KİŞİLERE KARŞI SUÇLAR
Kasten öldürme suçu nedir?
Kasten öldürme suçu, TCK’nın 81 ve 83. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Suçun temel şekli 81. maddede, “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”şeklinde tanımlanmıştır. Suçun nitelikli hâli 82. maddede, ihmali hareketle işlenen şekli ise 83. maddede düzenlenmiştir.
Kasten öldürme suçunda korunan hukuki değer nedir?
Bu suçla korunan hukuki değer, “yaşama hakkı”dır. İnsana ait değerlerin en üstünü ve önemlisi olan yaşama hakkını korumak için, bu fiil suç olarak düzenlenmiştir. Yaşama hakkı, diğer tüm hakların özünü ve varlık sebebini oluşturur. Bu hak, kişinin kendisine karşı dahi korunan, üzerinde tasarruf edilmesi mümkün olmayan doğal, dokunulamaz, devredilemez ve vazgeçilemez nitelikte bir hak olarak, gerek ulusal gerekse uluslararası hukuk metinlerinde garanti altına alınmıştır (AY m. 17/1; Avrupa İnsan Hakları Sözleş- mesi (AİHS) m. 2).
Kasten öldürme suçunda tipikliği anlatınız?
Kasten öldürme suçu serbest hareketli bir suçtur. Zira suçun kanuni tanımında yalnızca netice unsuru olan “öldürme”ye yer verilmiş ve fakat bu neticenin hangi hareketlerle mey- dana getireleceği hususunda bir belirleme yapılmamıştır. Bu nedenle, yaşayan bir insanın hayatını sonlandırmaya yönelen herhangi bir hareketin icrası, suçun fiil unsurunu oluşturur.
Kasten öldürme suçunda netice kavramını açıklayınız.
Kanun’da bu suçun oluşabilmesi için bir insanın öldürülmesi gerektiğinden söz edilmiştir. Ölüm, mağdurun yaşamının doğal anlamda sona erdirilmesidir. Mağdurun biyolojik ölümünün ya da beyin ölümünün gerçekleşmesi hâlinde, suçun netice unsuru gerçekleşmiş olur.
Öldürmeye yönelik fiilin icrasına rağmen kişinin ölmemesi de mümkündür. Örneğin fail, elindeki silahla ateş etmesine rağmen isabet ettirememiş veya isabet ettirmesine rağ- men mağduru öldürememiş olabilir. Bu gibi hâllerde kasten öldürme suçu tamamlanmış olmaz. Bu ihtimalde kasten öldürmeye teşebbüs söz konusudur.
Ölüm, failin ölüm neticesine yönelik olmayan fiilinin sonucunda da gerçekleşebilir. Örneğin failin yaralamak kastıyla gerçekleştirdiği fiilin sonucunda mağdur ölmüş ola- bilir. Bu gibi hâllerde, failin sorumluluğu kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaş- mış hâllerinden birisi olan 87. maddenin 4. fıkrası bağlamında değerlendirilmelidir. Keza ölüm neticesi failin özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışı sonucunda da meydana ge- lebilir. Bu durumda ise taksirle ölüme sebebiyet verme suçu (m. 85) söz konusu olacaktır.
Kasten öldürme suçunda fail kavramını açıklayınız.
Kasten öldürme suçu, fail bakımından bir özellik göstermeyen, herkes tarafından işlenebilen bir suçtur. Bununla birlikte, fail ile mağdur arasında belli derecede akrabalık ilişkisinin varlığı (m. 82/1, d), suçun nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir.
Bu suçun oluşabilmesi için fiilin, fail tarafından bir başka kişiye karşı işlenmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, bir kimsenin kendi kendini öldürmesi, yani intihar etmesi, bu suçu oluşturmayacağı gibi bir başka suçu da oluşturmaz. Bir kimsenin intiharına yardım etmek veya intihara teşvik etmek ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır (m. 84). Buna karşılık, mağ- durun talebi üzerine öldürülmesi hâlinde de kasten öldürme suçu gerçekleşir.
