aofsorular.com
BSİ104U

Bankacılık Riskleri

3. Ünite 23 Soru
S

Risk ve belirsizlik kavramları bize neyi anlatır?

Risk ve belirsizlik kavramları birbirleri yerine kullanılan ve sıklıkla karıştırılan kavramlardır. Genel olarak risk ve belirsizlik kavramları birbirinden farklıdır. “Belirlilik” kelimesinin sözlük anlamı, “sınırları açlıkça çizilmiş̧ ve kararlaştırılmış̧ olandır”. Finansal açıdan belirlilik ise işletmelerin geleceğe ilişkin beklentilerinin (getirilerin) kesin olması, bir başka ifadeyle ne olduğunun ve ne seklide gerçekleşeceğinin bilinmesi durumudur. “Belirsizlik” kelimesinin sözlük anlamı ise niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, bilinmeyen, meçhul olandır. Finansal belirsizlik ise işletmenin beklentilerinin gerçekleşme durumunu tahmin edememesidir. Belirsizlik kelimesi çoğu zaman risk kelimesi ile ifade edilmektedir. Oysa “risk” zarara uğrama tehlikesidir. Bir başka ifadeyle beklentilerinin gerçekleşmeme durumu olarak tanımlayabiliriz. Risk, gelecekle ilgili bir beklentinin gerçekleşmeme durumunun tahminidir. Bir borcun geri dönmeme durumuyla ilgili beklentiler riski oluşturmaktadır. Finans literatüründe risk beklenen getiri ile ilişkili olarak ifade edilmektedir. Beklenen getirinin elde edilememe veya gerçekleşmeme durumu risktir.

S

Risk ve belirsizlik arasındaki fark nedir?

Risk ve belirsizlik arasındaki en önemli fark, belirsizlikte, beklentinin gerçekleşmeme durumu tahmin edilemezken riskte gerçekleşmeme durumuna ilişkin olasılıklar tahmin edilir. Risk geçmiş̧ yıllardaki beklentilerdeki değişimle, nesnel tahminlerle ve olasılık dağılımlarıyla ölçülebilir. Ancak belirsizliği, geçmiş̧ verilerinden hareketle ölçmek mümkün değildir ve tahminler öznel değerlendirmelere dayanır. Bir durumu nesnel olarak tahmin etmek ve gerçekleşip gerçekleşmeme durumunu belirlemek ancak kişisel kanaatlere ve tahminlere dayanır.

S

Bir işletme açısından piyasada nasıl riskler vardır?

Risk çeşitleri işletmelerin özellikleri ve içinde bulundukları sektörlere göre farklılık gösterecektir.   Yaşanan veya beklenen bir ekonomik krizden inşaat sektörünün etkilenme düzeyi ile gıda sektörünün etkilenme düzeyi aynı değildir. Yine finans sektöründe faaliyet gösteren bir işletme ile reel sektörde faaliyet gösteren bir işletmenin beklentileri ve maruz kalacağı risk unsurları aynı değildir. Bu nedenle risk çeşitleri riskle ilgilenme amacına ve riske neden olan olaya (kaynağına) göre farklı başlıklarda sınıflandırılmaktadır. Bir işletme ile ilişkisi bakımından riskler;

  • İşletme içi riskler ve
  • İşletme dışı riskler olarak sınıflandırılabilir.
S

İşletme içi riskler neleri kapsar?

İşletme içi riskler, bir işletmenin faaliyet konusu, kuruluş̧ yeri, organizasyon yapısı, yöneticisi, personeli ve teknolojik gelişmelere ayak uyduramamasından kaynaklanan risklerdir.

S

Bir işleteme için dış riskler nelerdir?

İşletme dışı riskler ise işletmenin içinde bulunduğu sektör ve ekonomiden kaynaklanan risklerdir. Bu risklere, pazarın durumu, rakiplerin durumunu, politik ve ekonomik değişimlerdir. Bir işletme, yurt dışından hammadde ihraç̧ eden A işletmesi ile yalnızca yurt içi piyasadan hammadde edinen B İşletmesi döviz kurundaki değişimden etkilenme düzeyi açısından kıyaslandığında A İşletmesi döviz kuru açısından daha risklidir.

S

Finansmanda “beklenen getiri” neyi ifade eder?

