Elektronik Medyanın Yapısı ve Çalışanlara Etkisi
Radyo ve televizyon sahipliği yapısı kaça ayrılır?
Bir ülkedeki radyo ve televizyon kanallarının sahiplik yapısı; yayınların içeriği, niteliği, siyasi partilerle ilişkiler, çıkar çevreleriyle ilişkiler, kanalların sayısı, çalışanların sayısı, çalışanların çalışma koşulları gibi pek çok faktörü etkilemektedir. Ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte temelde iki tür sahiplik yapısından bahsedilebilir. Bunlardan biri, kamunun sahipliğindeki medya kuruluşları, diğeri ise özel sermayenin sahipliğinde bulunan ve daha çok tecimsel amaçlarla yayıncılık yapan medya kuruluşlarıdır.
Radyo ve televizyon kurumlarının örgütlenişinde etkili olan etmenler nelerdir?
Radyo ve televizyon kuruluşlarının örgütleniş biçimi, yönetimi ülkeden ülkeye değişmekte, o ülkenin sahip olduğu siyasal, ekonomik, yönetsel ve hatta coğrafi farklılıklara göre şekillenmektedir. Bir ülkede egemen olan özellikler, siyasal ve ekonomik düzen, radyo ve televizyon kurumlarının örgütlenişini, yönetim biçimini belirlemektedir.
Radyo ve televizyon yayınlarının yönetilmesinde etkili olan etmenler nelerdir?
Elektronik medyanın yapılarının farklı gruplandırmalarında radyo ve televizyon yayınlarının yönetilmesindeki iki temel ölçüt rol oynamaktadır. Bunlardan ilki, siyasal iktidarın yayın kurumunun yönetimini elinde tutup tutmaması, ikincisi ise kurumun gelirini nereden sağladığıdır.
Kamu hizmeti yayın kanallarının temel amacı nedir?
Yayın kanallarının doğrudan ya da dolaylı olarak devletin elinde bulunduğu ve kamu yararına yayın yapılan sistemlerdir. Yayınlarda temel amaç, kamuya, topluma hizmet vermektir. Bu nedenle yayın kuruluşları, toplumdaki herkesin haber ve bilgi alma özgürlüğünü gözetmeli ve tarafsız olarak yayın yapmalıdır. Bu hizmetin gereğince yerine getirilmemesi halinde, yayın kuruluşuyla ilgili yasal düzenlemeler yeniden düzenlenmelidir. Yayın kanallarının siyasal iktidar ile ilişkisi yasalar ile belirlenmiş ve sınırlı tutulmuştur. Yayın kuruluşlarının geliri devlet tarafından, devletin koyduğu kurallar çerçevesinde devlet bütçesinden ya da radyo ve televizyon hizmetlerinden yararlanma karşılığı olarak alınan ruhsat ücretlerinden sağlanmaktadır.
Kamu hizmeti yayıncılığı sisteminin özellikleri nelerdir?
- Sistem, tekelci-monopolcü sistem olarak adlandırılmakla birlikte ülkeden ülkeye farklılık gösterebilmektedir.
- Kamu hizmeti yayın sisteminde yayın olanakları, istasyonları, şebeke vericileri sınırlı tutulmaktadır.
- Bu sistemde radyo ve televizyon kanallarında aynı programlar yayınlanarak ulusal birlik ruhu oluşturulur.
- Yayıncılığa has teknik olanaklar bu sistemde sınırlıdır.
- Programların üretimi çoğunlukla tek merkezden yapılmakta ve diğer istasyonlara gönderilmektedir.
- Devletin ya da hükümetin sahipliğinde ve denetimindeki radyo televizyon sistemlerinde bu araçların kültüre ve kitle eğitime yönelmeleri, kamuoyunu eğitmeye ağırlık vermeleri kolaylaşır.
- Yayınlarda başlıca amaç topluma hizmettir.
- Yayınlarda genel olarak kâr amacı güdülmez.
- Yayın kuruluşlarının geliri; devletten, ruhsatiye olarak adlandırılan radyo televizyon alıcılarından alınan yıllık kullanım ücretinden ve program satışından elde edilir.
- Yayın kuruluşlarının yöneticileri daha çok hükümet tarafından ya da devletteki farklı kurum ya da makamlar tarafından atanır.
