukuksal güvenceler, iş güvenliği, elverişli emeklilik ve sosyal yardım rejimleri gibi olanak ve yararların sağlandığı görece ayrıcalıklı bir statüden yararlanmalarının karşılığında, çalışma koşullarının danışma ya da özellikle toplu pazarlık yoluyla belirlenmesine katılma hakkından yoksun bırakılmışlardır. Görüldüğü üzere, sorun temelde egemenlik kavramı ile ilgilidir. Devlet memurlarının sendika hakkı ve bunun kaçınılmaz sonucu olan toplu sözleşme hakkı, hükümetlere ve yerel yönetimlere bazı koşullar kabul ettirmeyi öngöreceğinden, bu husus devletin egemenlik hakkına açık bir müdahale olarak kabul edilmiştir. Ayrıca, bu durum sadakat borcunun ihlali olarak da değerlendirilmiştir. Sanayi devrimi ile baş gösteren işçi sendikacılığının verdiği uzun mücadeleler sonucu gelinen sosyal devlet aşamasında, önce işçiler ve tüm vatandaşlar için getirilen haklar zamanla, memurlara sağlanan hak ve güvencelerle bir etkileşim ve gelişim sürecine girmiştir. Bu etkileşim ve gelişim sonucu memurlara tanınan iş güvencesi, emeklilik gibi avantajlar ile sendikal mücadeleler sonucu işçilerin kazanmış oldukları toplu iş sözleşmesi yapma, uyuşmazlıkları barışçı yollardan çözme ve son olarak mücadeleci yolları (grev-lokavt) deneme vasıtaları, karşılıklı olarak birbirine aktarılmaya başlandı. Diğer bir deyişle bu etkileşim işçilerin, iş güvencesi ve emeklilik gibi memur statüsünden doğmuş bulunan haklara, memurların ise sendikal hakları elde ederek, işçi statüsünden doğan haklara kavuşması şeklinde meydana gelmiştir. Başlangıçta sadece “fiili” kuruluşlar olarak ortaya çıkan memur sendikaları, zamanla hukuki varlıklarını da kabul ettirmişlerdir

S

Memurlara toplu sözleşme hakkı ne zaman verilmiştir?

2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile birlikte Anayasa md. 53 yeniden düzenlenmiş ve “memurlar ve diğer kamu görevlileri, toplu sözleşme yapma hakkına sahiptirler. Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde taraflar Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurabilir. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararları kesindir ve toplu sözleşme hükmündedir. Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir.’’ hükmü ek fıkralar olarak maddeye eklenmiştir.

S

Toplu sözleşme neleri kapsar?

Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevcut mevzuat hükümleri dikkate alınarak kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti, harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları ve diğer mali ve sosyal hakları kapsar. 

S

Kamu görevlileri hangi hizmet kollarında sendika kurabilirler?

Ülkemizde kamu görevlilerinin kurabilecekleri Sendikalar hâlen 11 hizmet kolunda toplanmıştır. Hizmet kolları: 

1. Büro, bankacılık ve sigortacılık hizmetleri, 

2. Eğitim, öğretim ve bilim hizmetleri, 

3. Sağlık ve sosyal hizmetler, 

4. Yerel yönetim hizmetleri, 

5. Basın, yayın ve iletişim hizmetleri, 

6. Kültür ve sanat hizmetleri, 

7. Bayındırlık, inşaat ve köy hizmetleri, 

8. Ulaştırma hizmetleri, 

9. Tarım ve ormancılık hizmetleri, 

10. Enerji, sanayi ve madencilik hizmetleri, 

11. Diyanet ve vakıf hizmetleridir (4688 s. Kanun md. 5).

S

Kamu görevlileri sendikaya ne şekilde üye olur?

