Tarih Öncesi Çağlarda Bilim ve Teknoloji
Bilim ve teknolojinin birbirine yaklaşmasını tarihi
süreci dikkate alarak açıklayınız.
Bilim ve teknolojinin birbirine yaklaşmasını
Fransız Devrimi’ne kadar götürebiliriz. 1789, Fransız
Devrimi’nden sonra Fransa‘da bilim adamları yeni
kurulan üniversitelerde ve özellikle École
Polytechnique’de görev almaya başladılar. École
Polytechnique’de doğa bilimleri öne çıktı ve ilk kez
burada fizik ve kimya laboratuvarları kuruldu. École
Polytechnique’yi örnek alan Almanlar çok sayıda bilim
adamı yanında teknotrat adı verilen, teknokrasi içerisinde
yer alan, yönetici konumundaki mühendis, mimar,
teknisyen, iktisatçı vb. yetiştirdiler. Bunlar üniversite ve
özellikle sanayi laboratuvarlarında çalışıyor ve
araştırmalar yapıyorlardı. Bilim, teknolojiyi gerçek
anlamda dokuma endüstrinde ihtiyaç duyulan sentetik
boyaların kimyasal süreçlerle elde edilmesi sayesinde 19.
yüzyılın ikinci yarısında etkilemiş ve o zamandan beri
bilimle teknoloji arasındaki yakın ilişki ve karşılıklı
etkileşmeler kesintisiz ve güçlenerek sürmektedir.
Günümüzde bilim ve teknoloji arasındaki aralığın
giderek kapanması nasıl açıklanabilir?
Bilim ve teknoloji arasındaki aralığın giderek
kapanması, bilim içerisindeki uzmanlaşmanın daha
belirgin hale gelmesiyle ve de bilim ve teknoloji
arasındaki bütünleşme ile açıklanabilir.
Dünya bilim ve teknoloji çalışmalarıyla sağlanan
olanaklara örnek vererek bu gelişimin insanlığa faydasını
kısaca açıklayınız?
Dünya’da bilim ve teknoloji çalışmalarıyla bilgi,
öylesine hızlı şekilde artmaktadır ki her beş yılda hatta
bazı alanlarda daha kısa sürede bilgi birikimi aşağı yukarı
ikiye katlamaktadır. Yenilenebilir enerji kaynakları, lazer,
optik fiber, robotik, nanoteknoloji ve genetik mühendisliği
alanındaki ilerlemeler insanın hayatına bakış açısını
değiştirmiş ve bugün için sınırsız olanaklar sağlamıştır.
Bilimsel düşünmenin ve icat etmenin özünde hangi iki
ihtiyaç yatmaktadır? Açıklayınız.
Bilimsel düşünmenin ve icat etmenin özünde biri
dünyayı anlama merakı diğerinde ise yaşamı rahat ve
güvenli kılma gibi iki ihtiyaç yatmaktadır. Bu
ihtiyaçlardan ilki, insanlığın tarihinde kuşaktan kuşağa
aktarılan çeşitli yaşantı ve beceri biçimlerini kapsayan bir
teknik geleneği, ikincisi insanoğlunun duygu, inanç ve
düşüncelerini içinde toplayan bir ruhsal geleneği
oluşturmuştur. Bu iki gelenek başlangıçta ve uzun süre
farklı ellerde birbirinden ayrı kalmış bunun sonucunda da
karşılıklı etkileşme olanağı bulamamıştır. Eski yunan
uygarlığının en parlak dönemlerinde bile, uğraşıları el
becerilerine, basit teknikleri kullanan zanaatkârların, öte
yandan duygu inanç ve düşünce dünyasını oluşturan şair,
politikacı ve filozofların yer aldığı görülmektedir. Bu
ayrılık orta çağ boyunca sürmüş ancak, yeniçağ başında
ortadan kalkmaya başlamıştır. İki geleneğin birleşmesi ve
karşılıklı etkileşmesi sonrasında modern anlamda bilim
ortaya çıkmaya başlamıştır. Bilimsel düşünme ve
araştırma çabasının, iki geleneğin, deneye olanak veren
teknik becerilerle, kavramsal düşünmeye yol açan teorik
çalışmaların etkili bir kaynaşmasına dayanmaktadır.
