aofsorular.com
SOS113U

Suç ve Sapkın Davranışlar

8. Ünite 48 Soru
S

Sapkın davranış kavramını açıklayınız.

Toplumun büyük bir çoğunluğunca be­nimsenen normlara karşı gelme, uyum­suz davranma sapkın davranış olarak ta­nımlanabilir.

S

Sapkın davranış kaç biçimde ortaya çıkmaktadır? Açıklayınız.

Sapkın davranışın ödüllendirilenler, cezalandı­rılanlar ve ödül veya cezasız kabul edilenler olarak üç biçimde ortaya çıktığı ifade edilebilir. Savaş­ta üstün başarı ve kahramanlık gösteren bir asker madalya ile ödüllendirilebilir. Cinayet işleyen bir katil sadece toplumun norm ve beklentilerinden sapmakla kalmayıp insan hayatına verilen değerden de sapmıştır. Onun bu sapkın davranışı gereğince cezalandırılır. Üçüncü sapma biçimine ise yaşlı bir kadının evini onlarca sokak kedisiyle doldurması onlarla yaşaması ya da yaşlı bir adamın saat birik­tirme takıntısı örnek olarak verilebilir.  

S

Suç ve sapkınlık kavramlarını karşılaştırınız.

 

Sapkınlık ile suç birçok durumda örtüşmek­le beraber aynı şeyler demek değildir. Sapkınlık kavramı, yalnızca bir yasayı ya da kuralı çiğneyen uyumsuz davranışa göndermede bulunan suç kav­ramından çok daha geniştir. Diğer taraftan sapkın davranışın pek çok biçimi yasalar tarafından sınır­landırılmamıştır. Bunun ya­nında suç teşkil eden eylem ile genel olarak sapıcı eylem arasında bir ayırım yapmak gerekir. Çünkü sapma, kişilik yapısına bağlı olduğu hâlde, objektif olarak ceza normuna göre suç teşkil eden davranış ve tutum tarihî kuvvetlerin eseridir ve kendisini ka­nunlarda gösterir. İnsanın sapkın davranışlarının hepsi teknik an­lamda suç değildir. Bir başka deyişle, nezaket ku­rallarına, örf ve adetlere ve bir kısım ahlâk kural­larına aykırı davranışlar teknik ve hukuki anlamda suç değildirler. Suç da, bütün diğerleri gibi sapıcı bir eylemdir. Ancak sapıcı eylemlerden kanun koyucu tarafın­dan seçilmiş ve bir ceza müeyyidesi ile karşılanmış olanıdır.   

S

Jhering, suçu nasıl tanımlamıştır?

Jhering, suçu “toplum halinde yaşama şartla­rına yönelmiş her türlü saldırı” olarak tanımlar.

S

Sutherland’a göre suç kaç unsuru kapsar?

Sutherland’a göre suç üç unsuru kapsar:

  1. Bütün grup veya grup içinde siyasal bakım­dan önemli olan küçük bir alt grup tarafın­dan takdir olunan bir değer,
  2. Toplumun diğer bir parçasını oluşturan kü­çük grubun, kültürel bakımdan diğer grup ile çatışma hâlinde bulunması dolayısıyla, söz konusu değeri ya hiç takdir etmemesi veya az takdir etmesi ve böylece o değeri tehlikeye sürüklemesi,
  3. Değeri takdir etmeyenlere karşı usulünce uygulanan cebir yoluna başvurulmasıdır. 
S

Taft’ın suça ilişkin görüşlerini kısaca açıklayınız.

Taft’ın suç görüşü şöyledir: Topluma zarar veren hareketler ya örf ve âdetlerce belirlenmiştir ya da grup içinde egemenliği elinde tutanlar, di­ğer kişilerin, tavır ve hareketlerini uydurmaları için modelleri, örnekleri ve bu suretle moral kuralların tümünü tespit ederler.  Bu kurallara uyanlara sos­yal itibar verir, bunları ihlâl edenlere söz konusu mevkii reddederler. Günümüzde sosyo-kültürel bi­limler, suç teşkil eden insan davranışını toplumda yürürlükte olan sosyal normlardan bir nevî sapış, sapıcı eylem olarak tanımlamaktadırlar. Suçlu, içinde yaşadığı toplumun normları ile kişisel kuv­vetleri arasında bir denge kuramamış kişidir.    

S

Kriminoloji kavramını kısaca açıklayınız.

Kriminolojinin Türkçe karşılığı “Suç Bilimi”dir. Kriminolojinin “Suç olgusunun incelenmesi” , “Suç olgusuna ilişkin bilim” veya “Suç bilimi” gibi çok kısa tanımları yapılmaktadır.  