- Kamu yayıncılığı sisteminde başka bir yolla sesini duyurma şansı olmayan gruplara şans tanıma ve onlara yönelik yayın yapma yükümlülüğü bulunmaktadır.
İngiliz kamu hizmeti yayın kurulumu BBC’nin kuruluş tarihi nedir?
Kitle iletişim araçlarının gelişimi konusunda öncülük eden İngiltere’de I. Dünya Savaşı’ndan sonra özellikle telsiz iletişiminin önemli bir duruma gelmesi, birçok ticari şirketin radyo vericisi kurma isteğini ortaya çıkarmıştır. İngiliz kamu hizmeti yayın kurumu BBC aslında 1922’de kurulan radyo alıcı cihazları üretmek amacıyla oluşturulmuş bir konsorsiyumun kurduğu İngiliz Yayın Şirketi’nin devamıdır. BBC, 1927’de Kraliyet Beratı ile bir kamu kurumu olarak yeniden örgütlenmiştir. Kurumu örgütlerken gerek parlamentodan gerekse hükümetten gelecek baskılara karşı belirli bir mesafe içinde olmasına dikkat edilmiştir. Başlangıçta İngiliz Posta İdaresi’nin sorumluluğunda olan kurum 1974’te İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğuna geçmiştir.
BBC’nin tüm dünyada saygı görmesinin nedenleri nelerdir?
BBC, iç ve dış kaynaklı her haberin doğruluğunun yayınlanmadan önce araştırılması gerektiğini Batı’da ölçü hâline getiren bir kurumdur. Dünya çapında siyasi yöneticiler nezdindeki bu hizmetin güvenirliği, İngiliz hükümeti yanı sıra yabancı ülkelerden gelen her türlü müdahaleye sert şekilde karşı koymasından doğan saygınlıktan ileri gelmektedir. Ayrıca, radyo ve televizyon sahiplerinden her yıl toplanan vergi sayesinde BBC’nin varlığını sürdürmesinin güvencesi parlamento tarafından verilmektedir.
BBC’nin gelir kaynakları nelerdir?
BBC reklam almayan bir kuruluştur ve gelirini yalnızca radyo-televizyon alıcı ruhsat ücretleri oluşturmaktadır. Bu ücretleri toplama görevi de İngiliz Posta Teşkilatına verilmiştir. Bu teşkilat, alıcı ruhsat ücretlerini toplamanın yanında özel cihazlarla alıcı antenleri tarayarak kaçak alıcıları saptamaya çalışmaktadır. BBC’nin geliri reklama dayanmadığı için reklamcılara karşı bir zorunluluğu da yoktur ve programlarında kitle zevk ve kültürünün üstünde bir düzey hâkimdir.
BBC’nin radyo şebekelerinin yayın yaptığı kanallar hangileridir?
BBC’nin radyo şebekesi 5 kanaldan yılda 35 bin saat radyo yayını yapmaktadır. Bu kanallar şöyle sıralanabilir:
- BBC Radyo 1: Bu radyo istasyonu 24 saat boyunca pop ve rock müzik yayını yapmaktadır.
- BBC Radyo 2: Bu radyo kanalı tüm günü kapsayacak şekilde popüler müzik ve eğlence programlarına yer vermektedir.
- BBC Radyo 3: Daha çok klasik müzik yayını yapan radyo kanalında dramalar, caz müzik, şiir, öykü ve sohbet programlarına yer verilmektedir.
- BBC Radyo 4: Haber ve aktüalite programlarına yer veren kanalda müzik yayını yerine konferanslar, belgeseller, paneller ilgililerine ulaştırılmaktadır. Bilim, toplum, din, tarih, hukuk, kitap tanıtımı, engellilere yönelik programlar yayınlanmaktadır. Bu programlar çeşitli mizah ve yarışma programlarıyla eğlenceli hale getirilmektedir.
- BBC Radyo 5: Bu kanalın gençlere yönelik olan spor, eğitim programlarıyla başladığı yayıncılık hayatı Nisan 1994’ten itibaren 24 saat haber ve spor yayını yapan Radyo 5 Live’a devredilmiştir.
BBC’nin yayın yaptığı televizyon servisleri hangileridir?