Kasten öldürme suçunda suçun konusu nedir?
Kasten öldürme suçu, fail bakımından bir özellik göstermeyen, herkes tarafından işlenebilen bir suçtur. Bununla birlikte, fail ile mağdur arasında belli derecede akrabalık ilişkisinin varlığı (m. 82/1, d), suçun nitelikli hâli olarak kabul edilmiştir.
Bu suçun oluşabilmesi için fiilin, fail tarafından bir başka kişiye karşı işlenmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, bir kimsenin kendi kendini öldürmesi, yani intihar etmesi, bu suçu oluşturmayacağı gibi bir başka suçu da oluşturmaz. Bir kimsenin intiharına yardım etmek veya intihara teşvik etmek ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır (m. 84). Buna karşılık, mağ- durun talebi üzerine öldürülmesi hâlinde de kasten öldürme suçu gerçekleşir.
Kasten öldürme suçunda tipikliğin manevi unsuru nedir?
Bu suçun manevi unsuru kasttır. Kast, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların bi- lerek gerçekleştirilmesidir. Bu tanımı öldürme suçuna uyarladığımızda, işlediği fiilin bir insanı öldürebileceğini öngörmesine rağmen, fiilini icra eden kişi kasten hareket etmiş olur. Kastın varlığı için fiilin ölüm neticesini meydana getirebileceğinin öngörülmesi ve buna rağmen fiilin işlenmesi yeterli olup, neticenin fail tarafından istenmesi gerekli değil- dir. Önemli olan husus, öngörülen ölüm neticesinin gerçekleşmesine yönelik olarak fiilin icra edilmiş olmasıdır.
Failin kastı, doğrudan kast olabileceği gibi, olası kast da olabilir. Olası kast hâlinde fai- lin cezasında indirime gidilir (m. 21/2). Doğrudan kast ile olası kast arasındaki fark, ölüm neticesinin gerçekleşmesine yönelik öngörünün mutlak mı, muhtemel mi olduğu nok- tasında toplanmaktadır. Eğer failin işlediği fiilin ölüm neticesini meydana getirebileceği günlük hayat tecrübelerimize göre muhakkak sayılabiliyorsa, bu neticeler ister failin asıl maksadını oluştursun isterse asıl maksadını oluşturmasın, doğrudan kast söz konusudur. Örneğin failin kapının arkasında bulunan hasmını öldürmek amacıyla onun yanında baş- kalarının da bulunduğunu bildiği hâlde hedef gözetmeksizin tarama şeklinde ateş etmesi hâlinde, meydana gelen tüm neticeler bakımından failin kastı doğrudandır. Zira böyle bir durumda öldürülmek istenilen kişinin yanı sıra başkalarının da öleceği muhakkaktır.
Buna karşılık, işlenen fiilin ölüm neticesini meydana getireceği mutlak değil de muh- temel ise bu takdirde olası kast söz konusudur. Örneğin failin öldürmek istediği kişiye ateş etmesine rağmen, onu değil yanında bulunan şahsı öldürmüş olması hâlinde ölen kişi bakımından failin kastının olası kast olduğu söylenebilir. Zira fail, gerçekte öldürmek istediği kişinin yanında bulunan diğer kişiyi de vurabileceğini öngörmüş ve fakat hasmını öldürmek amacından vazgeçmeyerek meydana gelebilecek diğer ölüm neticesini de kabullenmiştir.
Kasten öldürme suçunda suçun hukuka aykırılık unsuru nedir?
Bir insanın diğerini kasten öldürmesine hukuk düzeninin izin vermediği hâllerde, tipe uygun olan öldürme aynı zamanda hukuka da aykırıdır. Buna karşılık, bir insanın öldü- rülmesine hukukun izin verdiği hâllerde, fiil kasten öldürme bakımından tipiktir ve fakat hukuka aykırı değildir. Buna göre, kasten öldürmenin bir hukuka uygunluk nedeni kapsa- mında gerçekleştiği hâllerde, failin sorumluluğu yoluna gidilemeyecektir.