Bir işletmenin yaptığı ve yapacağı yatırımlardan beklenen getiri açısından bakıldığında, menkul kıymet yatırımlarında en uygun yatırım portföyünü oluşturabilmek, sabit kıymet yatırımlarında ise, yatırım kararının alınması için riskle ilgilenilmektedir. Hem bankacılık hem de reel sektörde yatırımdan beklenen getirinin, en azından yatırımın finansmanında kullanılan ağırlıklı ortalama sermaye maliyetini karşılaması beklenir. Menkul kıymet yatırımlarında beklenen getiri kâr payı ve menkul kıymet piyasa fiyatında meydana gelen değişmeler neticesinde elde edilen getiriden (sermaye kazancı) oluşmaktadır. Sabit kıymet ve işletme yatırımlarında ise beklenen getiri işletmenin nakit akışları ve/veya kâr ile tanımlanabilmektedir.

S

Bir işletme için beklenen getirideki değişime neden olan riskler nasıl sınıflandırılır?

Bir işletme için beklenen getiride değişime neden olan riskler, sistematik ve sistematik olmayan risk olarak sınıflandırılmaktadır. Sistematik risk menkul kıymet yatırımlarında beklenen getiride değişime neden olabilecek ekonomik ve politik koşullardan kaynaklanan risk unsurlarını içermektedir. Bu riskler, enflasyon riski, faiz oranı riski, piyasa (menkul kıymet piyasası) riski, ülke riski gibi çeşitlendirilmektedir. Her menkul kıymet sistematik riske duyarlılığı farklı olduğundan, bu risklerin menkul kıymet portföyleri oluşturarak tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Sistematik olmayan risk çeşitleri ise finansal risk, yönetim riski ve faaliyet (sektör) riski olarak sınıflandırılabilir.

S

Riskin ölçülebilir olması durumunda nasıl bir sınıflandırma yapılabilir?

Riskin ölçülebilir olması durumuyla ilgili yapılan bir diğer sınıflandırma ise, finansal riskler ve finansal olmayan risklerdir. Finansal riskler, piyasa riski, kredi riski, likidite riski, operasyon el risk gibi ölçülebilir risk çeşitlerini içermektedir. Finansal olmayan riskler ise, üretim riski, pazar riski, personel riski, yönetim riski, bilgi teknolojileri riski gibi risk unsurlarıdır.

S

1975 yılından itibaren bankacılık sektörüne yönelik düzenlemeler yayınlamaktadır. 1988 yılında Basel-I uzlaşısı, 2004 yılında Basel II uzlaşısı, 2010 yılında da Basel III uzlaşısı yayınlanmıştır. Bu uzlaşılarda bankaların sermaye yeterliliğiyle ilgili düzenlemelerde risk konusuna hangi başlıklar altında incelenmiştir?

1988 yılında Basel-I uzlaşısı, 2004 yılında Basel II uzlaşısı, 2010 yılında da Basel III uzlaşısı yayınlanmıştır. Bu uzlaşılarda bankaların sermaye yeterliliğiyle ilgili düzenlemelerde risk konusuna yer verilmiş̧ ve bu uzlaşılarda risk,

  1. Kredi Riski
  2. Piyasa Riski ve
  3. Operasyonel Risk olmak üzere üç̧ başlıkta incelenmiştir.
S

Finansal risk denilince ne anlaşılır?

Finansal riskler, bankaların mevduat toplama ve kredi kullandırma sürecinde almış̧ olduğu kararlar veya uyguladıkları stratejiler neticesinde bekledikleri getiride azalışa neden olabilecek risk unsurlarıdır. Bunlar, bilanço yapısından kaynaklı riskler, sermaye yeterliliği riskleri, kârlılık riskleri, kredi riski, faiz oranı riski, likidite riski gibi risk çeşitleridir. Bankalar topladıkları mevduatları, doğru yatırım araçlarına ve getirili kredilere yönlendirmezlerse varlık ve kaynak uyumsuzluğuna bağlı risklere katlanırlar ki bu riskler finansal risk olarak nitelendirilmektedir.

S

Bilanço yapısı olarak adlandırılan riskler nelerdir?

Bilanço yapısı riskleri olarak da adlandırabileceğimiz bu riskler,

  • Faiz getirisi ve diğer getiri kalemlerinin iyi planlanmamasından (kârlılık riski),
  • Sermaye yapısı ve yeterliliği dikkate alınmadan borçlanılmasından (sermaye yeterliliği riski),
  • Kullandırılan kredinin geri ödenmemesinden (kredi riski),
  • Toplanan fonların (mevduat) vadeleri ile kullandırılan fonların (kredilerin) vadeleri arasında vade uyumsuzluğu olması ve mevduat için uygulanan faiz oranı ile kredi için uygulanan faiz oranlarının esnek yapıda olmamasından (faiz oranı riski, döviz kuru riski),
  • Aktif ve pasif vade yapısına uygun yeterli likit değer bulundurmamasından (likidite riski),
  • Riskten korunmaya yönelik oluşturulan menkul kıymet portföylerinde yer alan menkul kıymet ve türev ürünlerin risk faktörleri dikkate alınmadan oluşturulmasından (piyasa riski) kaynaklanır.
S

Karlılık riski denilince ne anlaşılır?