BBC, farklı ülkelerdeki televizyon sistemleri tarafından örnek alınmak istenen bir kuruluş özelliği taşımaktadır. BBC tüm dünyada yansız, doğru ve çabuk haber veren, programları genel olarak ciddi ve kültürel içerikli bir kurumdur. BBC; BBC 1 ve BBC 2 olmak üzere iki televizyon servisine yayın yapmaktadır. BBC 1, toplumun daha geniş kesimlerine seslenen bir kanal olarak popüler ve hafif programlara daha fazla yer vermektedir. BBC 2 ise toplumun sanat, edebiyat, kültür konularıyla daha çok ilgilenen aydın kesimine yönelik programlara daha geniş yer vermektedir.
BBC’nin teşkilat yapısı nasıldır?
BBC 1926’da kurulmuş kamusal ve bağımsız bir kurumdur. En üst düzeyde Governorlar Konseyi yer almakta, Konseyin üyelerini Parlamentonun önerisi ile hükümet, başkanını da İçişleri Bakanı seçmektedir. Genel Müdürü Governorlar Konseyi belirlemektedir. Konsey BBC’nin genel politikasını saptar, ayrıntılarla ilgilenmez. Governorlar Konseyinin altında BBC’nin belli başlı bölümlerinin müdürlerinden oluşan Yönetim Kurulu yer almaktadır. Yönetim Kurulu 12 kişiden oluşmaktadır. Üyeler, hükümetin tavsiyesi ve Kraliçenin onayı ile 5 yıllığına atanmaktadır. Hükümet tarafından atanan yönetim kurulu üyeleri, atamaları yapıldıktan hemen sonra siyasi kimliklerinden soyutlanmakta ve görevlerini yaparken de partizan olmayan bir tutumla hareket etmektedir. Yönetim Kurulu’nda bir diplomat, bir eğitimci, bir mali uzman ve bir sendikacının yer almasına özellikle dikkat edilmektedir. Danışma kurulları da bulunan kurumda, en yüksek üyeye sahip olan Genel Danışma Kurulu 60 üyeden oluşmaktadır.
BBC’nin tarafsızlığını koruyabilmesine olanak sağlayan etmenler nelerdir?
BBC, on yıl süreyle geçerli iki yetki belgesiyle faaliyet göstermektedir. Bu belgelerden biri İmtiyaz belgesi, diğeri ise Posta Bakanlığı ile yapılan anlaşmadır. Posta Bakanlığı görevlerin yerine getirilmediği gerekçesiyle verilen ruhsatı geri alabilmekte, bazı programları ise veto edebilmektedir. BBC yönetimine devlet müdahalesinin engellenmesi için parlamento, hükümetlerin BBC’yi etkilememesi konusunda anlaşmaya varmıştır. BBC çalışanlarının bağımsızlık mitine sıkı sıkıya sarılmalarına ve kabullenmelerine karşın kurum içinde oldukça yaygın bir özelliğe sahip ve çok dikkat çekici olmayan bir yönlendirme bulunduğu söylenmektedir. Haftada bir toplanan üst düzey yöneticiler programlara yönelik eleştirilerini ve yayın politikalarına ilişkin ilkeleri alt düzeydeki çalışanlara bildirmektedir ve bu toplantıların tutanakları gizli olmasına rağmen kurum içerisinde bir şekilde yayılmasına izin verilmektedir. Hiyerarşinin üst sıralarında yer alan yöneticilerin hiçbir zaman için yapımcılara, programlarla ilgili talimatlar vermedikleri de bilinen bir uygulamadır. Ancak karmaşık konular çözülemediğinde konuları daha üst yöneticilere iletme söz konusu olmaktadır. Kurumda güçlü bir yol gösterme mekanizması vardır ve bu mekanizmanın baskıcı bir niteliği bulunmamaktadır. Kurum içerisindeki yol gösterme ve gözetim mekanizmalarının varlığının nedeni, BBC çalışanlarının tarafsızlık ve dengeli yayıncılık gibi kavramlara sıkı sıkıya bağlılığını sağlamaktır.
Karma yayın sistemi ne anlama gelmektedir?
Karma yayın sistemi, kamu yayıncılığı ile ticari yayıncılığın aynı anda var olduğu sistemlerdir.