Sendika üyeliğinin kazanılması bakımından öncelikle belirtelim ki, sendikalara üye olmak serbesttir. Kamu görevlileri çalıştıkları işyerinin girdiği hizmet kolunda kurulu bir sendikaya üye olabilirler. Sendikaya üyelik, kamu görevlisinin üç nüsha olarak doldurup imzaladığı üye formu ile sendikaya başvurması ve başvurunun sendika yetkili organınca kabulü ile kazanılır. Üyelik başvurusu, sendika tarafından en çok otuz gün içinde reddedilmediği takdirde üyelik istemi kabul edilmiş sayılır. Haklı bir sebep gösterilmeden üyeliği kabul edilmeyen kamu görevlisinin, bu kararın kendisine tebliğinden itibaren otuz gün içinde iş davalarına bakmakla görevli yerel mahkemede dava açma hakkı vardır. Sendika, üyeliği kesinleşen kamu görevlisinin başvuru belgesinin bir örneğini üyenin kendisine verir, bir örneği sendikada kalır, bir örneğini üyelik ödentisine esas olmak ve dosyasında saklanmak üzere on beş gün içinde işverene gönderir. Birden çok sendikaya üye olunamaz. Birden çok sendikaya üyelik hâlinde sonraki üyelik geçersizdir. Aynı tarihli birden fazla üyeliğe ilişkin bildirimler dikkate alınmaz ve bu husus kamu işvereni tarafından ilgiliye ve sendikalara yazılı olarak bildirilir (4688 s. Kanun md. 14).

S

kamu sendikalarına üye olamayacak kamu görevlileri hangileridir?

Sendika üyesi olamayacaklar ise a) Cumhurbaşkanlığı merkez teşkilatında, bağlı kurullarında ve Diyanet İşleri Başkanlığı, Savunma Sanayi Başkanlığı ile İletişim Başkanlığı hariç olmak üzere bağlı kuruluşlarında, Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde çalışan kamu görevlileri, b) Yüksek yargı organlarının başkan ve üyeleri, hâkimler, savcılar ve bu meslekten sayılanlar, c) Bakanlar, bakan yardımcıları, bu Kanun kapsamında bulunan kurum ve kuruluşların başkanları, genel müdürleri, daire başkanları ve bunların yardımcıları, yönetim kurulu üyeleri, merkez teşkilâtlarının denetim birimleri yöneticileri ve kurul başkanları, hukuk müşavirleri, bölge, il ve ilçe teşkilâtlarının en üst amirleri ile bunlara eşit veya daha üst düzeyde olan kamu görevlileri, belediye başkanları ve yardımcıları, d) Yükseköğretim Kurulu Başkan ve üyeleri ile Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkan ve üyeleri, üniversite ve yüksek teknoloji enstitüsü rektörleri, fakülte dekanları, enstitü ve yüksek okulların müdürleri ile bunların yardımcıları, e) Mülki idare amirleri, f ) Silahlı Kuvvetler mensupları, h) Millî İstihbarat Teşkilatı mensupları, ı) 4688 sayılı Kanun kapsamında bulunan kurum ve kuruluşların merkezi denetim elemanları, j) Emniyet hizmetleri sınıfı, k) Ceza infaz kurumlarında çalışan kamu görevlileri, l) Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında görevli subay, sözleşme
li subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erlerdir. Belirtilen kişiler sendikaya üye olamazlar ve sendika kuramazlar (4688 s. Kanun md. 15).

S

Grev kavramını tanımlayınız.

Grev, toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması durumunda, işçilerin topluca çalışmayarak iş yerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacı ile aralarında anlaşarak ya da bir kuruluşun aynı amaçla çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarıdır.

S

Memurlar grev yapabilir mi? bu konuda ortaya çıkan değişik görüşler hakkında bilgi veriniz.