Bilimin doğuşunun nedeni nedir?
Bilimin doğuşuna, doğayı kontrol etme çabası
yanında anlama ve bilme tutkusu da neden olmuştur.
Bilim ve teknoloji tarihi kısaca nedir?
Bilim ve teknoloji tarihi kısaca, bilim ve
teknolojinin doğuş ve gelişme öyküsü olarak
tanımlanabilir.
Bilim ve teknoloji tarihinin amacı nedir?
Nesnel bilgi ve tekniğin ortaya çıkışını,
yayılmasını ve kullanılma koşullarını incelemek ve bir
bakıma niteliği belli bir yöntemin, bir düşünme türünün
hatta geniş anlamda bir bakış açısının oluşmasını
sağlamaktır. Bilim ve teknoloji tarihi amacına, çeşitli
bilim kollarında ulaşılan sonuçları sıralayarak değil, daha
çok, bu sonuçları bağlı oldukları koşullar çerçevesinde
açıklayarak ulaşmaya çalışır. Görevi de olgu (gerçek) ve
buluşların bir katalog çalışması olmayıp, bilimsel kavram,
kuram, teknik ve anlayışın doğuş ve gelişimini izlemek ve
açığa çıkarmaktır.
Bilimi anlamak ne gerektirir?
Bilimi anlamak, bilim öncesi veya bilim dışı
düşünme biçimleriyle ilişkilerini gerektirir.
Bilimin uzun ve zorlu gelişiminde dikkat edilmesi
gereken aşamaları yazınız?
Bilimin uzun ve zorlu gelişiminde şu dört
aşamayı ayırt etmek mümkündür:
• Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarına rastlayan
ampirik (görgüsel) bilgi toplama aşaması,
• Eski Yunanlıların evreni açıklamaya yönelik
akılcı sistemlerin kurulduğu aşama,
• Orta çağda Yunan felsefesi ile dinsel doğmaları
bağdaştırma çabaları karşısında İslam biliminin
parlak başarılarını kapsayan aşama,
• Rönesans sonrası gelişmelerin yer aldığı modern
bilim aşaması.
Doğu ile Batı arasında gidip-gelen bilimsel gelişmeyi
kısaca açıklayınız.
Doğu uygarlıklarının ürünü olan bilim önce
Batı’ya geçer; önce İyonya’da, daha sonra Atina ve Güney
İtalya’da büyük atılım yapar; tam gelişme hızını yitirmeğe
başladığı bir sırada tekrar Doğu’ya döner ve Nil nehri
ağzında kurulan İskenderiye’de yeni bir parlak bir döneme
girer. Ancak bu dönemde uzun sürmez. Geometri,
astronomi, fizik ve coğrafya gibi bilim dallarında sağlanan
büyük ve gerçek başarılara rağmen, Roma yönetiminin
giderek yozlaşması ve Hıristiyanlık ile birlikte türlü mistik
inanç ve saplantıların yayılması karşısında araştırma ve
öğrenme ruhu Batı’da canlılığını yitirmekten, hatta
ortadan silinip gitmekten kurtulamaz. Bilimin yeniden
canlanması, İslamiyet’in ortaya çıkmasıyla, yine doğu
dünyasında kendini gösterir. Avrupa’nın 13’üncü yüzyılla
başlayan ve Rönesans’tan günümüze kadar giderek
hızlanan parlak bilimsel başarılarını İslam döneminin
çalışmalarına borçlu olduğu inkâr edilemez. Bilim ve
teknoloji aslında hiçbir ırkın, kültürün veya bölgenin malı
değildir.
Bilimin gelişmesi ile ilgili, bilim yavaş fakat sürekli
ilerleyen bir üretme ve çoğaltma süreci ile bilimde gelişme
birbirinden ayrı düzeyde yer alan köklü düşünme
değişikliklerinin bir sonucu olduğuna dair iki görüşü
açıklayınız.