S

Nicefero’ya göre ise kriminoloji kavramını açıklayınız.

Nicefero’ya göre kriminoloji bağımsız bir bilim dalı olup sentetik ve tüme gidici bir kimlik taşımaktadır. Bu bilim suça ilişkin çeşitli disiplin­lerin başlıca sonuçlarını, suçlu ve ona karşı uygu­lanması gereken tedbirleri özetler ve bir sentezini yaptığı suça ilişkin çeşitli bilimlere ait bir tür gi­riş niteliğindedir.

S

Haskell-Yablonosky’e göre kriminolojinin inceleme alanları nelerdir?

Haskell-Yablonosky, özlü bir tanımla, “Krimi­nolojinin, suç ve suçluların bilimsel incelenmesi” olduğunu ifade eder ve kriminolojinin inceleme alanı olarak da şunları gösterir:

  1. Suçun niteliği ve miktarı,
  2. Suçun ve suçluluğun nedenleri,
  3. Ceza hukukunun gelişmesi ve ceza adaleti­nin yerine getirilmesi,
  4. Suçun özellikleri,
  5. Suçlunun ıslahı,
  6. Suçluluk biçimleri,
  7. Suçun sosyal değişime etkileri
S

Constant’a göre geniş anlamda kriminoloji kaç gruba ayrılır?

Constant’a göre geniş anlamda kriminoloji iki büyük gruba ayrılır. Bunlar, te­orik kriminoloji ve uygulamalı kriminolojidir.    

S

Te­orik kriminolojinin alt dalları nelerdir?

Te­orik kriminolojinin alt dalları: Suç Antropolojisi, Suç Psikolojisi, Suç Sosyolojisi, Suç Psikiyatrisi ve Penolojidir.

S

Suç Antropolojisinin inceleme alanları nelerdir?

    

Suç Antropolojisi: Bu dal suçluyu, organik yapısı bakımından inceler ve verasete ilişkin biyolojik, anatomik ve fizyolojik etmenleri söz konusu eder.    

S

Suç Psikolojisinin incele alanları nelerdir?

Suç Psikolojisi: Suçun oluşmasına neden olan ya da gelişmesini sonuçlayan ruhi olay­ları, mekanizmaları inceler: yaş, cinsiyet, karakter, bünye gibi.  

S

Suç Sosyolojisinin inceleme alanları nelerdir?

Suç Sosyolojisi: Suçu bir sosyal olay olarak ele alır; sosyal kimlik taşıyan ve suça sebep olan etmenleri araştırır; sosyal ortam, alko­lün etkileri, sinema, din gibi.

S

Suç Psikiyatrisinin inceleme alanları nelerdir?

Suç Psikiyatrisi: Anormal ve akıl hastası suçluları inceler; akıl hastalıkları ile suç ara­sındaki ilişkileri belirler.

S

Penoloji inceleme alanları nelerdir?

Penoloji: Cezaların ve güvenlik tedbirleri­nin menşe ve gelişmelerini açıklar, bunların ne derece etkili olduklarını araştırır.

S

Uygulamalı kriminolojinin alt dalları nelerdir?

Suç Siyaseti, Suç Profilaksisi ve Kriminalistik ya da bilimsel polistir.

S

Kriminalistik ya da bilimsel polisin inceleme alanları nelerdir?

Kriminalistik ya da bilimsel polis: Suçlula­rın ortaya çıkarılmasını sağlamak için baş­vurulan fennî araçları inceler. Daktiloskopi, Antropometri, Balistik gibi dalları vardır.   

S

Sheldon’a göre üç ana insan tipi nelerdir?

Sheldon’a göre üç ana insan tipinden bahsedi­lebilir: ince, uzun yapılı ve entellektüel nitelikliler (ektomorf tipler) kısa boylu, şişman, iri kemikli, neşeli, dışa dönük, piknik tipler (endomorf tipler) ve son olarak kaslı, sportif yapıda olanlar (mezo­morf tipler). Bu kurama göre mezomorf tiplerin diğer tipteki insanlara göre suç işleme eğilimleri daha yüksektir.

S

Suçu açıklayan fizyolojik ve biyolojik kuramlara yöneltilen eleştiriler nelerdir?