Dağıtılmayan geçmiş̧ yıl kârları önemli oto finansman kaynaklarından biridir. Bu nedenle bankacılık sektörü için kâr ve kârlılık önemli bir hedeftir ve kârdan beklentilerin doğru planlanması gereklidir. Beklenen kârlılığın sağlanamaması önemli bir öz kaynak kaleminden vazgeçmek anlamına gelmektedir ki bu durum bankaların rekabet gücünü de zayıflatır.

S

Karlılık riski olarak bir bankanın net faiz gelirinin azalmasına neler sebep olabilir?

Kârlılık riski de bilanço yapısıyla doğrudan ilişkilidir. Aktif/pasif yapısının kredi ve mevduatlardan oluşması durumunda net faiz gelirinin azalmasına neden olabilecek hususlar şöyledir,

  • Mevduat ve kredi faiz oranlarının doğru faiz oranları ve esnekliklerle belirlenmemiş̧ olması,
  • Yabancı paralı mevduat ve kredilere ilişkin döviz kurunun doğru tahmin edilememesi ve
  • Mevduat ve kredi vadelerinin uyumlu olmaması olarak sayılabilir.
S

Sermaye yeterliliği riski bize neyi anlatır?

Sermaye yeterliliği bankaların aktif/pasif yapısına bağlı olarak ortaya çıkan finansal riskleri bir başka ifadeyle beklenmedik kayıpları karşılayacak yeterli düzeyde sermaye bulundurmasını ifade eder. Daha önce de üzerinde durulduğu gibi bankaların pasif yapılarının önemli bir kısmını mevduat ve dış̧ borçlanma araçları oluşturmaktadır. Bu yapı içinde büyük bir çoğunluğu borçlardan oluşan pasif yapısı içinde borçlanma maliyetlerine (faiz, kur farkı gibi) ilişkin risklerini karşılayacak yeterli düzeyde öz kaynak bulundurması gerekmektedir.

S

Sermaye yeterliliğine ilişkin yapılan analizlerde hangi hususlar incelenir?

Bankaların mevcut sermaye yapıları bu riskleri karşılamaya yeterli ise sermaye yeterliliğine ilişkin risk düzeyleri düşük, yetersizse risk düzeyleri yüksektir. Sermaye yeterliliğine ilişkin yapılan analizlerde;

  • Risk ağırlıklı aktifler ve yabancı kaynaklar karşısında bankanın durumu,
  • Özkaynakların gelişimi,
  • Özkaynak yetersizliği durumunda ortakların karşılama güçleri ve
  • Özkaynak yeterliliği standart rasyosunun belirlenip belirlenmediği gibi hususlar incelenir.

Sermaye yeterliliğinin analizi yapılırken bazı oranlardan faydalanır ve bu oranların geçmiş̧ dönemlerle karşılaştırması yapılır. Bu oranlar; sermaye yeterliliği oranı, öz kaynakların borçları karşılama oranı öz kaynakların kredilere oranı, öz kaynakların duran varlıkları karşılama oranıdır.

S

Kredi riski söz konusu olursa, bu risk bize neyi ifade edecektir?

Kredi riski, bankaların aktif yapısının önemli bir bolümü oluşturan kredilerin geri ödenmemesi veya geç̧ ödenmesi durumunda gelir ve dolayısıyla öz kaynaklarında oluşabilecek değişimi ifade etmektedir. Kredi riski bankaların kullandırdığı kredilerin geri ödenmeme riskidir. Bu risk aktif kalitesi ile doğrudan ilişkilidir. Bir bankanın aktiflerinin riskli olması durumunda kredi riski artacaktır.   Bankalar, fon fazlası olanlar ile fon ihtiyacı olanlar arasında aracılık faaliyetini yürüten işletmelerdir.   Bankaların aracılık faaliyetiyle kullandırdığı kredinin zamanında geri ödenmemesi veya hiç̧ ödenmemesi durumunda tasarruf sahiplerinden topladığı mevduatın zamanında mevduat sahiplerine geri dönmemesi veya hiç̧ dönmemesi anlamına gelir. Bu durum aracılık faaliyetinden ele edeceği gelirlerini etkiler. Çünkü bankalar, mevduat sahiplerine faiz öderken, kullandırdığı kredinin geri dönmemesi durumunda bu faiz giderlerini karşılayacak faiz gelirini elde edemez. Bu da bankanın zarar etmesine ve sermayesinin azalmasına neden olacaktır. Yeterli sermayenin olmaması durumunda ise bankanın piyasada güvenilirliği sarsılacaktır.