Kasten öldürme daha ziyade meşru savunma çerçevesinde hukuka uygun olarak iş- lenmektedir. Bir kimse gerek kendisinin gerek başkasının hakkına yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile kasten öldürme fiilini işlerse, hukuka uygun hareket ettiği için cezalandırılmayacaktır (m. 25/1). Meşru savunmanın koşulları- nın gerçekleştiği hâllerde öldürme fiili tüm hukuk düzeni bakımından hukuka uygun ka- bul edileceği için, böyle bir öldürme nedeniyle kişinin tazminata veya başka bir yaptırıma tabi tutulması mümkün değildir.
Meşru savunmada bulunan kişi savunmanın sınırını aştığı takdirde, fiil aşkın kısım itibariyle hukuka aykırılık vasfını devam ettirir. Bu durumda şayet sınırın aşılması failin taksirinden ileri gelmişse, yani savunmasını saldırıyı defedecek ölçüde yapmada özensiz davranmışsa, bu takdirde fail taksirle öldürme suçundan dolayı cezalandırılır ve fakat ce- zasında altıda birden üçte bire kadar indirim yapılır (m. 27/1). Buna karşılık, failin savun- masını ölçülü yapmakta özensiz davranması onun içinde bulunduğu durum nedeniyle mazur görülebilecekse, hiç ceza verilmez. Zira haksız bir saldırı karşısında kalan kişi bu saldırı nedeniyle korku, heyecan ve telaşa kapılır. Maruz kaldığı saldırı karşısında böyle bir psikolojik durumun içine düşen kişiden savunmasını ölçülü şekilde yönlendirmesi beklenemez ve ölçülü savunma yapmaması nedeniyle kusurlu sayılamaz (m. 27/2). Buna karşılık, meşru savunmada sınır kişinin maruz kaldığı saldırı nedeniyle içine düştüğü kor- ku, telaş veya heyecandan dolayı değil de böyle bir saldırıya maruz kalınmasına duyulan öfke nedeniyle aşılmışsa, failler bu mazeret sebebinden yararlanamazlar.
Kasten öldürme suçunda suçun nitelikli unsurlarını anlatınız.
Kasten öldürmenin nitelikli hâlleri, TCK’nın 82. maddesinde on bir bent hâlinde düzen- lenmiştir. Buna göre; “(1) Kasten öldürme suçunun; a) Tasarlayarak, b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek, c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silâh kullanmak suretiyle, d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı, e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, f) Gebe olduğu bilinen kadına karşı, g) Kişinin yerine getirdi- ği kamu görevi nedeniyle, h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenme- sini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla, i) Bir suçu işleyememekten dolayı duy- duğu infialle, j) Kan gütme saikiyle, k) Töre saikiyle, İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”
Kanun’da kasten öldürme suçu bakımından daha az cezayı gerektiren nitelikli hâl ka- bul edilmemiştir. Kasten öldürme suçunun nitelikli hâllerinin gerçekleşmesi hâlinde fa- ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülmüştür. Bir olayda bu nitelikli hâllerden birinin gerçekleşmesiyle, birkaçının birlikte gerçekleşmesi arasında cezalandırılma bakı- mından bir fark yoktur. Örneğin bir kimsenin töre saikiyle, gebe olduğunu bildiği kızını, tasarlayarak öldürmesi hâlinde dört nitelikli hâl birlikte gerçekleşmiş olur. Bu durumda fail hakkında dört defa değil, tek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilecektir. Ancak kararda olayda uygulanan nitelikli hâllerin hepsi de gösterilmelidir.
Fail hakkında cezayı ağırlaştıran nitelikli hâllerin uygulanabilmesi için, kastın bu hu- susları da kapsaması gerekir. Somut olayda nitelikli hâllerin gerçekleştiğini bilmeyen kişi, yalnızca suçun temel şeklinden cezalandırılır (m. 30/2). Örneğin öldürdüğü kişinin baba- sı olduğunu bilmeyen faile, üstsoyu öldürme (m. 82/1-d) nitelikli hâlinden ceza verilemez.