Suçu açıklayan fizyolojik ve biyolojik kuramlar birçok yönden eleştiri almıştır. Beden tipi ile suçluluk arasında genel bir ilişki olsaydı bile bu, kalıtımın etkisi konusunda hiçbir şey söylemezdi. Kaslı tipteki insanlar suç etkinliklerine doğru iti­lebilirler çünkü bu etkinlikler atletik yapının fizik­sel olarak sergilenmesi için fırsatlar yaratır. Bunun yanında, suçu açıklayan fizyolojik ve biyolojik ku­ramlar ıslahhanelerdeki suçlularla sınırlıdır ve daha sert, atletik görünümlü suçlular, daha kırılgan görü­nümlü, zayıf olanlara bakarak daha çok bu ıslahhanelere gönderilmiş olabilir.    

S

Suçu açıklayan psikolojik kuramlara yöneltilen eleştiriler nelerdir?

Suçu açıklayan psikolojik kuramlar sapmanın açıklanmasında sosyal ve kültürel etkenlerin gözar­dı edilmesi, psikologların zihinsel sağlığın ne oldu­ğu ve kişilik özelliklerinin nasıl ölçümleneceğine ilişkin güçlü bir ortak anlayışın bulunmayışı ve psi­kolojik kuramı desteklemek üzere yapılan araştır­maların yetkin olmadığı gerekçeleriyle eleştirilmiş­tir. Bu eleştiriler yanında bireyin sadece çocukluk dönemine ağırlık verilmesi ve yaşam boyu çeşitli sosyal ve kültürel etkenlerin kişilik üzerindeki et­kilerinin gözardı edilmesi de başka bir eleştiridir.

S

Suç ve sapmaya ilişkin sosyolojik kuramların arala­rındaki ortak yönler nelerdir?

Suç ve sapmaya ilişkin sosyolojik kuramların farklı ve bazen birbirini tamamlayan yönleri vardır. Kuramları detaylı olarak incelemeden önce arala­rındaki ortak yönleri vurgulamak yararlı olacaktır. Yirminci yüzyıl boyunca geliştirilen bu kuramlar şu ortak yönlerle öne çıkmaktadırlar:

  1. Suç bütün toplumlarda görülür ve toplum­sal açıdan yararlı olabilen fonksiyonları var­dır. Bu fonksiyonlar çözümlendiğinde suç daha iyi anlaşılabilecektir.
  2. Suç çatışmaya bağlıdır. Sosyal tabakalar, çı­karlar ve özellikle ekonomik çıkarlarla iliş­kilidir.
  3. Toplumun içindeki gerilim, zorlanma ve stresle ilgilidir.
  4. Modern kent yaşamıyla güçlü biçimde iliş­kilidir.
  5. Suç günlük yaşam durumlarından öğrenilir.
  6. Grup değerlerine ve yasalarına uyma ilkesi­ne bağlılığın azlığından kaynaklanır.    
S

Fonksiyonalist kuramın odak noktası nedir?

Fonksiyonalist kuram, sadece bireysel gü­dülerin değil toplumsal yapının sapmayı üretme­sine odaklanır. Toplumsal durumlar birey üzerinde baskı yoluyla bireyi sapma davranışına yöneltir. Bu yaklaşım kültüre ve sosyal yapıya olan güçlü vur­gusuyla oldukça sosyolojik niteliktedir.  

S

Durkheim’a göre anomi hangi durumlarda ortaya çıkar?

Anomi kavramı, ilk kez modern toplumlarda geleneksel normlar ve standartların yerlerine yenisi konmadan aşındığını ileri süren Emile Durkheim tarafından ortaya atılmıştır. Anomi, toplum yaşamı­nın belirli bir alandaki davranışlarını düzenleyen hiçbir açık ölçünün bulunmadığı durumlarda ortaya çıkar. Durkheim’a göre bu gibi durumlarda insanlar kendilerini yollarını kaybetmiş ve kaygılı hisseder­ler. Dolayısıyla anomi intihar eğilimleri üzerinde etkili olan toplumsal etkenlerden biridir. 

S

Durkheim’a göre sapkınlık, toplumda ne tür fonksiyonları yerine getirmektedir?

Durkheim’a göre sapkınlık, toplumda birtakım fonksiyonları yerine getirir. İlk olarak sapkınlık, kül­türel norm ve değerlerin belirginleşmesini sağlar. İkinci olarak sapkınlık, toplumdaki “iyi” ve “kötü” dav­ranışlar arasındaki sınırı korumayı destekler, yani sınırları netleştirir. Diğer taraftan sapkınlık, toplumda dayanışmanın artmasını sağlar. Son olarak da sapkınlık, toplumda yeni düşünceler ve meydan okumalar yaratarak yenilikçi bir güç hâline gelir; bu bakımdan değişiklik yaratır.

