BİLİM OLARAK SOSYOLOJİNİN DOĞUŞU
Çeşitli ulusların gelişmelerini aktarmanın yeterli olmadığını, esasen bu gelişmeye neyin neden olduğunun anlaşılması gerektiğini savunan düşünür kimdir?
İbn-i Haldun’a göre çeşitli ulusların gelişmelerini aktarmak yeterli değildir, esasen bu gelişmeye neyin neden olduğunun anlaşılması gerekmektedir ve bu nedenler, toplumsal olayların incelenip araştırılması yoluyla ortaya konabilir (Gürkan, 1967:227).
Sosyolojinin doğuşunda etkili olan gelişmeler nelerdir?
Sosyolojinin doğuşunda etkili olan gelişmeler; Bilimsel Devrim, Aydınlanma düşüncesi, Fransız Devrimi ve Endüstri Devrimi olarak özetlenebilir.
Bilimsel devrimin meydana gelmesini mümkün kılan gelişmeler nelerdir?
Bilimsel devrimin meydana gelmesini mümkün kılan gelişmeler Rönesans ve Reform hareketleri ile birlikte Avrupa’da 15. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar egemen düzen olan feodalizmin çözülerek yerini merkantilist kapitalizme bırakması, kilisenin ekonomik ve toplumsal gücünün zayıflaması ve bilimle uğraşan insanların kilisenin patronajından kurtularak dönemin zengin tüccarları tarafından himaye edilmesi olarak özetlenebilir.
Bilimsel devrim hangi üç aşamadan oluşur?
Bilimsel devrim, birbirini bütünleyen ve feodal ekonomiyi kapitalist ekonomiye dönüştüren üç aşamadan oluşur. Bu aşamalar; Rönesans, Din Savaşları ve Restorasyon dönemleridir.
Johannes Kepler (1571-1630)'in gezegenler ve gezegen sistemleri ile ilgili yasaları keşfetmesi ve güneş sisteminin matematiksel bir açıklamasını yapması, sosyolojinin doğuşunda etkili olan gelişmelerden hangisinin içinde incelenebilir?
Johannes Kepler'in gezegenler ve gezegen sistemleri ile ilgili yasaları keşfetmesi ve güneş sisteminin matematiksel bir açıklamasını yapması, bilimsel devrim içinde incelenmektedir.
Aydınlanma düşünürlerinin birleştiği ortak noktalar nelerdir?
Akıl, ampirizm, bilim, ilerleme, evrensellik, bireycilik, hoşgörü, özgürlük, insan doğasının birliği (aynılığı) ve laikliktir.
Ampirizm nedir?
Ampirizm, doğal ve toplumsal dünya hakkındaki tüm bilgilerin insanların beş duyuları
aracılığıyla idrak edebildikleri deneyimsel gerçeklere dayandığı düşüncesidir. Diğer bir deyişle ampirizme göre insan doğduğunda hiçbir bilgiye sahip değildir; doğduğunda insanın zihni boş bir levha, boş bir yazı tahtası gibidir, deneyimlerimizle öğrendiğimiz bilgiler bu yazı tahtasının üzerine yazılır.
Ampirizme göre gerçek bir bilgi, ancak deney ve gözlemle sınanabilen bir bilgidir;
bu nedenle gözlemlenemeyen varlıklar hakkında bilgi elde etmek olanaksızdır.
Aydınlanma düşüncesindeki insan doğasının birliği kavramı neyi ifade etmektedir?