S

Piyasa riski nasıl bir risktir?

Piyasa riski, menkul kıymetlerin işlem gördüğü piyasada enflasyon veya faiz oranlarındaki dalgalanma gibi belirli bir ekonomik neden olmaksızın menkul kıymet fiyatlarının dalgalanma riskidir. Piyasada işlem gören menkul kıymet fiyatlarının değişmesine, psikolojik ve spekülatif etkiler (savaş̧, seçim, kaos ortamı, siyasi skandallar, menkul kıymeti piyasada işlem gören firmaya özgü̈ skandallar gibi) neden olabilir. Menkul kıymet fiyatlarında değişime neden olan bu risklerin firmaya özgü olanları portföy teorisi çerçevesinde menkul kıymetlerin çeşitlendirmesiyle yok edilebilir. Ancak, kur riski, faiz oranı riski ve enflasyon riski gibi riskler yok edilemez. Çünkü bunlar, belirsizliğin arttığı durumlardır belirsizlik ortamında yatırımcı karar almaktan kaçınmaktadır. Piyasa riski, bankaların içinde bulunduğu sermaye piyasasında yaşanan dalgalanmaların yine yapmış̧ olduğu menkul kıymet yatırımlarının değerini etkileme riskidir. Piyasa riski, diğer risk çeşitlerinde olduğu gibi bankaların kârlılığı üzerine etki eder. Banka topladığı fonları çeşitli finansal araçlara (devlet tahvili, hazine bonosu, hisse senedi gibi) yatırmakta veya finansal araçlar (tahvil, bono) ihraç̧ ederek kaynak sağlamaktadır. Menkul kıymet piyasasında yaşanacak olumsuz bir dalgalanma menkul kıymet yatırımlarından beklediği getiriyi azaltabilecek veya borçlanma maliyetlerini arttırabilecektir. Her iki durumda bankanın kârlılığı ve sermaye yeterliliği üzerine doğrudan etki yapacaktır.

S

Basel komitesinin düzenlemelerinde operasyonel riskleri nasıl tanımlanır?

Basel Komitesinin düzenlemelerinde operasyonel risk, “uygun olmayan ya da işlemeyen iç süreçler, insanlar ve sistemler ya da dış̧ etkenler nedeniyle ortaya çıkabilecek zarara uğrama riski” olarak tanımlanmıştır. Operasyonel riskler, yöneticinin riskleri doğru analiz edip yönetememesinden, personelin dikkatsizliğinden, teknolojik yetersizlik veya boşluktan veya terör olaylarından kaynaklanabilir.

Operasyonel riske neden olan insan faktörü̈, banka yönetimi ve çalışanların eğitim düzeyinin yetersizliği, ihmali, görevi kötüye kullanması gibi nedenlerle bankayı zarara uğratabilir. Banka çalışanları bankaların maruz kaldığı operasyonel riskin ortaya çıkmasında önemli bir faktördür. Sistem faktörü ise, bankanın teknolojik gelişmelerin dışında kalması mevcut teknolojik alt yapılarının yetersiz olması durumudur. Dışsal faktörler ise, bankanın tabi olduğu yasal mevzuata ilişkin riskler, faaliyet gösterdiği ülkeye ilişkin politik riskler, doğal afetler, terör gibi risk unsurlarından oluşmaktadır.

S

Yönetim riskini arttıran faktörler neler olabilir?

Yönetim riski, işletmenin yönetim kadrosunun kalitesinin ve kurumsal yönetim becerisinin finansal yapısı (aktif/pasif yapısı) ve kârlılığı üzerine etkisidir. Yönetim riskini arttıran faktörler;

  • Yanlış aktif/pasif yapısının oluşturulması, vade uyumsuzluğuna sebep olunması,
  • Risk faktörleri dikkate alınarak kredi ve mevduata uygulanacak faiz oranının doğru tespit edilmemesi,
  • Likidite riskine neden olabilecek nakit bulundurma kararlarının alınması,
  • Piyasaya ilişkin öngörüleri takip edememesi ve doğru menkul kıymet yatırım portföylerinin oluşturulmaması,
  • Astlarıyla uyum içinde çalışamaması olarak sıralanabilir.
S

Teknolojik gelişmeler bankalar için bir risk teşkil eder mi?