TRT’nin kuruluş tarihi nedir?
Türkiye’de radyo televizyonun örgütlenmesine ilişkin kanun 1961 Anayasası’nın 121. Maddesi uyarınca kabul edilen ve yürürlüğe giren 359 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Kanunu’dur. Bu kanunun yürürlüğe girmesiyle TRT 1 Mayıs 1964’te kurulmuştur. Böylece, önce radyo ve sonrasında televizyon artık tarafsız ve özerk bir kamu kuruluşu tarafından yönetilecektir. 359 sayılı yasa, TRT’nin yönetimi açısından Yönetim Kurulu’na öncelik vermiştir. Genel Müdürle birlikte 9 üyeden oluşan Yönetim Kurulu üyelerinin ikisi Bakanlar Kurulu tarafından atanmakta, dördü üniversiteler, konservatuarlar, tiyatro ve operacılar tarafından seçilmektedir. İkisi Kurul tarafından TRT personeli içinden seçilirken Genel Müdür de Yönetim Kurulu’nun Turizm ve Tanıtma Bakanlığı’na önerdiği adayın Bakanlar Kurulu’nda görüşülmesiyle atanmaktadır. Amaç, yayın kurumunun BBC örneğinde de olduğu gibi siyasal iktidardan bağımsız bir yönetim tarafından idare edilmesinin sağlanmasıdır.
TRT kanallarının yayın prensipleri nelerdir?
Radyo 1 yayınları en geniş izleyici kitlesini hedefleyen haber, müzik ve eğlence ağırlıklı iken Radyo 2’de daha çok kültür ve eğitim programları yayınlanmaktaydı. Müzik ağırlıklı yayın yapan Radyo 3’ün dışında Radyo 4, televizyonda yayınlanan yabancı kaynaklı programların orijinal seslerinin yayını için kullanılıyordu. Turizm Radyosu Antalya Lara’dan turistlere yönelik yabancı dilde radyo yayını için kullanılırken TRT’nin yurtdışına yaptığı yayınlar ise Türkiye’nin Sesi adı altında 16 dilde yürütülmekteydi. 1991’de ise Güneydoğu Anadolu projesinin gerçekçi bir temele oturtulması için bölgede gerekli olan sosyal, kültürel ve psikolojik ortamın oluşturulması ve geliştirilmesine katkıda bulunulması amacıyla bölgesel yayın yapan GAP radyosunun yayınları vardır.
TRT’nin televizyon yayıncılığına başlama süreci nasıl gerçekleşmiştir?
31 Ocak 1968 yılında başlayan TRT yayını Ankara’da yaşayan 1 milyon 270 bin kişi tarafından izlendi. Ankara Televizyonu’nda başlayan bu yayınlar daha sonra hızla yayıldı, 7 Eylül 1970 tarihinde İzmir Televizyonu yayına başladı. Bu yayın 1971 yılı Eylül ayı başlarında yapılan Akdeniz olimpiyatlarını verebilmek için başlatıldı ve İzmir Televizyonu yayınları ile Türkiye’de ilk defa şehirlerarası naklen canlı yayın gerçekleştirildi. 30 Ağustos 1971’de de İstanbul Televizyonu yayına başladı. Bu yayınlar için başlangıçta 75 watt gücündeki bir verici kullanıldı. 3 Aralık 1971’den itibaren de İTÜ’nün 500 watt gücündeki vericisi aylık belli bir ücret ödemek üzere kiralandı. Televizyon yayınları 1974 yılında haftada beş gün ve toplam 20 saate ulaştı, 1974 yılı Mart ayında haftada 6 gün, aynı yılın Nisan ayında ise 7 güne çıktı. 1976 yılı başında verici istasyon sayısı 42’den 101’e yükseldi. Bu istasyonlardan 6’sı ana verici, geri kalanı ise yardımcı verici olarak Türkiye coğrafyasının üçte birini, nüfusun ise yarısını kapsadı.