S

Merton’un sapkın davranışlara ilişkin görüşlerini kısaca açıklayınız.

Merton, konuya fonksiyonalist yaklaşım açısından ba­karak sapkın davranışları toplumsal sistemin dengesinin bozulması sonucu ortaya çıkan bir olay olarak görmektedir. Merton’a göre anomi, toplumca belirlenen amaçlarla, bu amaçları gerçekleştirecek yollar arasında bir uyumsuzluk sonucu oluşmaktadır. Merton’a göre anominin sonucunda oluşan sapkın davranışlar, toplumun istediği meşru yollarla ulaşılabilecek, başarı amaçlarına götürecek kültür araçları ile sözü geçen amaçlar arasındaki çatışmadan doğar.

S

Merton’un uyum modellerini açıklayınız.

Merton, toplumsal bakımdan öne çıkarılan de­ğerler ile bunlara erişmek için kullanılacak araçla­rın sınırlı olması arasındaki gerilimlere gösterilen beş olası tepkiyi belirlemektedir.

  1. Uyum gösterenler, başarıya ulaşsın ya da ulaşmasınlar, hem genel ola­rak benimsenmiş değerleri hem de bunları gerçekleştirmek için kullanılacak geleneksel araçları kabul ederler. Nüfusun büyük bir çoğunluğu bu kategoriye girmektedir.
  2. Yenilikçiler, toplum tarafın­dan onaylanan değerleri kabul etmekle beraber bunları izlemek için yasadışı ya da meşru olmayan araçları kullanırlar. Yasadışı faaliyetler yoluyla servet edinen suçlular bu kategoriye girmektedir.
  3. Şekilciler ise, bu ölçülerin ge­risindeki değerlere ilişkin bakışlarını yitir­dikleri hâlde, toplumsal olarak kabul edilen ölçülere uyum gösterirler. Bu kurallar gö­rünürde daha genel bir hedef yokken, sırf bunlara uyulmuş olmak için takıntılı bir biçimde izlenir. Şekilciler, kendilerini, pek az ödül sunarken hiçbir kariyer olanağı sağ­lamasa bile, sıkıcı işlere adarlar.
  4. Geri çekilenler, rekabetçi bakış açısını tümden yitirmişlerdir; bu yüzden hem baskın değerleri hem de bunlara eriş­mek için kullanılacak onaylanmış araçları yadsırlar.
  5. Son grup baş kaldıranlar ise, hem var olan değerleri hem de araçları yadsırlar ancak toplumsal düzeni yeniden kurmak ve bu değerlere araçların yerine yenilerini koy­mak isterler.
S

Merton’un gerilim kuramına ilişkin yöneltilen eleştiriler nelerdir?

Tierney, kurama yö­neltilen eleştirileri şöyle belirtmektedir:

  1. Kuramın, resmi istatistiklere çok güvenmesi,
  2. Suç olgusunu büyük ölçüde alt-sınıfa özgü bir fenomen olarak ele alması,
  3. Geliştirilmiş olan bireysel adaptasyon mo­dellerinin, gerçek yaşamda sınıflandırma­nın güçlüğü,
  4. Sapmanın doğasının, sosyal yapıya dayan­dırılmış olmasına rağmen, sapkın bireyin tepkilerinin bireysel terimlerle kavramsal­laştırılması.
  5. Bireylerin, adaptasyon türleri arasından biri­ni diğerine tercih etme nedenine ilişkin hu­susu açık bir biçimde ortaya koyamaması,
  6. Yarar amacı gütmeyen sapmayı açıklamada yetersiz olması,
  7. Değişik sapkın motivasyonları ile sapkın davranış tipleri arasında uyumu kurmakta bazı yetersizlikler içermesi,
  8. Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ile ilintili olan geri çekilme tutumunun nasıl ve neden anomiden kaynaklandığını ikna edici bir biçimde ortaya koyamaması
  9. Suçluluğun açıklanmasında kültürel değer­lerin çokluğunu ihmal etmesi,
  10. Sapkın davranış üzerinde etkili olan sosyal kontrol faktörlerini ihmal etmesi,   
S

Alt kültür kuramlarının önde gelen temsil­cileri kimlerdir?

Alt kültür kuramlarının önde gelen temsil­cileri arasında Cohen, Cloward ve Ohlin, Miller ve Wolfgang gibi isimler yer alır.

S

Alt kültür kuramları genel olarak nelere odaklanmışlardır?