Taksirle öldürme suçunu açıklayınız.
Taksirle öldürme suçu, TCK’nın 85. maddesinde; (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırı- lır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu suçla korunan hukuki değer kişinin yaşama hakkıdır. Kişinin yaşama hakkı, bu hakkı tanımayan, bilinçli olarak başkasının yaşamını sona erdiren davranışlarla ihlal edi- lebileceği gibi, hukuk toplumunun bu hakkın korunması için bireylerden istediği özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle de ihlal edilebilir.
Taksirle öldürme suçu ile kasten öldürme suçu arasında, netice bakımından bir farklı- lık yoktur. Her iki suçta da netice, yaşayan bir kişinin ölmüş olmasıdır. İki suç arasındaki fark, ölüme neden olan fiilin ifade ettiği haksızlık bakımından ortaya çıkmaktadır. Kasten öldürmede fail, mağdurun yaşamını sona erdirmek amacıyla hareket ettiği hâlde; taksir- le öldürmede, failin fiilinin yönelik olduğu netice ölüm değildir. Taksirle öldürme, failin başka amaçlarla gerçekleştirdiği davranıştan ölüm neticesinin doğabileceğini dikkatsiz ve özensiz davranması nedeniyle öngörmemesi suretiyle işlenmektedir.
Taksirle öldürme suçunda suçun unsurlarını açıklayınız.
Taksirli suçlara ilişkin yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde TCK’nın 85. maddesi ve 22. maddesinin 2. fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, taksirle öldürme suçunun tipik haksızlık alanında incelenmesi gereken konuların, özen yükümlülüğüne aykırı bir davra- nışın bulunması, bu davranışın ölüm neticesine sebebiyet vermesi ve neticenin öngörülebilir- liğini de içine alan neticenin objektif isnat edilebilirliği olduğu söylenebilir. Ancak taksirli haksızlıktan sorumluluk için, failin işlediği bu fiil nedeniyle kusurlu bulunması da gerekir. Taksirle öldürme suçunun bu haksızlık unsurlarının olayda gerçekleştiği belirlendikten sonra neticenin fail tarafından kişisel olarak öngörülebilir olup olmadığı, özene uygun davranışın failden beklenebilirliği ve kusur yeteneği ve mazeret sebepleri gibi kusura iliş- kin diğer unsurların kusurluluk alanında incelenmesi gerekir.
Taksirli öldürme suçunda fail kavramını açıklayınız.
Taksirle öldürme suçunun faili herkes olabilir. Bu suçun faili olabilmek için bir özellik aranmamaktadır. Belli meslekleri icra eden kişiler bakımından aranan özen yükümlülü- ğünü, ancak bu meslek erbabı kişiler ihlal edebilirler. Örneğin bir hastalığın teşhisi ve tedavisi bakımından günün tıp bilimine göre gösterilmesi gereken özen, bu mesleği icra etme yetkisine sahip olan hekimler bakımından aranacaktır.
Taksirli öldürme suçunda suçun konusu nedir?
Kasten öldürmede olduğu gibi, bu suçun konusunu da başka bir insanın hayatı oluşturur. Bu nedenle suç işlendiği anda insanın hayatta olması gerekir. Hayatın başlaması ve sona ermesi konusunda kasten öldürme suçu bakımından yapılan açıklamalar bu suç bakımın- dan da geçerlidir. Bu itibarla yaşama yeteneğine bakılmaksızın, doğumdan başlayarak ço- cuklar da bu suçun konusunu oluşturabilir.
Taksirle öldürme suçunda dikkat ve özen yükümlülüğünü açıklayınız.
Suçun tipikliği, icrai veya ihmali bir davranışın icrası sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermemek suretiyle bir kişinin ölümüne sebebiyet verilmesini gerektirmektedir. Dola- yısıyla ölümü meydana getiren davranış taksirli olmalıdır.