Öğretide memur grevi konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Grev hakkını kabul eden ve bunu sendika hakkına dayalı olarak açıklayan görüşlerin dışında, kanunla düzenlemeyi esas alan görüşler ve memurlara grev hakkı tanınmaması gerektiğini ileri süren görüşler de bulunmaktadır. DMK m. 27'ye göre ise; Devlet memurlarının greve karar vermeleri, grev tertiplemeleri, ilan etmeleri, bu yolda propaganda yapmaları yasaktır. bu kınuda üç farklı görüş bulunmaktadır. ilk görüş grev hakkının sendika hakkına mündemiç bir hak olduğunu, grev yapılmasının yasaklanması durumunda sendika hakkının içeriğinin boşaltılmış olacağını savunur. ikinci görüşe göre, memurlara ilişkin diğer tüm hususların kanunla düzenlemesi gerektiğinden bu konuda kanuni düzenlemeye bakılmalıdır. üçüncü ve son görüşe göre ise memurların grev yapması yasak olmalıdır. Çünkü bu durum özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırılık teşkil eder. 

S

Memurları grev yasağına tabi tutan görüşler ve gerekçeleri hakkında bilgi veriniz. 

Memuriyet mesleğinin kurumsal esas ve garantilerini ileri süren görüşe göre, memuriyet güvenceli bir meslek olup memur olma kişiye belirli mali ve sosyal haklar açısından güvence sağlar. Dolayısıyla hem söz konusu güvenceden yararlanıp hem de bu güvenceye aykırı tutum sergileme çelişkili bir yaklaşım oluşturur. Memur hukuku bağlamında sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmaması görüşüne göre; memurun grev yapması onun idareye sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmaz. Sadakat yükümlülüğü denilince, memurun idarenin menfaatine zarar verecek her türlü davranıştan kaçınması anlaşılır. Bu aktif bir davranış olabileceği gibi pasif bir davranış da olabilir. Bu bağlamda söz gelimi “yetki almadan gizli bilgileri açıklama” da sadakat yükümlülüğünü ihlal eden ve disipliner ihracı gerektiren bir fiildir. Sadakat yükümlülüğü, kamu hizmetinin görülmesine ilişkin her türlü aksama ve bozuklukların memur tarafından idareye bildirilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını gerektirir. Memurlara grev hakkı tanınmasının devletin egemenlik gücü ile bağdaşmayacağı görüşüne göre, memurların ayrıcalık içeren bir statüden yararlanması, onların devlete titizlikle bağlı olmasını da gerektirir. Bu nedenle kamu görevlileri işçilerin yararlandığı kimi haklardan vazgeçmelidir. Memur grevinin, kamu hizmetinin düzenli görülmesi ilkesiyle bağdaşmayacağı görüşüne göre; kamu hizmetinin en azından sürekliliği bir şekilde sağlansa bile grevden önceki düzenin yeniden sağlanması mümkün değildir. Zaten, sağlanmaması ve ortaya çıkan bu durumun idareyi anlaşmaya zorlaması hedeflenir. Grev uygulaması kamu hizmetinin içerik ve yoğunluğundaki sürekliliğe zarar vermediği ölçüde kronolojik yönden süreklilik kesintiye uğrayabilir. Memur grevinin üçüncü kişiler üzerinde doğrudan olumsuz etkileri olabileceği görüşüne göre; işçi grevlerinde muhatap işveren olup onu toplu iş sözleşmesi yapmaya zorlamak asıl amaçtır. Dolayısıyla işin görülmemesinden işverenin olumsuz etkilenmesi ve işçi sendikası ile anlaşması amaçlanır. Oysa memur grevlerinde grevden doğrudan ve öncelikle etkilenen vatandaşlardır. Memur grevinin memur hukukuna hâkim olan hiyerarşik anlayışı bozabilme tehlikesi görüşüne göre; memur grevi, memur hukukuna hakim olan hiyerarşik anlayış ile de bağdaşmaz. Grev yapan memurun, amirinin emrini grev gerekçesi ile yerine getirmemesi, üstün astı hiyerarşi yoluyla yönlendirmesi anlayışıyla bağdaşmaz. Amirin otoritesini de sarsabilir. Memur güvencesi anlayışı ile memur grevinin bağdaşmayacağı görüşüne göre; bir taraftan başta memuriyetten atılmama olmak üzere, özel bir statü ve bu bağlamda memur güvencesinden yararlanıp diğer taraftan memur grevine gitme ve bunun gerektirdiği mesleki rizikolardan uzak durma, risk almama birada bulunamaz. Bütçeye ilişkin argümanı ileri süren görüşe göre, memurların maaş ve diğer özlük haklarından doğan giderlerin tahmini olarak bütçede yer alması ve daha sonra buradan dağıtılması gerekir.