Bu iki görüş, ilk bakışta sanıldığı gibi,
bağdaşmaz nitelikte değildir. Her ikisinde de gerçek payı
vardır. Bilimin gelişmesi karmaşık bir olaydır. Bir cephesi
değişim, diğer cephesi devrim niteliği taşır. Gerçekten
olgusal bilgilerimiz yönünden bilimin sürekli bir birikim,
saptanmış olguları yorumlama ve açıklama yönünden ise
bilimin gelişimi ancak zaman zaman patlak veren
düşüncede devrim biçiminde görülmektedir. Bilim tarihi
bu iki görüşü de ispatlama olanağı taşımaktadır. Geçmişte
gözlem ve deney yoluyla saptanmış pek çok olgusal
gerçek giderek artan bilgimizin bir bölümü olarak
geçerliliklerini sürdürmektedir. Bunları bir yana itme,
geçersiz sayma yoluna gidemeyiz; geçmişte bulunmamış
olsalardı, bugün bulunacaklardı. Oysa aynı sürekliliği,
olguları açıklama amacıyla bilgilerce ileri sürülen kuram
veya kuramsal nitelikteki varsayımlarda bulamayız. Bilim
tarihinin değişik dönemlerinde aynı olgu grubunu
açıklamak için çok kez birbiriyle ilişki olmayan kuramlar
ortaya atılmıştır.
Bilim genel anlamda nasıl tanımlanır?
Bilim, genel anlamda “evrenin yapısını ve
davranışlarını gözlem ve deney yardımıyla sistematik bir
şekilde incelenmesini ve yasalar biçiminde açıklamaya
çalışan düzenli bilgi bütünü” olarak tanımlanabilir. İnsan
için, yaşamın başladığı andan itibaren çevresinde olup
biten olayları anlamak ve açıklamak vazgeçilmez bir tutku
olmuştur. Bu açıdan bakıldığında bilim, özellikle doğaya
ilişkin kuram ya da beklentilerimizi sürekli sorgulayan bir
faaliyet olarak da tanımlanabilir.
Akademik düzeyde bilimlerin kaç kategoride ele
alındığını açıklayınız.
Akademik düzeyde bilimler iki ana kategoride
ele alınır. Doğa olaylarını araştıran ve inceleyen doğa
bilimleri (veya doğal bilimler) ile toplumu, bireyi ve
insanî faaliyetleri ve davranışları araştıran ve inceleyen
sosyal (veya beşerî) bilimler. Biyoloji, fizik ve kimya gibi
bilimler doğa bilimlerine örnek gösterilirken, iktisat,
sosyoloji ve antropoloji gibi bilimler sosyal bilimlere
örnektir. Bu temel alanlar arasında çok çeşitli ilişkiler
olmuş, mühendislik ve tıp gibi bu alanlarla ilişkili birçok
uygulamalı disiplin de olduğu gibi özellikle son yüzyılda
birçok ara bilim dalları ortaya çıkmıştır; sibernetik,
astrofizik ve tıbbi antropoloji bu bilim dallarına örnek
gösterilebilir. İki ana kategoriden farklı olarak üçüncü bir
kategori ise formal bilimlerdir. Formal bilimlere ise
matematik, istatistik ve mantık örnek olarak gösterilebilir.
“A priori” nedir?
A priori, deneye dayanmayan, akıl yolu ile
önceden kabul edilen anlamında kullanılmaktadır.
Bilimin genel olarak incelenmesinde öne çıkan dört
alanı yazınız.
Bilimi genel olarak dört alana ayırarak incelemek
mümkündür. Bunlar;
• Sosyal olaylar ve insan davranışlarını konu alan
“Sosyal Bilimler”,
• Doğanın ve incelediği Fizik, Kimya, Biyoloji’yi
de içeren “Fen Bilimleri”,
• Bilimsel yöntemlerle elde edilen bilgilerin
uygulamaya konulduğu “Uygulamalı Bilimler”
• Hem Fen Bilimlerine hem de bazı yönleriyle
Sosyal Bilimlere benzeyen ve bilim dili olarak
adlandırılan “Matematik”
Teknoloji kavramını açıklayınız.