Taksirin temelini oluşturan dikkat ve özen yükümlülüğü, kişinin davranışının mey- dana getirebileceği neticeyi öngörme ve neticenin vuku bulmasından kaçınma, meydana gelmemesi için önleyici tedbirleri alma yükümlülüğüdür. Bir davranışın özen yükümlü- lüğüne uygunluğundan söz edildiğinde, neticenin meydana gelmemesi için gerekli ted- birlerin alındığı kabul edilmiş olur. Örneğin bir anne veya baba, evde küçük çocukları olduğu hâlde, ilaç tabletlerini çocukların erişebileceği yerde bırakırsa, objektif özen yü- kümlülüğüne aykırı davranmış olur. Çünkü genel hayat tecrübesine göre bilinçli bir anne veya baba küçük çocukların özellikle şekere benzeyen küçük şeyleri ağzına alabileceğini ve yutabileceğini tasavvur eder. Dolayısıyla çocuğun ortada bırakılan ilaçları yuttuğu ve zehirlenme nedeniyle hayatını kaybettiği hâllerde, ilaçları ortada bırakan anne veya baba bakımından taksirden söz edilmesi gerekir.
Objektif özen yükümlülüğüne ilişkin kurallar bazen hukuk normlarından, çoğunlukla insanların müşterek tecrübesinden, belirli bir meslek alanına ilişkin genel kurallardan ve bilimsel gelişmelerden, izin veya sözleşme çerçevesinde yapılan işlerde sözleşmeden ve izine ilişkin kurallardan kaynaklanırlar.
Taksirle öldürme suçunda nitelikli haller nelerdir?
TCK’nın 22. maddesinin 3. fıkrası gereğince, bütün taksirli suçlarda olduğu gibi, taksirle öldürme suçunun da bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde, failin cezası üçte birden yarısına kadar artırılacaktır. Bu bakımdan taksirle öldürme suçunun ne zaman bilinçli taksirle iş- lendiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Bu hususta taksirli suçlar kapsamında yapılan açıklamalar geçerlidir.
Kanunun 85. maddesinin 2. fıkrasında “Fiil, birden fazla kişinin ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” denilmektedir. Böy- lece dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir fiilin, birden çok ölüm veya ölümle birlikte yaralanma neticesine yol açması daha ağır cezalandırılmıştır.
Böyle bir hüküm konulmamış olsaydı, aynı taksirli davranışla birden çok kişinin ölme- si hâlinde aynı neviden fikri içtima (m. 43/2), tek taksirli fiille bir veya birden çok kişinin ölmesi ve bir veya birden çok kişinin yaralanması hâlinde farklı neviden fikri içtima (m. 44) hükmü uygulanarak failin sorumluluğu belirlenecekti. Ancak bu hüküm fikri içtimaın bu hâllerini özel olarak düzenlemiş ve failin cezasını birinci fıkraya göre ağırlaştırmıştır.
Kasten öldürme suçunda şahsi cezasızlık sebeplerini açıklayınız.
TCK’nın 22. maddesinin 6. fıkrasında bütün taksirli suçlar bakımından uygulanabilecek olan bir şahsi cezasızlık sebebine ve cezada indirimi gerektiren şahsi sebebe yer veril- miştir. Buna göre “Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir hâlinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.” Bu hükmün belki de en çok uygulama alanı bulduğu suç, taksirle öldürmedir.
Bu hükmün uygulanabilmesi için taksirle neden olunan ölüm neticesi, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından mağdur olmasına yol açmış olmalıdır. Şayet netice münhasıran failin değil de fail ile birlikte başkalarının da mağduriyetine neden olmuşsa bu hüküm uygulanmaz. Yine meydana gelen netice failin kişisel ve ailevi durumu bakımından mağdur olmasına yol açmalıdır. Böyle bir mağduriyet durumu ancak failin taksirli fiiliyle çok yakın akrabalarının ölümüne neden olması hâlinde söz konusu olabilir.