TRT’nin renkli yayına geçmesiyle oluşan yenilikler nelerdir?
yayıncılık alanındaki yeni gelişmelere TRT’nin de ayak uydurmasıyla 1984 yılında renkli yayına geçildi ardından TRT’ye bağlı yeni kanallar yayın hayatına başladı. 1986’da TRT 2, 1989’da TRT 3, TRT GAP, 1990’da Avrupa’ya yönelik yayın yapan TRT-Int, TRT 4, 1992’de Türk Cumhuriyetlerine yönelik TRT Avrasya yayınları başlatıldı (Uyguç ve Genç, 1998). 2008 yılında ise TRT 4’le aynı frekansı kullanın TRT Çocuk kanalı kuruldu. TRT, Türkiye’nin zenginliğini ve kültürel renklerini ekrana taşımak amacıyla 1 Ocak 2009 tarihinde Kürtlere yönelik TRT 6 televizyonunu yayına başlattı.
TRT özel televizyonlarla ne şekilde mücadelede bulunmuştur?
1990 yılından itibaren Türkiye’de özel televizyon kanalların yayına başlamasıyla birlikte TRT izleyici reytingleri, program alımları, yayın hakları, reklamlar gibi birçok cepheden rekabetle karşı karşıya kalmıştır. TRT son yıllarda özel kanallarla mücadele etmek için ulusal televizyon kanallarının yayınlarını tematik bir mantıkla yeniden düzenlemiştir. TRT 1 genel eğlence kanalı olma özelliğini sürdürürken TRT 2 kültür ve sanat, TRT 3 spor, TRT 4 eğitim kanalı olarak yeniden yapılandırılmıştır.
TRT’de çalışan elemanları kaç gruba ayrılmaktadır?
Diğer yayın kuruluşlarında olduğu gibi TRT’de de çalışan elemanları üç grupta toplamak mümkündür. Bunlar; yayıncı personel, teknik personel ve idari personel olarak sıralanabilir. İdari personelin görevi TRT’de de diğer kurumlarda olduğu gibidir. Yayınları yapan yayıncı ve teknik personelin yaptığı hizmetlerle ilgili işlerin yürütülmesini sağlamaktadır. TRT’nin yönetim yapısında da bu personele uygun bir düzenleme vardır. TRT Genel Müdürüne bağlı program, teknik, idari ve mali işler yardımcılığı bu personelin bağlı bulunduğu ve çalıştığı yerleri göstermektedir.
TRT’nin hangi konumu bazı kesimlerin eleştirilerinin odağında olmasına sebep olmaktadır?
TRT, gerek yayın içeriklerindeki orantısız dağılım, gerek çalışan sayısı gerekse iktidar tarafından verilen ayrıcalıklar nedeniyle özellikle muhalefet partileri tarafından yürütülen tartışmaların odağında yer alan bir kurumdur.
Özel girişimci sistemin özellikleri nelerdir?
Özel girişimci sistemin özellikleri;
- Yayınlarda çoğulculuk hakimdir. Her özel ya da tüzel kişinin koşulları yerine getirdiği takdirde yayın yapma hakkı vardır.
- Devletin ya da hükümetlerin yayınlarda denetimi yayına izin vermek ve yayınların belirlenmiş genel koşullara uyup uymadığını sağlamaktır.
- Yayın kanallarının varlığı reklama dayanır.
- Reklamın yayınlarda temel belirleyici olması, en çok izleyiciye ulaşmayı da temel hedef haline getirmiş, bu hedef doğrultusunda da en çok ilgi çeken programların yayınlanması söz konusu olmuştur. Yayınlanan programların izlenme (rating) oranlarına bakılarak devamına ya da sonlandırılmasına karar verilir.
- Programların üretiminde merkezileşme yoktur.
- Kanalların yayınlarında rekabet temel belirleyici olduğundan en iyi program, en zengin program, en ilginç program yapma yarışı vardır.
- Yayın kurumunun geliri hükümetten, devletten ya da alıcılardan değil kanalın aldığı reklamlardan elde edilmektedir.
- Yayın yapma hakkı; olanakları ve izni olan herkese verildiği için yerel (mahalli) yayıncılık oldukça gelişmiştir.
- Yayın kurumlarının yönetici ve diğer çalışanlarının atama ve görevden alımlarında devletin, hükümetin herhangi bir yetkisi yoktur.
Kanalların yayınlarında rekabetin belirleyici bir unsur olmasın neden olduğu olumsuzluklar nelerdir?