Alt kültür kuramlarını genel olarak, çocuk veya genç çeteler içerisinde yer alan alt sınıfa mensup bireylerin, sapma ve suçluluk durumları üzerine odaklanmış kuramlar olarak görmek mümkündür.

S

Albert Cohen’e göre suç nasıl ortaya çıkmaktadır?

Cohen, bir değer ve yaşam biçimi olarak ele aldığı suçluluk alt kültürünün, egemen kültür­den farklılaşan bir kültürel özelliğe sahip olduğunu belirtir. Cohen, suç alt -kültürünün; alt ve orta sı­nıf kültürü arasındaki çatışmanın bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirtmektedir. Ona göre alt sınıfa mensup olan çocuklar, bir statü arayışı olarak, orta sınıfa mensup olan çocukların amaçlarını, yaşam biçimlerini gerçekleştirmeye çalışırlar. Ancak, alt sınıfa mensup ailelerinin çocuklarının bu hedefle­rini, toplumsal olarak kabul edilir bir yolla gerçek­leştirmeleri oldukça güçtür. Çünkü içinde bulun­dukları sınıfsal ve ekonomik konum buna imkân tanımamaktadır. Bu güçlük, bireylerde bir statü engellemesi yaratmaktadır. 

S

Ayırıcı Fırsatlar Kuramı’nın varsayımları kısaca özet­leyiniz.

Ayırıcı Fırsatlar Kuramı’nın varsayımları şu şekilde özet­lenebilir:

  1. Ekonomik arzuların bloke edilmiş olması bireylerde düşük bir benlik ve genel bir en­gellenme hissine yol açar.
  2. Bu engellemeler, özgül çete ortamlarında suçluluğa yol açar. Daha açık bir ifade ile belirtirsek, mevcut fırsat yapısının bloke edildiği ortamlarda bireyler kendi başarıları için meşru olmayan yollara yönelecektir. Aynı şekilde ekonomik arzuların meşru yollardan karşılanmasının bloke edilmiş olması zayıf bir benliğe yol açarak, bireyin suça yönelmesinde etkili olmaktadır. Burada engellenme, bir suçlu­luk nedeni olarak ele alınmaktadır.
S

Fonksiyonalist kuramlara yöneltilen eleştiriler nelerdir?

Bu kuramlara yöneltilen eleştirileri şöyle sıralayabiliriz:

  • Fonksiyonalist kuram neden bazı davranış­ların normatif bazılarının ise sapma olarak tanımlandığı üzerine yeterince eğilmemiştir.
  • Fonksiyonalist kuramda sapmanın her top­lumda görülmesine vurgu yapılmasına kar­şın toplumlar arasındaki suç oranlarındaki büyük farklar göz ardı edilmiştir.
  • Yoksul topluluklardaki insanların zengin insanlarla aynı hedefleri taşıdıkları ve orta sınıfın değerlerinin toplumun bütününde benimsenmiş olduğu dolayısıyla bütünsel ve paylaşılmış değerlere dayalı homojen bir toplum anlayışına aşırı vurgu yapılma­sı eleştirilmektedir. Diğer taraftan giderek modern ya da postmodern toplumun daha parçalanmış hâle dönüşmesine ve bunun yanında bireylerin her zaman aynı toplum­sal başarı anlayışına sahip olmadığı gerçeği de dikkate alınmamıştır.

• Hedefler ile fırsatlar arasındaki uyumsuzlu­ğun sadece daha az ayrıcalıklı olanlar için geçerli olduğunun düşünülmesi, fonksiyo­nalist kuramlarda eleştiri getirilen bir başka noktadır. Oysa beyaz yakalı suçlar kapsa­mında üst sınıflardan bireyler söz konusu­dur. 

S

Etiketleme kuramcıları sapkınlığı nasıl ele almışlardır?

Etiketleme kuramcıları sapkınlığı, bir birey ya da grubun sahip olduğu özellikler kümesi ile de­ğil, sapkınlar ve sapkın olmayanlar arasındaki etki­leşim süreci olarak ele almaktadırlar. Onlara göre, sapkınlığın gerçek yapısını anlamak için, neden kimi insanların “sapkın” olarak etiketlendirildiğini ortaya çıkarmak zorundayız. Etiketlemenin büyük bir bölümünü, yasa ile düzen güçlerini temsil eden ya da başkalarının geleneksel ahlakı üzerine tanım­lamalar getirebilen insanlar gerçekleştirir. Sapkın­lık kategorilerini tanımlayan etiketler böylece top­lumdaki güç yapısını dile getirmektedir.