Aydınlanma düşünürleri toplumsal konularda da doğa bilimlerinin yöntemini izlemeyi savunmuş, dışarıdan bir müdahale olmadığı sürece her şeyin doğal bir düzeni izleyeceğini, bu doğal düzenin insanlık için en yararlı düzen olacağını düşünmüşlerdir. Bu düşüncenin yansımaları, A.Smith’in piyasa ekonomisini dışarıdan müdahale edilmezse kendi kendini düzenleyen bir sistem olarak görmesinde ve François Quesnay’ın ortaya attığı “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” şeklindeki serbest piyasa sloganında görülmektedir. Toplumsal olayların bu şekilde doğal akışına bırakılması, bütün insanların ortak özellik ve yeteneklere sahip olduğu varsayımına dayanıyordu (Callinicos, 2004:39). Örneğin Adam Smith, insanın doğasında iş bölümü eğiliminin olduğunu, bu eğilimin bütün insanların ortak özelliği olduğunu ve insanların dışında hiçbir canlıda böyle bir eğilim olmadığını belirtiyordu (Callinicos, 2004:40). Hobbes da insanların doğal durumlarının savaş durumu olduğunu, bu durumdan kurtulmak için devletin kurulduğunu anlatırken yine insan doğasını genellemiştir. Bütün insanlar temelde aynı özelliklere sahip olduklarına, doğaları aynı olduğuna ve hepsi aynı şekilde akla sahip olduğuna göre, herkes aklını kullandığında aynı doğru sonuçlara ulaşacaktır. Dolayısıyla Aydınlanma düşüncesindeki insan doğasının birliği kavramı, insan doğasının temel özelliklerinin her yerde ve her zaman aynı olduğunu ifade etmektedir.
Fransız Aydınlanmasının öne çıkan isimleri kimlerdir?
Fransız Aydınlanmasının öne çıkan isimleri arasında Pierre Boyle, Voltaire, Montesquieu, J.J. Rousseau ve Diderot’nun yer aldığı söylenebilir.
Montesquieu'nun Kanunların Ruhu adlı eseri hangi konuyu ele almıştır?
Montesquieu bu eserinde, iklim, coğrafya, nüfus, din, eğitim ve yönetim biçimleri gibi ekolojik ve toplumsal faktörlerin sosyal yaşam üzerindeki etkilerini incelemiş ve bu etkenler üzerinden toplumsal olayların ardındaki nedenleri ortaya koymaya çalışmıştır.
Aydınlanma düşünürlerini kendi dönemlerindeki diğer düşünürlerden ve diğer düşünsel yaklaşımlardan ayıran temel yönler nelerdir?
Aydınlanma düşünürlerini kendi dönemlerindeki diğer düşünürlerden ve diğer düşünsel yaklaşımlardan ayıran dört temel yön bulunmaktadır.Bunlardan ilki ruhban sınıfına muhalif olmaları; ikincisi ampirik bilginin önemine duydukları inanç; üçüncüsü teknolojik ilerlemeye duydukları ilgi ve dördüncüsü de yasal ve yapısal reform istekleri, yani kıta Avrupa’sındaki mutlakiyetçi yapıların yerine İngiltere’dekine benzer, daha özgürlükçü bir yasal düzen kurma istekleridir .
Natüralizm nedir?
Natüralizm, toplumsal olguların ruhsal ya da metafizik dünyadaki değil, doğal dünyadaki neden sonuç ilişkileriyle tamamen açıklanabileceği düşüncesidir.
Fransız Devrimi hangi tarihte resmî olarak sona ermiştir?
1799 yılında Napoleon Bonaparte’ın diktatörlüğü ile Fransız Devriminin resmi olarak sona erdiği kabul edilmektedir.
Fransız Devrimi’nin sosyolojinin doğuşu üzerindeki en önemli etkileri nelerdir?
Fransız Devrimi’nin sosyolojinin doğuşu üzerindeki en önemli etkileri, sosyolojinin ayırt edici inceleme nesnesi olan toplumsal grup kavramıyla ilgilenmeye başlamasını sağlaması ve Devrimin neden olduğu toplumsal kargaşa ortamında sosyolojinin ortaya çıkışını sağlayan temel sorunun, yani toplumsal düzenin yeniden nasıl inşa edileceği sorusunun sorulmasına neden olmasıdır.
Comte, Fransız Devriminin sonuçlarını nasıl yorumlamıştır?
Comte’a göre Fransız Devrimi toplumsal bağların çözülmesine, ahlakın ve toplumsal dayanışmanın zayıflamasına neden olmuştur ve devletin temel toplumsal işlevlerini aile veya din gibi başka aracılara devretmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle Comte, Fransız Devrimi sonrasında şekillenen yeni toplumun insanları birbirine bağlayan birincil bağları çözdüğünü, dolayısıyla sorunun politik ya da ekonomik değil, toplumsal olduğunu düşünür. Ona göre Fransa’da yaşanan karışıklıklar, bireyin kiliseden, aileden, topluluktan koparılarak izole edilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede Comte ve ilk dönem sosyologlar, ahlaki ve teorik olarak toplumsal grupların önemli olduğunu, din, aile, topluluk gibi kurumların toplumsal dayanışma ve toplumsal kontrol açısından işlevsel olduğunu, insanların içinde yaşadıkları toplumsal gruplara bağlı olduklarını ve bu gruplar tarafından şekillendirildiklerini vurgulamışlardır.