Kasten öldürme suçunda yaptırım ve kovuşturma unsurlarını açıklayınız.
Taksirle bir insanın ölümüne neden olmanın cezası iki yıldan altı yıla kadar hapistir. Şayet taksirli davranış sonucunda birden çok kişi ölmüş veya bir veya birden çok kişi ile birlikte bir veya birden çok kişi yaralanmışsa failin cezası iki yıldan onbeş yıla kadar hapistir. Hâkim alt ve üst sınır arasında kalan temel cezayı belirlerken 61. maddenin 1. fıkrasında belirtilen ve olayın niteliğine uygun olan ölçütleri esas alacaktır. Burada hiç kuşkusuz ve- rilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenecektir (m. 22/4).
Taksirle öldürme suçu, bilinçli taksirle işlenmediği takdirde, hükmedilen hapis cezası- nın miktarı ne olursa olsun, diğer koşulların bulunması hâlinde, seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilebilecektir (m. 50). Ancak hapis cezasından çevrilen adli para cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (CMK m. 231) karar verilmeyecektir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilip verilmeyeceğine, hükmedilen asıl cezanın seçenek yaptırımlara çevrilmeden önceki hâline bakılarak karar verilmelidir.
Taksirle öldürme suçu, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdi- ği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenmişse, bu suçtan dolayı failin mahkûmiyeti hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere fail hakkında bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilecektir. Şayet böyle bir karar verilmişse, yasaklama ve geri alma hükmün ke- sinleşmesiyle yürürlüğe girecek ve süre ise cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlayacaktır (m. 53/6). Taksirle öldürme suçunda, bunun dışında fail hakkında herhangi bir haktan yasaklılık söz konusu olmayacaktır.
Taksirle öldürme suçu takibi şikâyete bağlı olmayan re’sen kovuşturulan suçlardandır.
Kasten yaralama kavramını açıklayınız.
Kasten yaralama suçu TCK’nın 86-88. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Suçun icrai hareketle işlenen şekli 86. maddede, ihmali hareketle işlenen şekli ise 88. maddede yer al- maktadır. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralamaya ise 87. maddede yer verilmiştir. Bu suçlar ile korunan hukuki değer, kişilerin vücut tamlıkları ve dokunulmazlıklarıdır.
Kasten yaralama Kanunun 86. maddesinin birinci fıkrasında “kasten başkasının vü- cuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, cezalandırılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Suçun temel şeklinin unsurlarının bu tanım üze- rinden belirlenmesi gerekmektedir.
Kasten yaralama suçunda fail tipikliği açıklayınız.
Kanunda, suçun faili olmak bakımından herhangi bir özellik aranmamıştır. Bu ne- denle, kasten yaralama, herkesin faili olabileceği genel bir suçtur. Ancak suçun belli kişiler tarafından işlenmesi, cezada artırım yapılmasını gerektiren nitelikli hâl olarak düzenlen- miştir. Örneğin kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi (m. 86/3, d).
Kasten yaralama suçunda suçun konusu nedir?
Suçun konusunu, fail dışında, yaşayan başka bir insanın vücudu oluştu- rur. Dolayısıyla kişinin kendisini yaralaması, kasten yaralama suçunu oluşturmaz.
Vücut dokunulmazlığına ilişkin koruma, yaşama hakkında olduğu gibi, doğumla baş- lamakta ve ölümle sona ermektedir. Bu nedenle, henüz ana rahmindeki cenine yönelik fiiller, neticede çocuğun ana rahminde zarar görmesine ve sakat olarak doğmasına neden olsalar dahi, çocuk bakımından kasten yaralama kapsamında değerlendirilemez. Zira kas- ten yaralama, bir durum suçudur ve yaralamaya yönelik fiillerin gerçekleştirildiği sırada ortada henüz suçun konusunu oluşturabilecek bir insan bulunmamaktadır.