S

Siyasi hakların işlevi nedir?

Siyasal iktidarın kullanılmasına ve yönetsel işlevlerin yerine getirilmesine katılmayı sağlayan haklar “siyasal haklar” olarak adlandırılmaktadır. Kökeni Eski Yunan ve Roma uygarlıklarına kadar uzanan siyasal haklar, demokratik rejimlerde kural olarak tüm vatandaşlara tanınır. Siyasi haklar ve ödevlerde birey, politik iktidarın kullanılmasına katılmak için bir takım haklar ve özgürlükler edinmektedir. Buna “katılma hakları” ya da “aktif statü hakları”denir

S

kamu görevlilerinin siyasi haklarının düzenlenmesine ilişkin kuramlar nelerdir?

Kamu görevlilerinin siyasal haklarının düzenlenmesinde “katılımcı demokrasi kuramı” vatandaşlık kavramını öne çıkararak her vatandaşın siyasal sürece tüm araçlarla, sürekli ve düzenli biçimde katılmasını öngörürken; “seçkinci demokrasi kuramı”nın yaklaşımı farklı olup, bu kurama göre, vatandaşların siyasal yaşamla ilişkisi seçimlerle sınırlandırılmaktadır.

S

Türkiye'de kamu görevlilerinin siyasi haklarına ilişkin nasıl bir yaklaşım benimsenmiştir?

Kamu görevlilerinin siyasal hakları düzenlenirken iki seçenek oluşmaktadır. İlki, vatandaş kimliğinin öne çıkarılması, diğeri ise kamu görevlisi sıfatının düzenlemede temel alınmasıdır. Bu iki seçenekten hangisinin esas alındığına göre de siyasal haklarla kamu görevlisi ilişkisi esaslı değişikliğe uğramaktadır. Kamu görevlilerinin siyasal haklarının düzenlenmesinde kamu görevlilerinin vatandaş kimliklerine öncelik verilir ise kamu görevlilerinin de diğer tüm vatandaşlar gibi siyasal haklardan eşit biçimde yararlanmaları gerekir. Ancak, kamu görevlisi sıfatlarına öncelik verilirse, yönetim-siyaset ayrımı nedeniyle yönetimde yansızlığın ve nesnelliğin gerçekleştirilmesi adına kamu görevlilerinin siyasal haklarının sınırlandırılması gerekir. Mevzuata bakıldığında, memurlar ve diğer kamu görevlileri, Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler (AY md.129/1). Memurların siyasi parti üyeliği, herhangi bir siyasi parti, kişi ya da zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunması; görevlerini yerine getirirken ayrımcılık yasağına aykırı davranması; siyasi ve ideolojik amaçla beyanda ve eylemde bulunması ve bunlara katılması yasaklanmıştır (DMK md.7/1). DMK md. 125’e göre, memurların siyasi partiye girmeleri devlet memuriyetinden çıkarma yaptırımı gerektirmektedir. DMK’nun tarafsızlık ve devlete bağlılık başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında ise, “Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler,” hükmü yer almaktadır. 

S

Kamu görevlilerinin seçme hakkına ilişkin bir kısıtlama söz konusu mudur?

Siyasal hakların kullanımı amacına yönelik örgütlenmenin aksine, seçme hakkı konusunda, kamu görevlilerinin mesleki sıfatları değil “vatandaş” sıfatı öne çıkarılmaktadır. Anayasa’nın 67/1. maddesine göre “Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir”. Anılan maddenin 3.fıkrası, 18 yaşına giren her Türk vatandaşının seçme ve halk oylamasına katılma hakkı olduğunu düzenlemekte ve 4. fıkra ile de bu hakların kullanımının kanunla düzenleneceği belirtilmektedir. Anayasa md. 67/5’e göre ise, silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askerî öğrenciler, taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamazlar. 