Endüstri Devrimi hangi zaman dilimini ve hangi alanları kapsamaktadır?
Endüstri Devrimi, 18. yüzyılın ikinci yarısında başlayan ve 19. yüzyılın ikinci yarısına dek süren ekonomik, teknolojik ve toplumsal alanlarda yaşanan birbiriyle ilişkili geniş çaplı değişimlerin bütününe verilen addır.
Endüstri Devrimi’nin merkezinde hangi amaç yer almaktadır?
Endüstri Devrimi’nin merkezinde bilimsel bilginin toplumun ihtiyaçları doğrultusunda pratik amaçlara yönelik olarak kullanılması bulunmaktadır.
Endüstri toplumunun genel özellikleri nelerdir?
• Ekonomiye insan ve hayvan gücü yerine buhar, petrol veya elektrik gibi cansız enerji kaynaklarıyla çalışan makineler yön vermektedir.
• Zanaatkârların küçük ölçekle elde ürettikleri ürünlerin yerini fabrikalarda makinelerle büyük ölçekli olarak üretilen ürünler almıştır.
• Nüfusun önemli bir kısmı tarımda değil kentlerdeki endüstriyel kuruluşlarda çalışmaktadır.
• İş bölümü uzmanlaşmış, hem yeni meslekler doğmuş, hem kol emeği ile kafa emeği birbirinden ayrılmış hem de yapılan iş en küçük parçalarına ayrılmıştır. Bu şekilde çalışmak, fabrikalarda çalışan işçilerin yüksek düzeyde yabancılaşmasına neden olmuştur.
• Kadınlar fabrikalarda çalışmaya başlamış, geleneksel toplumda olduğundan daha yüksek düzeyde iş gücüne katılmışlardır.
• Emek üzerinde kapitalist işverenler giderek daha fazla kontrole sahiptir.
• Üretim araçlarına sahip olan ve olmayan toplumsal sınıflar ayrılmış ve aralarındaki çıkar çatışması işçi hareketlerine yol açmıştır.
• İş ve ev, çalışma zamanı ve boş zaman geleneksel toplumda olduğu gibi iç içe değildir, ayrılmıştır.
• Nüfusun çoğu kentlerde yaşamaktadır ve kırsal alanlarda yaşayanlar da ürün ve hizmetler açısından büyük ölçüde kentlere bağlıdır.
• Nüfusun çoğu okuryazardır.
• Laiklik ilkesiyle, rasyonel bir şekilde, bürokrasiyle ve genellikle ulus devletler tarafından yönetilir.
Sosyolojinin bir bilim olarak gelişmesi nasıl mümkün olmuştur?
Sosyolojinin bir bilim olarak gelişmesi ancak pozitivizmin sosyolojiye uygulanmasıyla, yani Comte’un sosyolojik pozitivizmi geliştirmesiyle mümkün olacaktır. Comte ilk kez pozitivizmin sosyolojik bir versiyonunu sosyolojik pozitivizmi geliştirmiş, toplumun incelenmesinde bilimsel yöntemin kullanılması sayesinde sosyolojiye bilim statüsü kazandırmış böylece sosyolojiyi bir bilim olarak kurmuştur.
Her ne kadar profesyonel anlamda sosyoloji disiplininin ortaya çıkışı 19. yüzyılın ikinci yarısını bulduysa da sosyolojinin doğuşu ne zaman başlamıştır?
Her ne kadar profesyonel anlamda sosyoloji disiplininin ortaya çıkışı 19. yüzyılın ikinci yarısını bulduysa da sosyolojinin doğuşu Aydınlanma düşüncesinin 19. yüzyılın başında Saint-Simon ve Comte’un çalışmaları sayesinde biçimlenen “klasik sosyoloji”ye aktarılmasıyla başlamaktadır.