S

Lemert suçla ilgili olarak nasıl bir ayırım yapmıştır?

Lemert suçla ilgili olarak birincil ve ikincil sapma ayrımı yapmaktadır. Birincil sapma bireyin normları ihlal ederek toplumda sapkın olarak görüldüğü ancak bireyin kendisi için sapkın etiketini benimsemediği durumu ifade eder. Eğer normla­rı ihlal ettiği için birey benlik algısı geliştirmezse gelecekte sapkın olarak etiketlenmeyecektir. Fakat sapmada diğerlerinin etkisi de önemlidir. İnsanın sapkın etiketini benimsemesi, topluma uyum sağ­lamasını zorlaştıracaktır. Lemert bunun sonucunda ortaya çıkan duruma da ikincil sapma demektedir. Bir başka deyişle ikincil sapma, sapkınlık iddiası­nı ve etiketini kişinin içselleştirmesidir. Ona göre toplumsal kontrol, sapmayı önlemekten çok teşvik eder. 

S

Chicago yaklaşımını açıklayınız.

Chicago ekolü genel sosyolojide kent sosyolo­jisi araştırmalarıyla ve suç biliminde etkili olan ve çevresel yaklaşımla tanınmış sembolik etkileşimci bir yaklaşımdır. İnsan davranışının genetik ve kişi­sel etkenlerce değil, sosyal ve fiziki çevre tarafından belirlendiğini savunan kuramdır. Bu yaklaşımda kentin farklı bölgeleri olduğu ve bazı bölgelerin suça diğerlerine göre daha hazır olduğu vurgulana­rak çevresel suç kavramı temelinde açıklamalar ge­liştirilmiştir.

S

Bandura’nın kuramını kısaca açıklayınız.

Bandura’nın kuramı: Kriminolog Albert Bandura, bu kuram kapsamında insanların şiddete eğilimli yetenekte doğmadıklarını, yaşamları boyunca saldırgan davranmayı öğrendiklerini tartışmıştır. Bu deneyimler amaçlarına ulaşmak için şiddet kullananları gözleme, televizyonda ve sinemada şiddet kullananların ödüllendirildiğini seyretme gibi doğrudan gözlem yoluyla da öğrenilir. Sosyal öğrenme kuramı, çocukların, yetiş­kinlerin şiddet içeren davranış modellerin­den saldırgan davranışları öğrendiklerini ileri sürer. Yaşamın ilerleyen yıllarında bu saldırgan davranış kalıpları sosyal ilişkilerde kalıcı olur.

S

Ayırıcı birleşimler kuramını kısaca açıklayınız.

Ayırıcı birleşimlerin kuralı, kişinin suçlu kalıplarla temas ettiği ve suça karşı olanlardan uzak durduğu için suçlu olduğudur. Bu kurama göre:

  • Suçlu davranış öğrenilir, yani kalıtımla geçmez.
  • Suçlu davranış iletişim süreci içinde di­ğer bireylerle etkileşime geçildiği anda öğrenilir. Bu iletişim genellikle sözeldir ve hareket iletişimini de içerir.
  • Öğrenilen suçlu davranış samimi, kişi­sel gruplar içinde geçer. Kişisel olmayan iletişim araçları içinde sinema, gazete suçlu davranışın genetik kısmında daha önemsiz rol oynarlar.

• Suç davranışı öğrenilmesi suç işleme tekniğini ve tutumları rasyonalize et­melerin, güdülerin ve itilimlerin belirli yönünü öğrenmeyi kapsar.

S

Akers’in sosyal öğrenme kuramını kısaca açıklayınız.

Akers’in sosyal öğrenme kuramı: Akers, Sutherland’in kuramındaki ayırıcı birleşim­ler sürecini daha geniş bir şekilde ele alarak onu ayırıcı güçlendirmeyle bütünleştirir. Burgess ve Akers, öğrenme mekanizmasını modern davranış kuramındaki gibi tanım­larlar, Sutherland’ın kuramındaki tanımla­rı korurlar. Fakat onu daha fazla davranış terimleriyle kavramlaştırırlar ve davranışsal öğrenme kuramındaki kavramları buna ila­ve ederler. İnsanın çevresindeki aile, arkadaş grupları, kiliseler ve diğer gruplar bireyleri suç işleme konusunda cesaretlendiren veya onları yasaya uyan davranışa yönlendiren örüntüler sağlarlar. Onlara göre toplumsal veya bireysel suçlu oranlarındaki farklı­lık kültürel normların, geleneklerin sosyal kontrol sistemlerinin bir fonksiyonudur. 