Teknoloji, Yunanca, tekhne (sanat, zanaat) ve
logos (bilgi, söz, sözcük) sözcüklerinden oluşan bir terim
olup, Antik Yunanistan'da "bilgiden gelen zanaat"
anlamına geliyordu. Zaman içinde anlamı değişen sözcük,
bilimsel araştırmalardan elde edilen somut ve yararlı
sonuçları ve bunlara ilişkin araç, yöntem ve süreçlerin
bütününü ifade eden bir anlam kazanmıştır. Teknoloji
ayrıca, bir sanayi dalıyla ilgili üretim yöntemlerini,
kullanılan araç, gereç ve aletleri kapsayan bilgi olarak da
tanımlanabilir. Bir insan etkinliği olarak teknoloji, insanlık
tarihinde bilim ve mühendislikten önce ortaya çıkmıştır.
Teknolojinin, bilimin uygulamacı yönü olduğu görüşlerde
bulunmaktadır. Teknoloji, günümüzde veri paylaşımının
en etkin bir biçimde kullanılmasıyla keşiflere yön
vermenin etkin bir parçası olarak da tanımlanabilmektedir.
O halde teknolojiyi kısaca bilimsel bilgiden yararlanarak
yeni bir ürün geliştirmek, üretmek ve hizmet desteği
sağlamak için gerekli bilgi, beceri ve yöntemler bütünü
olarak da tanımlayabiliriz.
Teknolojinin üretim için kullanılan evresi kaça ayrılır?
Üretim evresi dörde ayrılır. Bunlar;
• Bilimsel bilgiye ulaşmak veya geliştirmek
• Bilgiden faydalanarak bir ürün tasarlamak
• Tasarlanan bir ürünün üretim tekniklerini
belirlemek
• Üretim
Bilim ve teknoloji tarihi nedir? Açıklayınız.
Bilim ve teknoloji tarihi, teknoloji ve bilimin,
pratik yaşam gereksinimlerinin karşılanmasına ya da
insanın çevresini denetleme, biçimlendirme ve değiştirme
çabalarına yönelik uygulamaların tarihidir. Teknik, temel
olarak alet yapımı ve alet kullanarak sonuç alma
yöntemleri anlamına gelir. Alet yapma yeteneği, insan
türünü öteki canlılardan ayıran temel niteliktir. Bu niteliği
nedeniyle insan, en başında beri teknoloji üreten bir
varlıktır ve teknolojinin tarihi bir bakıma insanlığın
tarihidir.
Bilim ve teknoloji tarihini bilmenin ve öğrenmenin
yararları nelerdir?
Bilim ve teknoloji tarihini bilmenin ve
öğrenmenin çok sayıda yararı bulunmaktadır. Bunlar:
• Bilim ve teknoloji tarihi, her şeyden önce
gençlere bilim ve teknoloji sevgisini aşılar. Bilim
tarihi özellikle toplumlarda bilim insanına ve
bilime verilen kıymet ve saygınlıklar
vurgulanarak anlatıldığı zaman, gençlerde bilime
ve teknolojiye karşı ilgi ve heves oluşturur.
• Bilim ve teknoloji tarihi, gençlerde, tarihsel ve
kültürel kimlik oluşmasına yardımcı olur.
Özellikle milletimizin ve bilim insanlarımızın
bilime ve teknolojiye katkıları anlatıldığı zaman,
bu gençlerimiz kendi geçmişlerini daha iyi
tanımalarını sağlar.
• Bilim ve teknoloji tarihi, bilimin ve teknolojinin
yapısı, karakteri ve değeri hakkında en doğru
bilgiyi verir.
• Bilim ve Teknoloji Tarihi bize bilim ve
teknolojinin sürekli gelişen bir etkinlik olduğunu,
bilim ve teknolojide bir sonun olmadığını, her
zaman için yapılabilecek yeni şeylerin icat
edileceğini öğretir.
Bilimsel araştırmalarda kabul edilen genel yöntemler
nelerdir?
Bilimsel araştırmalarda kabul edilen genel
yöntemler;
• Algılama Yöntemi: Çıplak gözle ve duyu
organlarımız aracılığıyla yaptığımız bir şey veya
olay hakkındaki ilk algılamadır.
• Gözlem Yöntemi: Bu yöntem algılama
yönteminin biraz daha derinleştirilmiş şeklidir.
Duyu organlarının güçlerini arttırıcı, teleskop,
mikroskop gibi çeşitli araçlar kullanılır. Bilmek
istediğimiz bir şeyi veya olayı etkide bulunmadan
yakından gözlemek ve izlemektir.