Kanalların yayınlarında rekabet temel belirleyici olduğundan en iyi program, en zengin program, en ilginç program yapma yarışı vardır. Bu rekabet zaman zaman acımasız boyutlara ulaşabilmekte, yönetici, yapımcı, yönetmen, sunucu-spiker, showman, teknik eleman transferleri sık sık ve oldukça yüksek ücretlerle yapılmaktadır. Özel girişim sisteminde yapılan transferlere ödenen yüksek ücretler, kamu hizmeti ya da kamu görevi anlayışı ile yayın yapan kurumlardaki çalışanları olumsuz etkilemektedir.
1990 yılının Türkiye’de özel televizyonların gelişimi açısından önemi nedir?
Türkiye’de özel televizyonların karasal yayıncılık girişimleri açısından 1990 yılı milat olarak kabul edilmektedir. O dönemde Türkiye’de özel televizyon yayıncılığıyla ilgili yasal düzenlemeler bulunmadığı için ilk özel televizyon kanalı olan Magic Box şirketine ait Star 1 ilk yayınını yurtdışından yapmış, uydu üzerinden yapılan bu yayın Türkiye’de küçük çanak antenlerle izlenmiştir. Bu gelişmeyle birlikte Türkiye’de belediyeler uydu yayınlarını normal antenlerle izlenebilecek şekilde çevreye yansıtan yer istasyonları kurmaya başlamış ve ardından da pek çok yeni kanal yayına başlamıştır.
3984 sayılı Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un ortaya çıkma sebebi nedir?
Televizyon yayıncılığı konusunda TRT’den farklı bir çizgi izleyen ve TRT’ye alternatif oluşturan başta Star 1 olmak üzere özel kanalların meşruluğu için gerekli yasal düzenlemeler uzun süre görüşülmüş, 1994 yılında 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’ la özel televizyon kanallarının önü açılmıştır.
Radyo ve Televizyon Yayıncılığı Sektör Raporu’na göre bölgesel ve yerel televizyon yayın lisansına sahip kuruluş sayıları nelerdir?
Radyo Televizyon Üst Kurulu Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığı’nca yayınlanan Radyo ve Televizyon Yayıncılığı Sektör Raporu’nda (2014) bölgesel ve yerel televizyon kanallarının sayılarıyla ilgili 2014 yılı verilerine yer verilmiştir. Rapora göre, bölgesel karasal televizyon yayın lisans başvurusuna sahip 17 yayın kuruluşu bulunmaktadır. Ancak bu kanallardan 15’i aktif olarak yayındadır. Aktif yayın yapan bu yayın kuruluşlarının 11’i karasal lisansının yanında uydu, 5’i ise kablo üzerinden de yayın yapmaktadır. Günümüzde aktif olarak yayın yapan bölgesel karasal televizyon yayıncısı kuruluşlarından 4’ü İstanbul, 2’si İzmir, birer tanesi Ankara, Erzurum, Trabzon, Rize, Uşak, Kocaeli, Konya, Gaziantep ve Bursa merkezli yapmaktadır. Karasal yayın lisansı bulunan iki bölgesel kanal ise yayında değildir.
Radyo ve Televizyon Yayıncılığı Sektör Raporu’na göre yerel televizyon kanallarıyla ilgili verileri nelerdir?
Aynı raporun yerel televizyon kanallarıyla ilgili verilerine göre, yerel karasal televizyon yayın lisans başvurusuna sahip 205 yayın kuruluşu vardır. Bu kuruluşlardan 183’ü aktif olarak yayın yapmakta iken karasal yayın lisans başvurusuna sahip olmasına rağmen 22 yayın kuruluşu aktif olarak yayında değildir. Aktif yayın yapan yayın kuruluşlarının 4’ü karasal yayın lisansı yanında sadece uydu, 17’si sadece kablo üzerinden, 12’si ise hem uydu hem de kablo üzerinden yayın yapmaktadır.
Türkiye’de özel radyo yayınlarının başlangıç tarihleri nelerdir?