S

Kamu görevlilerinin siyasi parti üyeliğine ilişkin nasıl bir rejim benimsenmiştir?

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu md.11/2a uyarınca; “Hakimler ve savcılar, Sayıştay dâhil yüksek yargı organları mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri, yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliğini taşımayan diğer kamu görevlileri, Silahlı Kuvvetler mensupları ile yükseköğretim öncesi öğrencileri siyasi partilere üye olamazlar.” Siyasi Partiler Kanunu md. 11/ 4’de ise, “Yükseköğretim elemanları, yasaklamanın dışındadır. Bunlar hakkında Yükseköğretim Kanunu uygulanır” hükmü yer almaktadır. Yüksek Öğrenim Kanunu’na bakıldığında, siyasi partilere üyelik ve görev almayı düzenleyen 59. maddede; yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları, siyasi partilere üye olabilirler; yükseköğretim kurumlarındaki görevlerini aksatmamak ve bir ay içinde kurumlarına bildirmek kaydıyla, siyasi partilerin merkez organları ile onlara bağlı araştırma ve danışma birimlerinde görev alabilirler. Şu kadar ki, bu durumdaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu üyesi, rektör, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürü ve bölüm başkanı olamazlar, onların yardımcılıklarına seçilemezler. Yükseköğretim kurumlarının öğrencileri, siyasi partilere üye olabilirler. Siyasi partilere üye olan öğretim elemanları ve öğrenciler, yükseköğretim kurumları içinde parti faaliyetinde bulunamaz ve parti propagandası yapamazlar, hükmü yer almaktadır.

S

Kadrolaşma ve partizanlık hangi şekillerde karşımıza çıkmaktadır?

Kamu görevlilerinin siyasi özgürlükleri, “tarafsızlık” ilkesi çerçevesinde sınırlandırılmış olmasına rağmen, hükümet ile idare ilişkisinin kesin sınırlarla ayrılamaması sonucunda “kadrolaşma ve partizanlık” olgusu görülmektedir. Kadrolaşma ve partizanlık çeşitli biçimlerde gerçekleşmektedir: • Hizmete girişte ve nakillerde partililerin tavassutu yaygın bir uygulamadır. • Üst yönetim mevkilerinde yapılan atamalarda siyasal ölçüt belirleyici olmaktadır.  Kadrolaşma o boyutlara varmıştır ki bakan değişmelerinde dâhi üst yöneticilerin değiştirilmesi yoluna gidilmektedir. • Hizmetsiz memuriyetler kurumlaştırılmıştır. • Görevden almaları kolaylaştırmak için bol miktarda “danışmanlık” ve “uzmanlık” kadroları ihdas edilmektedir (Tutum, 1972, s. 575).

S

Kamu görevlilerinin seçilme hakkına ilişkin herhangi bir sınırlandırma söz konusu mudur?

2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nun 18. maddesinde, Hakimler ve Savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yüksek öğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu, Radyo Televizyon Üst Kurulu üyeleri, kamu kurumu ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, aday olmak isteyen belediye başkanları ve subaylar ile astsubaylar, aday olmak isteyen siyasi partilerin il ve ilçe yönetim kurulu başkan ve üyeleri ile belediye meclisi üyeleri, il genel meclisi üyeleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sendikalar, kamu bankaları ile üst birliklerin ve bunların üst kuruluşlarının ve katıldıkları teşebbüs veya ortaklıkların yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar genel ve ara seçimlerin başlangıcından bir ay önce, seçimin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde yenileme kararının ilanından başlayarak yedi gün içinde görevlerinden ayrılma isteğinde bulunmadıkça adaylıklarını koyamazlar ve aday gösterilemezler, hükmü yer almaktadır.