• Deney Yöntemi: Bu yöntem gözlem yönteminin
biraz daha derinleştirilmiş şekli olup, gözlenen
olayların laboratuvar ortamında sınanmasıdır.
“Bilim nedir” sorusunda herkesin hemfikir olduğu bir
açıklamanın olmamasının nedeni nedir?
Bunun nedeni, bilimin donmuş bir yapıda
olmayıp sürekli hızla değişen ve gelişen bir etkinlik
olmasından kaynaklanmaktadır. Bilim, inceleme konusu
ve yöntemi bakımından, kapsam ve sınırları kesin
çizgilerle belli olmayan, karmaşık ve devamlı gelişme
içerisinde bulunan çok yönlü bir oluşumdur.
Bilim tarihçilerine göre bilim hangi özelliklere
sahiptir?
Bilim tarihçilerine göre bilimin şu özelliklere
sahip olduğu belirtilir:
• Bilim bilimsel verilere dayalı, kanıtlanabilir
özellikteki bilgidir yani olgusaldır. Olgulara
yönlenerek doğrulanabilir olan ifadeleri inceler.
• Bilim mantıksaldır. Bilimsel ifadeler, mantıksal
açıdan doğru çıkarımlar ile ulaşılmış, çelişkisiz
ifadeler olmalıdır.
• Bilim objektiftir. Bilim, öznel ifadeler ile değil
nesnel ifadeler ile ilgilenir.
• Bilim eleştireldir. Bilimdeki mevcut her kuram
yeni olgular ışığından çürütülebilir veya
değiştirilebilir; her kuram yerini başka bir
kurama bırakabilir.
• Bilim genelleyicidir. Bilim, tek tek bütün olgular
ile ilgili gözlem yapmaz; bunlar ile ilgili genel
kurallar ve bağıntılar bulmaya çalışır.
• Bilim seçicidir. Bilim, her türlü olguyla değil
yalnızca ilgi alanına giren ve önemli olgular ile
ilgilenir.
Bu özelliklerin dışında bilimin bir takım inançlara
dayandığı da ifade edilir. Bunlar:
• Bilim gerçekçidir. Buna göre dış dünya özneden
bağımsız ve gerçektir.
• Bilim akılcıdır. Buna göre dünya anlaşılabilir ve
akla uygun bir dünyadır. Bu nedenle olguları akıl
yolu ile kavramaya elverişli bir düzeni vardır.
• Bilim nedenselcidir. Buna göre doğadaki her
şeyin bir nedeni vardır, doğadaki bütün olgular
arasında neden-sonuç ilişkisi bulunur.
• Bilim niceldir. Buna göre var olan her şey
ölçülebilirdir.
Bilimsel yöntem nedir?
Bilimsel yöntem, yeni bilgi edinmek veya
bilinen bazı bilgileri doğrulamak veya düzeltmek
amacıyla, olayları araştırmak için ve geçmişte kazanılmış,
öğrenilmiş bilgileri tamamlamak için kullanılan
yöntemlerin tümüne denir. Bilimsel yöntemler
gözlemlenebilir, deneysel ve ölçülebilir kanıtların belirli
bazı mantıksal ilkelerle incelenmesine dayanır. Bilimsel
yöntem, 17. yüzyıldan beri doğa bilimlerini karakterize
eden sistematik gözlem, deney, ölçüm, formüle etme ve
varsayımların değiştirilmesini içeren yargılama olarak da
tanımlanabilir.
Bilim ve din arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Bilim ve din birbirinden farklı yöntemlere ve
sorulara sahiptir. Bilimsel yöntem doğal, fiziksel ve
maddesel konulara ölçüm, hesaplama ve tanımlamayı
temel alan deneysel bir biçimde yaklaşır. Dinsel yöntemler
ise evrendeki ruhani sorunları ve varlıkları doğaüstü
otorite ve ilâhî vahiy gibi kavramlarla açıklamaya ve
anlamaya çalışır. Tarihsel olarak bilimin din ile olan
ilişkisi son derece karmaşıktır. Dinsel doktrinler ve
nedenler zaman zaman bilimin gelişimini etkilerken,
bilimsel bilgi de dini inanışları etkilemiştir.
Bilim tarihi nedir ve hangi konuları içermektedir?