Özel radyo yayınlarının başlangıcı ise Türkiye’de özel televizyon yayıncılığının başlamasından hemen sonra olmuştur. 5 Haziran 1992’de Etiler’de yayına geçen Kent FM ve hemen sonra 99 genç girişimcinin bir araya gelerek kurduğu Turkuaz Holding’in başlattığı Genç Radyo özel radyo yayıncılığının öncüleri olmuştur. Daha sonra Power FM, Energie FM, İstanbul FM, Number One FM, Radyo Tek, Metro FM, Best FM, Metropol FM gibi radyoların yayına geçmesiyle hız kazanan özel radyoculukta tam anlamıyla bir patlama yaşanmıştır. Bu radyo istasyonlarının bir kısmı uydu üzerinden yayın yaparken büyük çoğunluğu devlet tekeline rağmen karasal vericiler yoluyla yayın yapmıştır. Radyo sektöründeki gelişme Türkiye’de medyanın değişik alanlarında faaliyet gösteren büyük gruplarının da ilgi göstermesiyle artarak devam etmiştir. Radyo D, Süper FM, TGRT FM, Show Radyo gibi radyo kanalları büyük grupların sahipliğinde dinleyicisiyle buluşmuştur.
1990’lardan sonra TRT’nin diğer televizyon kanallarına oranla geride kalmasının nedenleri nelerdir?
İzleyicilerin ticari kanalların dinamik, açık fikirli ve Batılı bir görüntü yansıtan programlara gösterdiği ilgi izleyici ölçümlerinde TRT’nin gerilerde kalmasına yol açmıştır. Bunda özel televizyonların yayınlarının çekiciliği değil, devlet televizyonunun yayınlarının aşırı denetimi, sansürü, kuru ve yavan oluşu daha önemli bir etkendir. İlk özel kanal olan Star 1, denetimsiz, saçma sapan düzensiz yayınlarıyla ilgi toplamayı başarmıştır. Star 1’in haberleri de yanlı olmakla birlikte TRT’nin tekdüze, kuru ve devletçi haberlerine kıyasla daha fazla ilgi görmüştür. Yani özel kanallar TRT politikalarının tamamen zıttı bir yayıncılık politikası izlemiştir. TRT’nin elitist bir yaklaşımla sınırladığı, kontrol etmeye çalıştığı ne kadar içerik varsa hepsi ekranlarda gösterilmeye başlanmıştır.
Özel kanalların en temel kaygıları nelerdir?
Özel kanallarda temel kaygı izlenme oranlarını yüksek tutmak ve reklam gelirlerini en üst düzeye çıkarmak olduğu için özellikle kamera önünde yer alan çalışanlar zaman zaman yüksek ücretlerle transfer edilebilmektedir. Star 1, tüm personelini, yönetim kademesi de dâhil olmak üzere TRT’den transfer etmiştir. Sonradan yayına başlayan özel kanallar da TRT’den personel alabilmek için birbirleriyle yarışmışlar, her yeni kanal TRT’nin bazı çalışanlarını bünyesine katmıştır. Özel kanallar başlangıçta transfer ettikleri çalışanların ardından kendi yetiştirdikleri elemanlarla yayıncılık yapmaya devam etmektedir.
Özel radyo ve televizyon çalışanlarının sorunları nelerdir?
Özel radyo ve televizyon çalışanlarının sorunlarına bakıldığı zaman, çalışma saatlerinin düzensizliği yanında, çalışana yapabileceği işten çok görev yüklemek de sık yaşanan sorunlardan biridir. Ulusal yayın yapan bir televizyon kanalının rejisinde en az 5 eleman çalışması gerekirken özel medya yöneticileri tüm işi tek kişiye yaptırmaktadır. Bu durum da katlanan iş yoğunluğu, yorgunluk ve beraberinde hataları getirmektedir. Yine çalışma saatlerinin düzensizliği, izin günlerinin yetersizliği, maaşların düzenli ödenmemesi, sosyal şartların yetersizliği ve iş garantisinin düşük olması özel medya sektöründeki ciddi sorunlar olarak sıralanabilir. Özel medya çalışanlarının önemli sorunlarından biri de medya sektöründe savunmasız olarak çalışmak zorunda kalmaları ve işten çıkarılmanın tamamen işverenin inisiyatifinde olmasıdır. Medya sektörü çalışanlarının sendikaya bağlı olmamaları ve toplu iş sözleşmesi kapsamında özlük haklarına sahip olamamaları da temel sorunlardandır