S

Çatışma kuramını kısaca açıklayınız.

Çatışma kuramının temel motifi, sosyal ve ekonomik gücün suça etkileri, kişi ve grupların davranışlarını belirleme ve kontrol etme yeteneğini tanımlamaktır. Gücün eşit olmayan dağılımı çatış­mayı yaratır, çatışma güç için rekabette köklenmiş­tir. Güç, insanların kendi kişisel ihtiyaçlarını karşı­lamak ve halkın düşüncelerini biçimlendirmek için kullanılır. Çatışma kuramına göre, suç kavramı güçlüler tarafından tanımlanmıştır, yasalar kültü­rel olarak görelidirler ve doğru ile yanlışın kesin bir standardı ile bağlanmamışlardır. 

S

Yeni kriminoloji kuramını kısaca açıklayınız.

Yeni kriminolojinin özünde yatan temel fi­kir Marx ve Bogner’inkiyle aynıdır. Kapitalizm ekonomik eşitsizliği, ekonomik eşitsizlik de suçu teşvik eder. Bu kriminologlar suçlu davranışı açık­lamak için kapitalizmin işçi sınıfına uyguladığı zulüm ve aşağılayıcı koşullara işaret ederler. Buna ek olarak, onlara göre şiddet bazen fakirin kendi yararına çok basit bir değişme elde edebilmek için başvurduğu bir yol olmaktadır. Yeni kriminologla­ra göre suç, zengin insanların yaşamak için emeği­ni satmak zorunda olanları sömürmelerinden kay­naklanır. Bu ilişki kapitalist sistemde kalıtsaldır ve onlara göre kapitalist toplumlarda suçun belirgin biçimde azalması toplumun ekonomik sisteminde devrimci bir reform yapılmadan mümkün değil­dir.

S

Nye’nin Kontrol Kuramını kısaca açıklayınız.

Nye, çocuk suçluluğunun öğrenme süreci so­nucu ortaya çıktığını ifade etmekle birlikte, bunun kontrol eksikliğinden de kaynaklanabileceğini ileri sürer. Ona göre, sosyal kontrol, sosyalizasyon sü­recinden kaynaklanır. Bu süreç yoluyla birey kendi doğru-yanlış bilincini geliştirir. Bu Nye’nin ifadesiy­le “içselleştirilmiş kontroldür”. Birey dolaylı olarak sevgi, şefkat bağlarının olduğu kişiler tarafından da konrol edilir. Bunlara ilaveten, Nye, bireyin davranışlarını kontrol eden ve uymazlarsa onları ceza­landıran doğrudan kontrolden de söz eder.

S

Hirschi’nin sosyal kont­rol kuramını kısaca açıklayınız.

Hirschi de sosyal kont­rol kuramının temel kavramının bireyin topluma bağlantısı olduğunu ileri sürer ve topluma bağlan­mayı dört biçimde toplar. Bunlar; bağlanma, ken­dini adama, dâhil olma ve inanç’tır. Yeterince güçlü olduklarında bu bileşenler insanların kuralları çiğ­neme özgürlüklerini ellerinden alarak toplumsal kontrol ve uyumun sürmesine yardımcı olur. An­cak eğer toplumla olan bu bağlar zayıfsa, suçluluk ve sapkınlık ortaya çıkabilir.

S

Ellis ve Walsh suçları kaç başlık altında sı­nıflandırmışlardır?

Ellis ve Walsh suçları altı başlık altında şöyle sı­nıflandırırlar:

  1. Şiddet suçları: Bir başka kişinin bedenine zarar veren veya zarar verme tehdidinde olan suçlardır.
  2. Mala yönelik suçlar: Bir kişiyi malından mahrum etmektir. Eğer çalınan veya zarar verilen mülk önemsizse bu davranış ağır suç yerine hafif suç diye nitelendirilir.
  3. Uyuşturucu suçları: Bu suçlar bağımlılık yapan maddelere sahip olmayı ve onların satışını yapmayı içerir.
  4. Cinsel suçlar: Cinsel suçlar seks güdüsüyle işlenen çocuklara yönelik cinsellik, ensest, teşhircilik, küçük yaştakilerin ırza tecavüz, hayvanlarla cinsel ilişkiye girmek, röntgen­cilik gibi geniş bir yelpazede yer alan dav­ranışları içerir.
  5. Çocuk suçluluğu (delinquency): Çocuk suç­luluğu kriminolojide önemli bir kavramdır. Birçok ülkede çocuk ve gençlik mahkemeleri ceza adaleti sistemi içinde yer almaktadır.
  6. Diğer tüm suçlar: Bu kısım yasadışı kumar, fahişelik, sarhoşluk, başıboş gezme gibi mağ­duru olmayan suçları içerir. Bunlara ek ola­rak mağdurlu suçlar iftiracılık, kalpazanlık ve yalancı tanıklık bu kategoriye dâhildirler.
S

Organize suç kavramını açıklayınız.