Bilim tarihi, bilimin ortaya çıkışını,
başlangıcından günümüze gelişimini ve geçirdiği evreleri,
bilimsel kuramları ve yasaları inceler. Bilimsel buluş ve
keşifler yanında bilimsel yöntemlerin tarihsel ve
sistematik olarak incelemesi, bilim insanlarının
çalışmaları, bilime yapmış oldukları katkılar, bilimsel
araçlar, bilimsel kurumlar ve bilim-toplum ilişkisi de
Bilim Tarihi konuları içinde yer alır.
Tarih öncesi çağları belirterek kısaca bilim ve
teknolojiden bahsediniz.
İnsanlık tarihinde bilinen en eski çağ, Yontma taş
(Eskitaş çağı)’dır. Bu çağda insanoğlunun elindeki tek
araç yontulma taştır. Zamanla taşa farklı şekiller vererek
araç olarak kullanmış, avladığı hayvanların kemiğinden
araçlar üretmiştir. Cilalı taş çağında, yapılan taş araçlar
cilalanmış ve eski aletlerin yanına balta, keser, ok ve yay
gibi yeni aletler eklenmiştir. Maden çağında, Nil, Dicle,
Fırat, İndus, ve Sarı Irmak kıyılarında toplumlar oluşmaya
başlanmış ve yazıyla ilk kez bu bölgelerde karşılaşılmıştır.
Bakır, demir ve altın madeni keşfedildi; bu madenlerden
süs eşyası, çeşitli silahlar ve aletler yapıldı.
Orta Asya’da bilime ilk önem veren milletlerden biri
olan Türklerin bilim ve teknolojiye yaklaşımı hakkında
bilgi veriniz.
Asya’da bilime ilk kez önem veren milletlerden
birisi de Türklerdir. Orta asya türk tarihi yılları öncesine
M.Ö.8000 yılları öncesine götürülmektedir. Yapılan
kazılarda, taş devirlerine ait, birçok eşya ve aletler ortaya
çıkmıştır. Bunlar arasında oyalı çanak-çömlek, çakmak
taşından uçları topuz şeklinde sivrilmiş kesici aletler,
buğday ve arpa tarımının yapıldığını gösteren araçlar
bulunmuştur. Hayvanları, özelliklede atı evcilleştirme,
Türklerde görülmüştür. M.Ö. 2800 yılları civarında,
arabayı icat etmişlerdir. Demir, bakır, altın gibi
madenlerin Türkler tarafından kullanıldığı da
bilinmektedir. Bakır ve kurşundan, çeşitli aletler
yapmışlardır. Hatta bakır ve kurşunu karıştırarak alaşım
olarak bronzu ilk kullananlar Türklerdir. Bugünkü
pantolon dediğimiz giysinin ilk örneklerini Türkler icat
etmişlerdir, çünkü at biniciliğiyle şöhret kazanan Türkler
için bu tür en uygun giysiydi. Türkler, kozmolojiye ve
takvim çalışmalarına önem veren en eski milletlerden
birisidir. Orta Asya’da yaşayan Türkler takvimi ilk
kullanan milletlerden birisidir. Hayvan adlarının
kullanıldığı takvimde on iki yıllık bir dönem bulunmakta
ve her yıl bir hayvan adıyla belirtilmekteydi. Türkler,
ipekçilik ve kumaş dokumacılığında da çok ileriydiler.
İpekli, pamuklu, yünlü ve keten kumaşları çeşitli renkte
dokumayı biliyorlardı.
“Sinantropus pekinensis” nedir?
Çin’de bulunan ilk insan kalıntılarıdır.
Çinliler hangi icatlarla bilinirler?
Çinliler; barut, kâğıt ve matbaanın icadıyla
bilinir.
Mezopotamya’da bilim ve teknoloji hakkında bilgi
veriniz.
Mezopotamya’ da aritmetik ve geometri çok ileri
bir düzeydedir. Çemberi 360 dereceye bölme düşüncesini
ortaya koymuşlardır. Mezopotamya uygarlığı, astronomi
alanında da zamanına göre oldukça ileri durumdaydı.
Astronomiyi, matematik temeller üzerine oturtmuşlardı.