Bankacılık sektörü teknoloji en çok kullanan sektörlerden biridir. Bu nedenle teknolojik gelişmelerden ve teknolojinin sebep olduğu boşluklara maruz kalmaktadır. Öyle ki, teknolojik açıdan geri kalmış̧ bankaların müşteriye ulaşması güçleşmekte ve rekabet gücü̈ zayıflamaktadır. Bankacılık sektöründe teknoloji insan kadar önemli bir faktördür. Teknolojik riskleri,

  1. Teknoloji sabit yatırım riski,
  2. Sistemin geliştirilmesi ve uygulanmasına ilişkin aksaklıklar ve
  3. Sistemin kapasite ve güvenlik problemleridir.

Bankalarda birçok ürün örneğin, para çekme, para yatırma, internet bankacılığı, telefon bankacılığı gibi teknoloji vasıtasıyla müşteriye sunulmaktadır. Bankaların ürünlerin pazarlaması ve sunulmasında kullandıkları teknolojinin eski olması bazen teknolojinin güncellenmesiyle düzeltilebilirken bazen de çok ciddi yatırımlarla teknolojinin kökten değiştirilmesini gerektirebilir. Bu da bankalar için ciddi bir sabit yatırımı gerektirmektedir. Ciddi sabit yatırım gerektiren bu teknolojiden beklenen getirinin elde edilememesi teknolojiden kaynaklı yatırım riskine neden olmaktadır. Teknolojik alt yapının oluşturulmasından sonra sistemin banka içi personel tarafından uygulanmasındaki güçlükler ve sistemin ağır islemesi personelin sistemin kullanırken hata yapmasına neden olur.

S

Yasal düzenlemeler ve politik değişimler bankalara nasıl bir risk getirecektir?

Bankacılık sektörünün sağlıklı isleyişi ve güvenilirliğine yönelik yurt içi ve yurtdışı̧ menşeili düzenlemelerin bankaların finansal bilgi sistemi üzerine etkilerini ifade etmektedir. Yasal risk, mevzuatta yer alan düzenlemelerin yerine getirilmemesi nedeniyle, kredilerin geri dönmemesi, değer kaybetmesi, mevduat ve borçlara ilişkin yükümlülüklerin (vergi, çalışanlara yönelik sosyal güvenlik kesintileri gibi) artması, yasanın uygulanmaması nedeniyle cezaya maruz kalınması gibi risk unsurlarını içerir.

Politik risk ise para piyasasına yön veren düzenleme kurumlarının (Merkez Bankası, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu gibi) aldıkları politik kararlar nedeniyle bankaların zarar etme durumudur. Politik risk, ekonomiye yönelik alınan politik kararlar sonucu ortaya çıkmakta ve döviz kuru riski, faiz oranı riski, enflasyon riski gibi bir takım finansal risklerin sebebi olabilmektedir.

S

Pozisyon riski nedir?

Pozisyon riski, bankaların menkul kıymet alım satım işlemlerine aracılık etme fonksiyonu nedeniyle menkul kıymet yatırımları kendi yatırım portföylerine girmemiş̧ olmasına rağmen, menkul kıymet alım satımıyla ilgili aracılık faaliyetinden kaynaklanan birtakım yükümlülükleri üstlendiği risklerdir.

S

Karşı taraf riski nasıl bir risktir?

Karşı taraftan umulan süre içinde sözleşme konusu yükümlülüğün zamanında yerine getiremeyeceğinin anlaşılması, işlemin sonuçlandırılamaması riskidir. Karşı tarafın söz konusu yükümlülüğünü sözleşme süresi sonunda yerine getiremeyeceğinin anlaşılması durumu ise işlemin sonuçlandırılması öncesi oluşan risktir.

Karşı taraf riski, karşılığında yeterli teminat bulunmadan borç̧ verilmesi veya diğer taahhütlerde bulunulması, varlıkların ödünç̧, emanet veya teminat olarak kullanılması gibi nedenlerle, varlıkların geri alınması sırasında ortaya çıkan risklerdir.

Bir bankanın veya aracı kuruluşun;

  • Bedelini ödemesine rağmen menkul kıymeti teslim almaması,
  • Bedelini tahsil etmeden menkul kıymeti teslim etmesi,
  • Uluslararası işlemlerde (örneğin akreditifte) teslim ve ödeme arasında 1 günden fazla süre geçmesi işlemin sonuçlandırılamamasına bir başka ifadeyle karşı taraf riskine neden olur.