Organize suç, gelenekselliğin birçok özelliğini taşıyan, ancak yasadışı nitelikteki etkinlik biçimle­rine göndermede bulunur. Organize suçlar kapsa­mında başka etkinliklerin yanı sıra kaçakçılık, ya­sadışı kumar oynatmak, uyuşturucu ticareti, fuhuş, büyük ölçekli hırsızlık ve koruma için haraç almak gibi suçlar sayılabilir.  

S

Beyaz yakalı suçlar nelerdir?

Beyaz yakalı suçlar terimi ilk kez Edwin Suther­land tarafından kullanılmıştır. Bu kapsamda vergi kaçırma, yasadışı satışlar, menkul ve gayrimenkul sahtekârlıkları, zimmete para geçirme, tehlikeli ürünlerin üretim ve satışı ve yasadışı olarak çev­reyi kirletmenin yanında doğrudan hırsızlık gibi pek çok türden suç bulunmaktadır.  

S

N. Grabosky ve Russel Smith’in tek­nolojiye dayanan kaç tür suç sıralamaktadırlar?

N. Grabosky ve Russel Smith ise (1998) tek­nolojiye dayanan dokuz tür suç sıralamaktadırlar. Bunlar:

  1. Telekomünikasyon sistemlerine yasadışı bi­çimde girilmesi,
  2. Bilgisayara dayalı sistemleri kırmak, bilgi­sayar virüsleriyle ciddi güvenlik sorunları oluşturulması,
  3. Telekomünikasyon hizmetleri üzerinden hırsızlık ve yasadışı işlerin yürütülmesi,
  4. Yazılım, film ve CD gibi malzemelerin kop­yalanmasıyla telif haklarının çiğnenmesi,
  5. Siber uzayda pornografi ve şiddet içerikli yayınlar yapılması,
  6. Telepazarlama sahtekârlıkları yapılması,
  7. Elektronik fon transferleri suçları,
  8. Elektronik karapara aklama,
  9. Geliştirilmiş şifre çözme sistemleri ve yüksek hızlı veri transferleri ile yasa uygulayıcı kuru­luşların suç etkinlikleri hakkındaki bilgileri­ne ulaşılmasıdır.  
S

Landreth’e göre bilişim suçlularını kaç kategoriye ayırarak incelemiştir?

Landreth kendi edindiği bilgi ve tecrübelere göre bilişim suçlularını beş kategoriye ayırarak incelemiştir:

  • İlk grupta “çaylak” olarak tanımladığı bilişim suçluları, bilgisayar konusunda fazla bilgi ve becerisi olmadığı için genellikle daha az zarara yol açan suçları işleyen kişilerden oluşmaktadır. Bu kişiler genellikle basit hileleri kullanan ve ufak tefek yaramazlıklar yapan kişilerdir
  • İkinci grupta elektronik sapık olarak nitelendirilen “öğrenciler” yer almaktadır. Bu kişiler, zamanla­rının büyük bir kısmını yetkisiz giriş yapabileceği bilgisayarları bulmak için internette sörf yaparak geçiren kişilerden oluşmaktadır.
  • Üçüncü grupta sistemlere izinsiz girmek için çeşitli saldırılar planlayan ve bu maksatla kendisini gü­düleyen “turistler” bulunmaktadır. Turistler işledikleri suçlardan heyecan duyan kişilerden oluşmaktadır.
  • “Çökerticiler” kötü niyetli ve kindar suçlular grubunu oluşturmaktadır. Bu grup bilişim suçlularının karanlık yüzünü yansıtmaktadır. “Çökerticiler” bilgisayar ağlarına sızarak sistemleri çökerten ve kasten dosyalara zarar veren kişilerdir.

• Son grup ise “hırsızlardan” oluşmaktadır. Bu katego­rideki suçlular yasadışı yollardan para kazanmayı amaçlayan kişilerden oluşmaktadır. Post’un analiz ettiği gibi suç işleyen bu kişiler sistem ya da organizasyonun içerisinden birisi olabilir. Hırsızlar yalnız çalışabileceği gibi, yerel ve uluslararası şirketler ya da devletler için de çalışabilir.