On iki takımyıldızı ve diğer bazı yıldız kümeleri hakkında
bilgileri vardı. Ay ve Güneş tutulmalarını
hesaplayabiliyorlardı; tutulmalarda 19 yıllık bir periyodun
olduğunu bulmuşlardır. Evrenin, bütün olarak, su üzerinde
bulunduğuna inanıyorlardı. Cebir ve geometriyi
Mezopotamyalılar geliştirmiştir.
Mısır’da bilim ve teknoloji hakkında bilgi veriniz.
Mısırlılar, özellikle matematik, astronomi, kimya
ve tıp bilimlerinde parlak bir gelişme göstermişlerdir. On
tabanlı sayı sistemini kullanmışlardır. Rakam ve sayılar
hiyeroglif harfler ve sembollerden meydana gelmekteydi.
Sıfırı bilmiyorlardı. Dört işlemi biliyorlardı. Ayrı bir sayı
grubu olarak ele almasalar da, kesiri, göz şeklinde özel bir
işaretle gösteriyorlardı. Cebirde, “Aha” hesabı adı ile
verilen bir yöntem geliştirmişlerdi. Bu günkü, “denemeyanlışlama
yoluyla çözüm” yöntemine benzeyen bir
yöntemdi. Birinci dereceden bir bilinmeyenli denklemi
biliyorlardı. Eski Mısırlılar, geometride de ileri
olduklarından, hacim ve alan ölçmeyi çok iyi biliyorlardı.
Bu yüzden de, mimarlıkta oldukça yüksek seviyedeydiler.
Piramitler gibi görkemli binaları çök sağlam bir şekilde
yapabilmişlerdir. Düzgün olmayan yüzeylerin alanını,
“dörtgenleştirme” yöntemiyle, yani alanı dörtgenlere
ayırarak hesaplıyorlardı. Pi (π) sayısı için 3,160 değerini
kullanıyorlardı. Astronomi ve takvim yapmak, Eski
Mısır’da oldukça ileriydi. Birçok gezegeni biliyorlardı.
Gezegen ile yıldız arasındaki farkı bildikleri
sanılmaktadır. Bir günü 24 saat kabul etmişler ve
dolayısıyla geceyi de günden saymışlardır. Güneş yılı
esasına dayanan bir takvim yapmışlardır. Buna göre bir
yılda 365 gün vardır. Bir yıl, 30 günlük 12 aydan ve 5
günden meydana geliyordu. Bugün dünyada kullanılan
takvim, Mısır takviminin biraz daha şeklinden ibarettir.
Anadolu ve Ege havzasında, M.Ö.13. ve 10. Yüzyıllar
arasında kurulan ve haklarında bilgimiz olan en önemli
uygarlıklar hangileridir?
Anadolu ve Ege havzasında, M.Ö.13. ve 10.
Yüzyıllar arasında kurulan ve haklarında bilgimiz olan en
önemli uygarlıklar Urartu, Hitit, Frigya, Lidya, Grit ve
Miken uygarlıklarıdır.
Hititlerin kullandığı bilim ve teknoloji hakkında bilgi
veriniz.
Hititlerin Mezopotamya kökenli “şekel” ve
“mina” adlı ağırlık birimlerini kullandıkları, en çok bakır
ve tunçtan eşyalar yaptıkları, çivi yazısı ve hiyeroglif yazı
olmak üzere iki çeşit yazıları oldukları bilinmektedir.
Bakır ve tunç gibi bazı madenleri kullanmasını iyi bilen
Hititler, bunlardan çok çeşitli ev eşyası yapmışlardır.
Hititler, iki tekerlekli savaş arabasını ilk yapan ulustur.
Ölçü ve tartı aletleri de yapmışlardır.
İyonya ve Antik Yunan’da bilim hakkında bilgi veriniz.
İlk çağ uygarlıklarından, hakkında en çok bilgi
sahibi olduğumuz uygarlık, İyon ve Eski Yunan
uygarlığıdır. İyonya, özellikle, Çanakkale ve Muğla
arsındaki sahil kuşağından oluşan bölgedir. İyonyalıların
soyca, Yunanlı olup olmadıkları tartışmalıdır, fakat dil ve
kültürel bakımdan Grek (eski yunan)oldukları kabul
edilmektedir.